İnsan hayatının yok olması, malın mülkün bir anda yanıp kül olması, elimizdeki değerlerin bir alev topu ile yok olup gitmesi gibi olayları yaşıyoruz. Hani derler ya; “bir kıvılcım, bütün dünyayı yok eder.” Aynen öyle.

Hani her zaman tetikte olmak, yaşarken önlem almak, “bana bir şey olmaz” diye düşünmek yerine, “acaba ben olası bir tehlikeyi nasıl önlerim?” düşüncesiyle hareket etmek insanları güvende hissettirir. Fakat, pek çok insan, önlem almanın gerekliliğini önceden değil de başına herhangi bir olay geldiği zaman anlıyor. O zaman ise iş işten çoktan geçmiş oluyor.

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özgen, insanlar için önemli, mal ve can güvenliği için dikkat edilmesi gereken bir sisteme, yangın alarm sistemlerine dikkat çeken bir açıklama yaptı. Ülkemizde aktif olan yangın alarm ve söndürme sistemi oranının çok düşük olduğunu söyledi. Özgen, "Özellikle gökdelen ve tarihi binalarda bu sistemlerin çalışmaması, faciayı beraberinde getirme olasılığı yüksektir" dedi.

Olası bir yangın sırasında binadaki can ve mal kaybını en aza indirgemek için kullanılan yangın algılama ve uyarı sistemleri, özellikle binanın kör noktalarında çıkan yangınların erken fark edilip söndürülmesinde büyük katkı sunuyor. Bu sistemlerin aktif olması, olası birçok yangına büyümeden müdahale edilmesini sağlıyor.

Ama, ülkemizdeki gerçek durum nedir? Yangın önlemlerine, alarm sistemlerine insanlarımız, kurumlar, firmalar, şirketler, apartmanlar ne kadar duyarlı davranıyor? Bakın, bu soruların cevabı, Elektrik Mühendisleri Odasının açıklamasında şöyle yer aldı;

Türkiye'deki birçok yangın algılama ve söndürme sisteminin bakım yapılmaması, odada sigara içilmesi gibi nedenlerle çalışır vaziyette bulunmadığını belirten Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özgen, bu sistemlerin denetimlerinin yeterince yapılmadığını söyledi.

Yangın algılama ve uyarı sistemlerinin işlevine değinen Özgen, "bu sistemleri meydana gelebilecek bir yangını engellemek amaçlı değil, yangın oluştuktan sonra bunu bir an önce algılayıp ardından gerekli tahliye işlemlerinin yapılabilmesi için kullanıyoruz. Türkiye'de binaların yangından korunması hakkındaki yönetmelik ve bu yönetmeliğin atıfta bulunduğu 54- 14 standardı üzerinden biz yangın ve gaz algılama sistemlerinin projelendirilmesini ve uygulamasını yapıyoruz. Yönetmelikte de gerek konutlar için, gerek endüstriyel tesisler ve iş merkezleri için birçok alanda yangın algılama sistemlerinin kullanılması zorunlu. Kurulan yangın algılama sistemlerinde işletilmesi, bakım ve arızaların takip edilmesi de yönetmelikler çerçevesinde zorunlu" dedi.

Yangın algılama ve söndürme sistemlerinin bakımlarının çok önemli olduğunu dile getiren Özgen, "Yangın algılama sistemlerinin standart yönetmeliklere göre projelendirilip uygulamasının yapıldıktan sonra belli periyotlarda bakımının da yapılması gerekiyor. Genel olarak, 'Bize bir şey olmaz, başımıza bir şey gelmez' mantığıyla hareket ettiğimiz için bu sistemlerin bakımından uzak duruyoruz. Kolayımıza gelen olası asılsız bir ihbarın ardından sistemi kapatarak sorunları halının altına gömüyoruz. Bu çok yanlış bir uygulama. Çünkü yangın algılama sistemlerini bir binada hayatımız boyunca belki bir sefer kullanacağız. Bu bir defa da sistemin çalışır vaziyette tutulması gerekiyor. Birçok yaşanmış örneği var" diye konuştu.

Aktif olan yangın algılama ve söndürme sisteminin oranının çok düşük olduğunu söyleyen Özgen, "Konutlarda bu sistemler aktif olarak çalışmıyor. 20 konutun belki 1'inde çalışıyordur. Kurumsal yapıdaki endüstriyel tesislerdeki bu sistemlerin bakımları ya yetkili servisler tarafından, ya da tesisin kendi teknik ekibi tarafından yapılıyor. Endüstriyel tesislerde de yüzde 10 seviyede bakım yapıldığını düşünüyorum" sözleriyle olayın rakamsal boyutlarını açıkladı.

Bu sistemlerin tarihi binalarda aktif olarak kullanılması gerektiğini vurgulayan Özgen, "Dünyada en fazla tarihi eseri barındıran bir coğrafyadayız. Buralardaki yangın algılama sistemlerinin normal sistemlerden daha farklı olması gerekir. Dumanı daha erken algılayıcı, alev dedektörleri gibi daha hassas algılayıcıların kullanılarak yangını daha ilk oluştuğu aşamalarda yakalayabilecek ve müdahaleyi bir an önce yapabilecek sistemlerin kullanılması gerekir. Çünkü tarihi binalarda can kaybının yanı sıra tarih kaybı da yaşanacağı için buralara daha fazla önem verilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

Bu konudaki uyarılar çok önemli. Çünkü, bazı insanlarımız tarihi değerleri korumak yerine, bakımsızlık nedeniyle harabe haline gelen binaları yakıp, arsasından otopark olarak para kazanmanın derdindeler. Yapılan açıklamada en dikkat çeken uyarı ise binalardaki yangın merdivenleriyle ilgili.
Bu konuda, yaşadığımız pek çok yangın var. Yangın merdivenleri olsa bile kapıları kilitli. Yada kullanılmaz durumda.

Oda Başkanı bu konuda şunu söylüyor.

Türkiye’de maalesef yangın merdivenleri sigara içme alanı, hava alma alanı gibi kullanılıyor. Ülkemizde genelde yangın merdivenleri sigara içme alanı olarak, yurtlarda, okullarda, kaçış alanı olarak kullanıldığı için işletmeciler veya yöneticiler tarafından kilitleniyor. Bu insanları ölüme terk etmek gibi bir durum oluyor. Yangın merdivenlerinin kapısının sürekli açık olması gerekiyor.

Bu açıklamaları okuyanların aklına gelen soru şu; ne kadar güvendeyiz?

Bana göre yok denecek kadar güvendeyiz. Çünkü, bu konularla ilgili hem denetim hem de insanların yapılan harcamaları boşa atılan paralar olarak görmezden geldikleri güne kadar da güvende değil, tehdit altındayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254