24 Haziran tarihli yazımda “Cumhuriyet 3.0 yükleniyor. Bugün hepimiz sandıklara gidip en kutsal vatandaşlık görevimizi ifa edeceğiz. Tarihi seçim ile cumhuriyetimiz 100. yılına üçüncü aşamasında girecek” demiştim. Bu aşama geçildi ama bu yeni dönemde artık kronikleşen toplumsal meselelerin de üzerine gidilmesi gerekiyor.

Toplum yapımız çatırdıyor

Doğal olarak herkes şimdi ekonominin canlandırılmasını, döviz kurlarında ve enflasyonda fiyat istikrarının sağlanmasını bekliyor. Bunlar elbette yapılmalı ama ben iktidardan bunlardan daha önemli olarak gördüğüm, bozulan toplumsal yapımızın düzeltilmesi için sıkı bir rehabilitasyon sürecine girmesini talep ediyorum.

Daha az parayla elbette bir şekilde yaşarız lakin hırsızlık yapmak için açık kalan kapımızı gözleyen bir komşuyla, kadınlara ve çocuklara gözünü diken sapıklarla ve kimseye saygısı olmayan insanlarla yaşayamayız. Toplumsal huzurumuz için çok ciddi çalışmalara ihtiyaç var.

Bu düzen değişmeli

Şimdi herkes sapıklara, tecavüzcülere ve çocuk istismarcılarına başta idam olmak üzere ağır cezalar istiyor. Ben de istiyorum, ‘kısasta hayat vardır’ ayetinin de mutlaka dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum fakat asıl çözüm yolu sinekleri öldürmek yerine bataklığı kurutmaktan geçiyor.

Ayrıca mevcut yargı kadromuzun durumu da ortada. Şahsen ben hala aynı kanunlara göre işlem yaptıkları halde benzer davalarda farklı kararlar veren ve bir standardı olmayan hakimlerimize de güvenmiyorum. O yüzden cezalardan ziyade ferdin ıslahına yönelik icraatların yapılması lazım.    

Kanalizasyon akışı kesilmeli

Televizyon reklamları, dizileri ve filmler aracılığıyla topluma sürekli cinsellik pompalanıyor. Dondurma reklamlarında bile kadın bedeni üzerinden pazarlama yapılıyor. Hatta bu günlerde ekranlarda dönen bir reklamda küçük yaştaki çocuklar birbirlerine dondurma üzerinden kur yapıyor.

Kahramanlarının havuzlu villalarda yaşamadığı, jiplere binmediği bir dizimiz de yok maşallah. Hep zengin ve lüks yaşamlar topluma empoze ediliyor. Tüm yayınlar cinselliği ve nasıl olursa olsun para kazanıp zengin olma arzularını körüklüyor. Gelinen noktada bu düzen, hırsızları, sapıkları, azdırılan isteklerini karşılamak için her yolu deneyen insanları üretiyor.

Acil önlemler alınmalı

Yıllardır topluma el altından feminizm aşılanıyor. Eşler arasında anlayışın yerini ‘o beni mutlu etmek için daha çok çaba sarf etmeli’ yaklaşımı alıyor. Sözde medeni yasalarla aile düzenimiz çatırdıyor. Ben merkezli ve şişirilmiş egolu insan sayımız arttıkça ailede ve toplumda çatışmalar artıyor.

Batı merkezli yasal düzenlemeler bizim yapımıza uygun olmadığı için kaş yapmaya çalışılırken göz çıkarılıyor. Hep mağdur kadınlara göre dizayn edilen yasalar yüzünden en ufak meselelerde bile evden uzaklaştırma alan erkekler zamanla suç makinesine dönüşüyor. Her yeni düzenlemeden sonra şiddet vakalarında artış yaşanıyor.

Sonuç olarak çok çok uzun müzakerelere ve bilimsel çalışmalara, analizlere ihtiyaç var. Toplumsal yapımızın çok iyi bir şekilde röntgeni çekilmeli ve acilen ameliyat masasına yatırılmalıdır. Hukukçular, psikologlar, sosyologlar, din adamları başta olmak üzere çok geniş katılımlı çalışmalarla bize uygun çözüm yolları üretilmelidir.

Bizi biz yapan değerlerimiz böyle erozyona uğramaya devam ettikçe, kişi başına düşen gelirin ne kadar arttığının ya da neyi ne kadar ürettiğimizin hiçbir anlamı yok. Ne zaman tekrar evlerimizin kapısına kilit vurmayacak duruma geliriz, işte o zaman yeniden bir şahlanışa imza atarız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234