Hep övünürdüm;

Ona uğurlu gelmişim diye.

Doğum günüm ve tarihim 1 Ocak 1961’de Avrupa Kupaları’nda final maçı oynayan ilk Türk futbolcusu unvanını aldı.

Spora, Fenerbahçe'de basketbol oynayarak başladı.

1956 profesyonel futbol kariyerinin de başladığı yıl oldu.

Tabi yine Fenerbahçe’de.

Milli Türk Takımı formasını hem basketbol hem de futbol sporunda giyen ilk ve tek sporcusunun karşısında onun adı var.

Aynı gün içinde, Galatasaray'la oynanan basketbol maçında 28 sayı kaydederken, Dolmabahçe'de de futbol maçına çıkmış ve bir gol atmış bir oyuncu da o.

İtalyan futbolseverler ona “Sinyor Bartu” dediler.

Sonsuza dek adı lakabı oldu.

İlkleri ise Can Bartu efsanesi.

Can Bartu;

Namı diğer “Sinyor” Bartu, aynı gün hem futbol maçında, hem de basketbol maçında forma giymiş kayıtlardaki tek sporcu…

İtalya’da top koşturduğu yıllarda Inter’in ünlü teknik direktör Helenio Herrera, Can Bartu’lu Fiorentina’nın Inter’i 4-1 yenip perişan ettiği maçtan sonra“Can futbolun şairidir.” dediği

Delikanlı Can Bartu.

İstanbul beyefendisi Can Bartu.

Ben aktif spor devrine yetişemedim;

Sinyor’u rahmetlilerim büyükbabam ve babamdan öğrendim.

Bir de bu ülkede o zamanlar dünyaya gelen pek çok çocuğa ona ithafen Can adının verildiğini.

Can Bartu’nun yeşil sahalarda top koşturduğu yıllarda futbol henüz bir endüstri değildi.

Kulüplerde bu günkü gibi siyasete bulanmış değillerdi.

Holigan deseniz ahali garip garip bakardı;

Ne ola ki bu holigan diye.

Elbette koyu taraftarlık o zaman da vardı ama

Ölmeye filan gidilmezdi maçlara.

Rekabet düşmanlığa dönüşmemişti.

Topun adı meşin yuvarlıktı.

Kış aylarında sahadan çamura bulanmadan çıkana topçu gözüyle bakılmazdı.

Sadece spor toto oynanırdı, kimse de milyarder filan olmazdı.

Kulüpler adlarının kumara kupon edilmesini akıllarına bile getirmezlerdi.

Gün gelecek liglerimizde yedi düvelden yüzlerce futbolcu oynayacak ve bunlara servetler ödenecek denilse adama deli diye bakarlar vah vah derlerdi.

Hele Bu kadar futbolcu ve parayla hala Edirne’yi geçemeyeceğimiz söylense daha kim bilir ne derlerdi.

İşi ileri götürüp Atatürk adlı stadyumların yıkılıp yerlerine yapılanlara bilmem ne arena ismi verileceğini söylense kesin kızmakla kalmayıp kramponlarla vura vura kovalarlardı.

Demem o ki;

Sinyor futbolcuya topçu diyen bir neslin idolü idi.

83.yaşında bir devir daha kapandı.

O da bu ülkenin ve Türk Milleti’nin ölümsüzleri arasında ki yerini aldı.

Ne yazık ki

Ölümsüz olmak için ölmek gerekiyor.

Ruhu şad olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246