Bendeniz 1961 doğumluyum;

Ait olduğum jenerasyonun başlangıç tarihini 1950 olarak kabul ediyorum çünkü bu tarihte doğmuş ve yetmişine merdiven dayamış olsa da yaşamını sürdürmekte olan pek çok tanıdığım var.

Yani çoğumuz henüz hayattayız.

Zaman zaman geçmişe döner ömrümün son çeyreğini tırmalamaya başladığım yıllarda acaba geçmişte nelere tanıklık ettim diye düşünürüm.

Öyle ya yaklaşık altmış yıllık bir ömüre aksiyonu hiç bitmeyen bir ülkede pek çok şey sığması gerekirdi.

Öylede olmuş zaten.

Geçen günde o günlerimden biriydi;

Rahmetli babamın 60’lı yıllarda çekildiğini tahmin ettiğim fotoğrafına dalıp giderken, acaba bizim jenerasyon, Türkiye’ye dair, dünyaya dair, ekonomiye dair, siyasete dair, teknolojiye dair, kısacası hayatımızın mihenk taşlarına dair nelere tanıklık etti diye düşünürken yakaladım kendimi.

Bir bakayım, sonra da yazayım dedim.

Sevgili okurlarımla birlikte analım istedim o günleri, yılları, anları…

Ooooo….

Öyle şeylere tanıklık etmişiz ki ve halen de etmekteyiz ki mümkünü yok Avrupalı Amerikalı Orta Doğulu, Uzak Doğulu jenerasyondaşlarımız (böyle bir sözcük yok tabii ama olsaymış fena da durmayacakmış yani)  elimize su dahi dökemezler.

Gelin şöyle genel bir kronoloji oluşturup bir bakalım nelere tanıklık etmiş bizim jenerasyon;69 yılda tarih yazan ve tarih olan hadiseler nelermiş bir anımsayalım.

Örneğin 1950-1960 arası neler görmüş gözlerimiz, neler duymuş kulaklarımız?

Halkevleri kapatılmasına tanıklık etmişiz doğar doğmaz (8 Ağustos 1951)bizden biraz büyük olup ilk okula gidenlerimiz din derslerinin ilk okullarda zorunlu okutulmaya başlandığını görmüşler, (4 Kasım 1951) Kuzey Atlantik Assamblesi'ne (NATO) üye olmamızda (18 Şubat 1951), ülkemizde ABD üslerinin kurulmaya başlaması da bizim jenerasyonun tanıklığında olmuş. 

Türk sinema tarihinin ilk renkli filmi "Halıcı Kız"ın gösterime girmesi (1953) pek çoğumuzun hatıralarının da rengidir. Dumlupınar Faciası en acı tanıklıklarımızın başında gelirken (4 Nisan 1953),Türkiye’nin İnsan Hakları Sözleşmesinin imzalaması ise en güzellerinden biri olmuş(20 Mart 1954). Ulusça çok üzüldüğümüz 6-7 Eylül Olaylarında (6-7 Eylül 1955) belki beş yaşındaydı kuşağımızın öncüleri ama anne ve babalarından yıllarca duydular olayların yankılarını.

Genel Seçimler (27 Ekim 1957) ve hemen bir yıl sonra kurulan Vatan Cephesi (12 Ekim 1958)Menderes'in uçağının düşmesi (17 Şubat 1959)14 kişi ölürken onun sağ kalması, CHP genel başkanı İsmet İnönü’nün Uşak’ta saldırıya uğraması ve olayın Uşak Olayları olarak anılması (7 Mayıs 1959),18 Nisan 1960 ta kurulan meşhur Tahkikat Komisyonu ellili yıllarda dünyaya gelen jenerasyonumuzun hala hatıralarındadır sanırım.

1960 yılına da hızlı başlamış bizim kuşak. 555 K Olayları (5 Mayıs 1960) unutulmazların başını çeken olaylardandır ki,artık darbelerde vardır tanıklık ettiklerimizin içerisinde. 27 Mayıs İhtilali (27 Mayıs 1960)

Yassıada Yargılamaları başladığı tarihte(14 Ekim 1960) ellili yılların ilk yarısında doğanlarımız büyümeye başlarlarken kuşağın altmışlıları merhaba diyordu dünyaya ve onları 14'ler Olayı (15 Kasım 1960)karşılıyordu. Yüzde 65 ile evet oyu alan ve cumhuriyetin en demokratik ve özgürlükleri genişleten anayasası olarak bilinen anayasanın kabulünü Yassıada Duruşmaları sonucu idama mahkum edilenlerin infazları izliyordu. (16-17 Eylül 1961)

22 Şubat 1962 de bir darbe deneyimi daha gerçekleştirilmeye çalışırken bastırılıyor ancak aynı teşebbüs aynı kişiler tarafından yineleniyor bu sefer müsebbipler idam cezası alıyorlardı. Hadise tarihe 20-21 Mayıs Olayı (20-21 Mayıs 1963)olayı olarak not ediliyordu.

