banner263

Korona virüs salgınıyla mücadele ederken rakamların seyri aşağıyı gösterdiği şu günlerde normalleşme süreci nasıl ve ne şekilde olacak diye soruluyor, soruşturuluyor.  Yetkililer bunun kademeli ve kontrollü olacağını söylüyorlar. İlk etapta Avm’ler, berber ve kuaförler açıldı. Bankalar normal mesailerine geri dönerken otomotiv sektörü üretimine kaldığı yerden başladı.

Normalleşme sürecinde herkesin önceliği ve talebi farklı doğal olarak.   Fanatik spor tutkunları, spor müsabakalarının yapılmasının hesabını yaparken, bir an önce uçuşların serbest bırakılmasını soranlardan tutun masaj salonlarının ne zaman açılacağını bekleyenlere;   at yarış sektörünün perişan olduğunu, ivedilikle buna bir çözüm üretmek gerektiğini söyleyenlere, hatta dans okullarının açılmasını bile talep edenlere kadar daha niceleri var…

Yani insan neyin eksikliğini hissediyorsa onu normal görüyor.

Peki, bu normaller arasında müslümanın cami veya cemaate kavuşma istek ve arzusunun istenilen seviyede olduğunu söylememiz mümkün mü? Elbette ki değil. Çünkü biraz daha ertelense de olur anlayışı hâkim.

Elbette ki tedbir, herkes ve her şey için söz konusu. Buna diyeceğimiz bir şey yok.

Asıl benim dikkat çekmek istediğim şey;  dünyevi ihtiyaçlarımızın giderilmesi hususunda çözüm önerileri sunduğumuz kadar, camide topluca namaz kılmak için de bir alternatif yeterince, niye üretemiyoruz?

 Mesela, yardım parasını almak için, PTT ve banka önlerinde fiziki mesafeye dikkat edildiği, ve belli sayıda içeriye insan alındığı, maskeli olunma şartı getirildiği gibi, camilerde namaz kılmak için herkes kendi seccadesini getirse, sosyal mesafeye dikkat edilip boş olan cami bahçeleri de bunun için kullanılsa veya daha dikkatli olmak adına sadece farzlar kılınıp dağılınsa olmaz mıydı?

 Elbette ki cami ve cemaat için kaygılanan, hesap kitap yapan, tedbir için kafa yoran insanlar yok değil,   ancak istenilen seviyede olmadığı kanaatindeyim. Ancak yeterli değil.

 Her şey dünya eksenli dizayn edildiğinden tartışmalar, konuşmalar bu minval üzerine, enine boyuna irdeleniyor.

   Allah’a olan ibadet, itaat;  teslimiyet ve tevekkül anlayışı da sadece isteklerimize kılıf uydurma şeklinde kendini gösteriyor.

    Elbette ki ekonomi de çok önemli! Çarkların bir şekilde kontrollü de olsa çalışması lazım. Yoksa insanlar daha fakirleşecek ve bir birine muhtaç duruma düşecek.  Ancak insanların topluca bu kadar zamandır ibadetten uzak olması da manevi ve psikolojik olarak birçok sıkıntıya sebep olmakta. Tabiri caizse; onun da çarklarının dönmesi lazım, bunun için de çözümler üretmeli, öneriler, teklifler ve olasılıklar enine boyuna tartışılmalıdır.

  İfade ettiğim gibi her şey maddiyat, alışveriş, tüketim, haz ve lezzet üzerine kurulu olduğu için, kapitalist anlayışın bizim ruhlarımıza kadar sirayet etmiş olması nedeniyle bunu düşünemiyoruz pek.    Kısaca; insanın zikri neyse fikride o oluyor. İnsan neyi önceliyorsa ibadet ve ibadethaneyi bile onun arkasından gelen bir şey olarak algılamaktan kendini alamıyor… Dünyevileşen insan, dünyasını en önde götürmenin kaygısını taşırken ikinci planda ahretinin hesabını yapıyor.

  Görüldüğü gibi; mesele tedbirden öte bir anlayış, hatta anlayıştan önce bir inanç meselesidir. 

  Bu inanca sahip, arada bir izin verildiğinde marketlere bedenin gıdası için akın eden müslümanlar, sosyal mesafeye dikkat ederek tek başına da olsa camiye uğramaya da niyetlenmeli. Arada bir, tek başına gidip ferdi olarak camide namazını kılarak hasret gidermeli.  Hiç olmasa müsait bir zamanda camiye gelip uzaktan dolu dolu gözlerle bakmanın nasıl bir kısıtlaması ve engeli var.  Boş tarlasını, ekili olmayan arazisini bile ziyaret etme gereği duyan Müslüman, cami ne halde, diye sorsa soruştursa çok anlamsız bir şey mi yapmış olur Allah aşkına!

 Sonsöz olarak: Her tedbire riayet edeceğiz. Ancak bu tedbirler cami cemaat, namaz aşkımızı daha da körüklemeli. Sözle değil özlü ve Müslümanca bir anlayışa hâkim olmalıyız. Derdimize çare ararken uzak kaldığımız asıl derdimizi unutmamalıyız Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254