Aslında olağan olan ancak 1 yıl öne alınmasıyla keyfe keder olan bir seçim kavgası yaşıyoruz. Siyasilerin attığı taş kurbağayı ürkütmeyecek cinsten. Şöyle ki, yüzyıllar boyunca varlığı ile 3 kıtaya sadece nam değil aynı zamanda adalet yaymış, ilim ve irfan götürmüş, ahlak ve bilim anlamında değerler katmış Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne her daim mazlumlara kucak açmış dev bir milletin çocuklarının torunlarıyız. Ben ve benim yaş aralığımda olanlar 60, 71 ve 80 darbelerini, karışıklıklarını, 68 kuşağı hikâyelerini dinlemiş milenyum gençliğiyiz. Bizleri yetiştirenler ise, Kıbrıs gazilerinin çocukları. Onları yetiştirenleri yetiştirenler ise, Cumhuriyet çocukları diyebiliriz. Kısacası, bizden az sonra doğmuş olanlar ile bugünün yeni nesil sandık gençliği arasında bile uçsuz bucaksız bir kuşak farkı var. Yani, biz ankesörlü telefondan evimizi arayacak imkân bulamazken, yeni nesil kardeşlerimiz ise sosyal medya üzerinden tamamen dijital uygulamalar ile birbirlerine anlık ulaşabiliyor, görüntülü arayabiliyorlar. Bizler dershane parası bulamayan babaların çocukları olarak büyürken onlar özel okulların, kolejlerin, servisle evinden okuluna gidip gelen çocukları olarak büyüyorlar. Bizden öncekilerin yani ben ve yaşıtlarımın babalarının ama gaz kuyruğunda ama yağ kuyruğunda veyahut hastane koridorlarında ne kadar beklediklerine hiç şahit olmadılar. Ve hatta duymadılar belki de… İşte tam da burada 18 yaşında ki gençlerin ama oy kullanacak ama aday olacak cesarette olanların biraz kafalarını geriye doğru çevirmelerinde fayda var diye düşünüyorum. (Dünü yaşayamayan gençlik, dedesine, nenesine, babasına ve annesine sorsun.) Çünkü birazdan okuyacaklarınız size Dede Korkut hikâyelerini bile aratmayacak yakın tarihimizin kısa bir iz düşümüdür. Milenyum gençliği olarak tabir ettiğimiz iki bin doğumlu kardeşlerimiz ilk oylarını bu yıl daha doğrusu 24 Haziran’da kullanabilecekler. Bu yaş gurubunun sandık karşılığı ise, yüzde 30 seçmen anlamına geliyor. Bizlerin döneminde mahalle bekçisi, bakkal amca veya mahalle okulu varken, bugünün AVM çocuklarının yaşamlarında çok farklı sosyal değerler var. Bizim zamanımızda veya öncesinde ki gençlerin aile kültürleri veya mahalle kültürleri ile bugünün site gençliğinin sosyal bakış açıları ve kültürleri arasında ki farkındalığa ne kadar dikkat çekebiliyoruz. Ya da şöyle söylemek gerekiyor, milenyum gençliği dünün yokluğu ve bugünün varlığını karşılaştırarak yarına dair bir çözümleme üretebiliyor mu? Bizim çocukluğumuzda bir mahallede kimin oturduğu kapı numarasına ve hane sayısına kadar bilinirken, bugün yaşadığınız apartmanda kimin oturduğunu kaçınız biliyor? Apartman ve sitelerde kaç kişi birbirinden bi haber yaşıyor? Yeni oy kullanacak olan 10 milyona yakın gençlerimiz eskiyi hiç bilmiyor. Bu memlekette gündüz 4 saat, gece 2 saat elektrik kesintileri olduğunu dedelerinden dinlemek dışında haberleri var mı? Avrupa’nın renkli televizyon yayınlarına geçtiği yıllardan siyah beyaz tek kanal ve günde maksimum 4 saat enkaz yayınlardan bugünlere geldik. Düne kadar İspanya’nın, Almanya’nın, İtalya’nın, Fransa’nın miadını doldurmuş ikinci el hurda makinelerinden bugün tam otomatik, teknolojide son sistem ürünlerle kaliteli rekabet yapabilen bir sanayiye geldiğimizi milenyum gençliği ne kadar biliyor? Okuryazar Valiler ’den Ortaokul mezunu yedek subaylar dönemine geçen Türkiye’den üniversite eğitiminin ötesinde eğitimlerin verildiği ülkeye geldiğimizin kimler farkında. Babamla geçtiğimiz gün İstanbul ziyaretimiz esnasında anlattıklarını duyunca bu yazıyı yazmak farz oldu. Siz Bursa’dan İstanbul’a gidip oradan evinize nasıl geleceğinizi düşündünüz mü? İlk köprünün bütün zorluklara rağmen 1973 yılında açıldığı İstanbul’da bugün Avrasya tüneli ile denizaltından ulaşım sağlanıyor. İstanbul Avcılar’dan Bursa Bağlarbaşı’na ben 1 saat 55 dakikaya gelirken, o günlerde bu süre en az 6 – 7 saati aşmaktaydı. Ve bir başka noktadan değerlendirelim ne idik, ne olacağız mevzusunu. Gidin Bursa terminalinden Van’a giden otobüsün yaş ortalamasına bakın, birde Van’a giden uçaklarda ki yolcuların yaş ortalamasına. Bu ikisi arasında ki farka baktığımızda otobüsün yaş ortalaması 60, uçağın yaş ortalamasının 40 olduğunu biliyor musunuz? Ve yine abilerimiz ablalarımız 120 liraya otobüsle giderken, araştırmacı gençlik 70 lira ücretle 1 saat 20 dakikaya Van’a uçarak gitmekte. İşte iki koca kuşak ve imkânlar arasında böyle bir fark var hey güzel milletim. Hastaneye bir hasta gittiğinde yanında en az 3 kişi olduğu günleri de bilmez bu milenyum gençlerimiz. Bir hasta yakını doktor kuyruğunda, bir hasta yakını ilaç kuyruğunda diğeri ise, hastanın başında saatlerce beklerdi… Bugün bir hastaneden bir hastaneye ambulans ile giderken o günlerde doktor ve hastane seçme şansınız yoktu. Şuan sağlığa yapılan hastane ve teknoloji yatırımları gibi eğitim ve öğretimin nakşedileceği, hukukun en temel düsturu olan adaletin toplumsal barış faydasına tekrardan değişimler göstererek güncelleneceği ve yaşamımızda birbirimizle tek millet, tek vatan, tek bayrak düsturunu tekrar oluşturmasını arzu ediyoruz.  Hey gidi millet ne idik ne olacağız derken bugünleri bize armağan edenleri unutacak mıyız? Kıssadan hisse yazması bizden, sandıkta değerlendirmesi sizden…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246