1960’lı yıllar bizim jenerasyonun daha nicelerine tanıklık edecekleri çok önemli siyasi, ekonomik ve teknolojik değişimlerinin işaret fişeği gibiydi.

21 Aralık1963’te Kıbrıs sorunu patlak veriyor, EOKA belası türüyor bunun üzerine Türk Jetleri ilk defa Kıbrıs semalarında görünüyorlardı. ABD Başkanı Johnson’un İnönü'ye sert bir mektup göndermesi (Johnson Mektubu 4 Haziran 1964) henüz küçücük olan 60 doğumlular için bir anlam ifade etmese de 50 doğumlularımız artık 14 yaşındaydılar ve her şeyi anlıyorlardı.

Cengiz Topel’in Şehit düşmesi (8 Ağustos 1964), Demirel’in AP Genel Başkanı olması (29 Kasım 1964) AP’nin iktidara gelmesi  (10 Ekim 1965) ve Ortanın Solu (24 Eylül 1966) deyiminin türemesi artık ben yaştakilerin de tanıklığında gerçekleşiyordu.

Gazetelerde Anadol marka ilk oto piyasaya çıktı haberi manşet olurken takvimler 1 Ocak 1967’yi gösteriyor, Öğrenci Olayları (11-12-13 Haziran 1968), 6. Filo gösterileri (17 Temmuz 1968), Kanlı Pazar hadisesi (16 Şubat 1969) 1960’a damgalarını vuruyordu.

Ve biz büyüyorduk…

1970, 50 ve 60’tan aldığı mirasla Türkiye ve dünya için pek çok toplumsal olaya gebe tarih sahnesindeki yerini alıyordu.

Boğaz Köprüsünün temeli atıldığında tarih 20 Şubat 1970 idi. 12 Mart Muhtırası ise adı üzerinde 12 Mart 1971 de veriliyor, Demirel şapkasını alıp gidiyordu.

O zamanlar pek aklımız almıyordu ama Türkiye, genç nüfusu, jeopolitik önemi, köklü tarihi ve kültürüyle, her dönem küresel güçlerin hedefi oluyor, Reformların, ekonomik kalkınmanın önü, iç barış bozularak, silahla, kanla, darbeyle kesiliyor, kimi zaman Alevi-Sünni, sağ-sol, kimi zaman da laik-dindar çatışmaları sahneye konuluyor ve askeri darbelere zemin hazırlanıyor, gencecik fidanlarımız kara toprağa düşüyordu.

1970'li yıllarda başlayan yoksulluk, siyasi istikrarsızlık, sokak çatışmaları ve suikastlar devam ediyorken biz altmışlılarda delikanlı, genç kız oluyorduk.

Elbette tarihi tanıklığımızda daha bir anlam kazanarak devam ediyordu. Yaşanılanları sadece duymuyor, etkilerini bizzat yaşayarak anlıyorduk. Pek çoğu hala ruhumuzda taşıdığımız derin izlerin sorumlusu olarak bizimle birlikte yaşlanıyordu.

Ellililerimiz 30 biz 20 yaşımızı sürerken yani genç insanlar kategorisine girerken Türkiye’de son derece keskin bir viraja giriyordu.

Adına da 80’li yıllar deniliyordu.

Cumhuriyet henüz 57. Yaşındayken gelen seksenler bu günlerin temellerinin atıldığı senelere denk geliyordu.

Ben yazacağım;

Eğer sizde okuma teveccühünü gösterirseniz yarın bizim jenerasyonun 1980-2000 yılları arasında ki tanıklıklarını anlatmaya çalışacağım.

Öbür günde 2019 a kadar olanlarını.

Eee böylesi bir tarihe tanıklık eden jenerasyon da üç yazıdan aşağı yazılmaz değil

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246