banner252

(BU BİR KADINA YÖNELİK ŞİDDET YAZISIDIR)

-Çakıverdim ağzının ortasına…

-Ulan bana bak karı dedim yapıştırdım tokadı…

-Bunun anası da kaşınırdı iyi ki kırdım boynuzunu…

-Bana bak kadın ben demeden sokağa adımı atmayacaksın, elimde kalırsın alimallah…

-Eee kardeş kocanın vurduğu yerde gül biter, sen de alttan alıver biraz canım.

-Dayak cennetten çıkma derler adamın asabını bozma kadın kapat çeneni…

-Öldürürüm de kimselere yar etmem seni…

-Benden boşanırsın ha; geber o zaman…

***

Şiddet kime ve neye yönelik olursa olsun en hafifinden bir davranış bozukluğudur.

Hafif oldu değil mi?

Suçtur o zaman!

En azından insanlık suçudur.

Ölümle sonuçlananlarının da sık sık gündem oluşturduğu bir ortamda, ben artık sözün bittiği yere gelinmiş olduğunu düşünenlerdenim.

Sempozyumlar, gösteriler, yürüyüşler, özel günler, sivil toplum kuruluşlarının savaşımları, makaleler, araştırmalar, eğitimler, raporlar, etkinlikler, eylemler kadına şiddetin önlenmesine, öldürülmesinin engellenmesine yetmiyor, yetemiyor.

Hele sosyal medyadan yapılan romantik paylaşımların hiçbir hükmü yok.

Bu yolda yapılan her türlü toplantıyı, protestoyu yüreğimin en içinden desteklesem de, kendimi böylesi eylemlerin somut bir sonuç oluşturmayı başarabileceğine inandıramıyorum.

Şu anda uygulanan kadına şiddete yönelik cezaların şiddeti önleyeceğine de pek inanmıyorum. Zaten önleyemedikleri de aşikar.

Bu iş öyle caydırıcı filan değil, tövbe ettirici son derece sert cezalarla karşılık bulmadığı sürece de sürer gider.

Yazılır, çizilir, kınanır, lanetlenir; hepsi havada kalır.

Protesto edilen, kınanan, hatta lanetlenen bir kurum, kuruluş vs olsa tamam.

Ancak karşımızda ki kuşaktan kuşağa aktarılan bir öğreti.

Bazen herif adam denilerek, bazen adamakıllı denilerek, bazen erkeğin vurduğu yerde gül biter denilerek, bazen kızını dövmeyen dizini döver denilerek adeta kutsanan ve erkek ırkının kadına karşı daima mesafeli ve şiddet yanlısı olarak yetiştirilmesini hoş gören bir öğreti.

Yani burada protesto edilen belki hemen yanı başınızdakinin bir saat sonra karşılaşacağı görünmez bir düşman.

Belki de bizzat sizin.

Ne zaman, nerede, kim tarafından yapılacağı önceden asla kestirilemeyen kalleşçe bir saldırıya maruz kalma olasılığının yüksekliği çok ürkütücü.

Sorun sosyolojik ve psikolojik olmasının yanı sıra nevrotik de.

Yemeğin soğuk olmasından, giyilen kıyafetin rengine, son derece masum bir gülücükten, ruja rimele kadar akla gelebilecek her şey kadına şiddet için yeterli sebep sayılabiliyor.

Hele yüz yıllardır yanlış yerde aranan şu namus meselesi…

İşte o bizzat fenomeni bu aşağılık zilletin.

En önemli besin kaynağı da kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin’i atasözü sayabilecek kadar arsızlaşmış kabullenilmişlik.

Kadına şiddet sadece bu coğrafyaya özgü bir sıkıntı değil elbet.

Ancak toplumların cehalet düzeyleri de aynı değil. Dolayısı ile yansımaları farklı. Cehalet sadece bir tetikleyici.

Yazıya oturmadan önce konu ile ilgili istatiski verileri ve haberleri taradım.

Ama bulduklarımı paylaşmayacağım.

Bu güne dek paylaşıldı da ne oldu ki?

Yazın tarayıcınıza kadına şiddet diye 0,34 saniye Yaklaşık 48 milyon 100 bin sonuç bulundu desin size.  

Kadına yönelik şiddetin nedenlerini, nasıllarını masaya yatırıp analizler yaparak, sorunu en azından kontrol altına alabilmek bile pek mümkün görünmüyor artık.

Olayın son derece sosyolojik bir travma olduğunun kabul edilmesi gerekiyor. Tabi adli sonuçlarının da.

Bu konuda ilgililerin ilgisizliği de bir başka tetikleyici unsur.

Örneğin Diyanetin hemen her konuda verdiği fetvaların içerisinde kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusu yok sayılsa da insanımızın yüzde 90’ını Müslümanlar oluşturuyor.

Ve ben eşini, kızını, baldızını kısacası kadınlarını döven bu Müslüman erkeklere soruyorum, hadi kuldan utanmıyorsunuz, Allahtan da mı korkunuz yok?

Hak dininin neresinde buldunuz, kitabımızın neresinde okudunuz yaptığınız eziyetlerin mubah olduğunu ve hangi yüzle secde ediyorsunuz, Yaradan’ın kullarına reva gördüğünüz eziyetin günahı üzerinizdeyken ve nasıl bekliyorsunuz dualarınızın kabulünü Allah’ın özenerek yarattıklarını, ana olmakla şereflendirdiklerini dövdüğünüz ellerinizi açarak.

Elbet her kul hakkını alacak diğerinden. Siz bu hesabı veremeyenlerle derdest olduğunuzda pişman bile olacak zaman bulamayacaksınız.

Evet, kadınını dövebilen, öldürebilen güçlü (!) erkekler, Nafile Abdestiniz sizi ne kadar temizliyor bir düşünün bakalım.

Nafile abdest diye bir tanım yok mu?

Var.

Var da abdestinin nafile olduğunu bilmek için öte tarafa geçmek gerekiyor.

Aşağıda ki hadisler Peygamberimize ait;

"Sizin en hayırlılarınız hanımlarına karşı en iyi davrananınızdır"

"Sizden eşine karşı el kaldıranlarınız, hayırlı kimseler, iyi insanlar değildir"

Bir de şimdi düşünün nafile abdest var mı yok mu?

Ne diyordu kızının gözleri önünde katledilirken rahmetli Emine Bulut ?

Bir de bunu düşünün.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246