İnsanlarımızın en kolay, en çabuk dolayısı ile de en sık kullandıkları haklarından biri okumama hakkı.

Doğru; kimse kimseyi herhangi bir şeyi okumaması konusunda zorlayamaz. Zaman zaman okuma hakkına dair müdahaleler olsa da okumama hakkı kutsalmış gibi algılanır.

Okumayı teşvik edici ve sevdirici faaliyetlerin yoka yakın seyretmesi de bu durumun en ciddi etkenlerinden biridir.

Okumama hakkı diğer hakların kullanılması açısından en tetikleyici haktır. Kişi bu hakkını kullandığında, düşündüğü gibi sanmak, duyduğunu kabullenmek, yorum yapmamak, gelişmeleri izlememek, bilgi ve sözcük dağarcığını genişletmemek, sıradan olmak ve kalmak, kendi bakış açını oluşturmamak, dayatılanı kabullenmek, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, çevresine duyarsız kalmak, içinde bulunduğu çağı yakalamamak, toplumsal olaylara yabancılaşmak, cahil kalıp cehaletin üzerine basa basa yaşamak gibisinden pek çok hakkını da kullanmış olur ki, sonuçta kişilik haklarını bile savunamaz hale gelir. Ben buna zincirlime reaksiyon hakkını kullanmak diyorum.

Okumama hakkı, domino etkisi yaratan en ciddi haklardan biridir. Ancak sonuç domino taşlarında olduğu gibi sadece yıkılmaktır.

Elbette özgürdür kişi. İster okur ister okumaz. Bu konuda zorlayıcı kanun maddeleri çıkartmakta mümkün değil. Ancak okumama oranı belirlenebilir ki, okumama hakkını kullanan için o da hiç mühim değildir.

İnsanları okumama haklarını neden bu derece sıklıkla kullandıklarını pek anlamamış olsam da, yazılanlara bakınca pek de haksız değiller canım dediğim de olmuyor değil.

Yazanların bile en azından yarısının bu haklarına ısrarla sahip çıktıklarını düşünüyorum. Onları da kurdukları cümlelerin özneleri yüklemleri ele veriyor haberleri bile olmuyor bazen.

Dünya standartların gerisinde de kalsa bizim ülkemizde de okuyucuya arz edilen binlerce kitap, dergi, araştırma, yerel ulusal gazete var. Ancak burada arz talep dengesinin kurulması mümkün değil. Talep arzın her daim kırk adım gerisinde.

Sanırım insanların pek çoğu yan yana dizilmiş cümleleri okumanın çok zor olduğunu düşündükleri için bu haklarını kullanıyorlar. Satırlar ve sayfaların böyle bir özellikleri var ama sevimli görünmek gibi de bir kaygıları yok tabii.

Ömürleri boyunca okumama haklarını kullana kullana yazma hakları da olduğunun farkına bile varmayan kim bilir kaç nesil geldi geçti. Gelecek ve geçecek.

Okumak zor iş kabul. Çünkü bir de anlamak gerekiyor okunanları. Biz de cehalet kavramı okuma yazma oranı ile eş tutulur. Bu bile okumama hakkının çok sık kullanıldığının bir delilidir. Nitelikli Cehalet’i yazarken ülkemizde ki okumama hakkının kullanılması sonucunda oluşan öyle çok istatistiki veri taradım ki, sonuçta diken diken olan saçlarımı tarayamaz duruma geldim.

Yazın tarayıcınıza Türkiye’de okuma oranları diye, değil tarak fırça yetmeyecek göreceksiniz.

Olmuyor; bir türlü aşamıyoruz bu engeli. Müfredatlar değişiyor, sistemler değişiyor çelişki devam ediyor, okumama hakkını kullananların sayılar hep artıyor.

Galiba merak ile de ilintili bir konu bu. İnsanımız meraklı olmasına meraklıdır aslında ama merakı daha çok magazinsel boyutta. Hiç bir şeyi derinlemesine nedenleri ile merak etmiyor. Bana çok çok ilginç gelir, Kuran’ın bile ne söylediğini merak etmiyor, Söylemediklerini satanlara itibarı din sayıyor.

Velhasıl okumama hakkı kullanılmaya devam edildiği sürece, başına gelene katlanma hakkının kullanılması zorunda kalınması kaçınılmaz.

Okuma denilince akla ilk kitap okuma kavramı gelse de, okumama hakkı sadece buradan vurmuyor insanı. Olayları da okuyamaz oluyor kişi. Bakıyor, görüyor, zihnen algılasa da okuyamıyor. Neden sonuç ilişkilerini kuramıyor. Kuramadıkça da nedenini bile bilemediği pek çok olayın acı sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyor.

Velhasıl okumama hakkı insanın canına okuyor.

Bu yazıda okumama hakkınızı kullanmadığınız için şükranlarımla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246