banner262

-Offf ev kasıyor beni, dışarı çıkmam lazım

-Ev de oturmak mı Allah yazdıysa bozsun

-Evden çıkmam diyormuş ruh hastası herhalde…

-Abi iki gün hastalandım evden çıkamadım ruhum daraldı valla…

-Er kişi evde oturmaz.

-Hatun ben hava almaya çıkıyorum; nereye olacak kahveye gidiyorum tabii…

-Evde oturmak mı? Hiç bana göre değil birader.

-Ne o öyle kös kös evde otuyorsun çık bi sokağa gözün gönlün açılsın….

Gibi gibi….

***

‘’Dolaşan virüs değil, dolaşan insanlar…’’

Bu virüsün yayılma hızının artması karşısında Fransa sağlık bakanının yorumuymuş.

Eğer Fransız’ın yorumu gerçekle örtüşüyorsa ,bizim ahval-i şeraitimizin ne olacağını kestirmek mümkün değil.

Yukarı da cümleler ve onlara eklenebilecek onlarcası bizim evde oturmakla hücre hapsini bir tuttuğumuzun  göstergesi.

Hemen hepimiz evde oturmayı bize verilmiş bir ceza sayarız.

Hatırlar mısınız;eskiden sayım günlerinde sokağa çıkma yasağı olurdu da sekiz on saatlik evde oturma  zorunluluğuna bile katlanamazdık.

Hatta evden bir şekilde çıkıp ertesi gün bu stratejik başarımızı birbirimize anlatırdık.

-Abi usulca süzüldüm sokağa kimse görmedi;kafama göre takıldım bi Allahın kuluna yakalanmadım…

Aslında çokta haksız değiliz hani..

Çoğumuzun eve kendisini oyalayacak kitap,dergi okumak gibi bir alışkanlığımız yok.Evde gerçekleştirilebilecek hobilerimiz olanlarında sayılarının da yüz binlerle ifade edilebileceğini hiç sanmıyorum.

O zaman iş sadece televizyon izlemeye kalıyor ki,akşam saatlerinde bile salak saçma dizlerden başka doğru dürüst yayını olmayan kanalların gündüz kuşak programlarını izlemek en azından gözümüze,kulağımıza,ruhumuza eziyet.

Ama durum maalesef bu.

Yetkililerin aldıkları önlemlere destek olabilmek elimiz de fazla bir seçeneğimiz yok.

Dünya artık virüsü engellemeyi onu yok etmenin arkasına koymuş durum da ki bu son derece mantıklı.

Savaşlar da,oyunlar da da öyle olmaz mı zaten?

Rakibi alt edebilmek için önce onun aktif halini durdurmak gerekir.

Hem ilerleyen hem de etkisini arttıran bir düşmanla savaşmak savaşanı iki kez yorar.

Bu durumda kazanan da genellikle durdurulamayan taraf olur.

Yaşadıklarımız oyun değil;

Hele cehalete kurban edilecek bir şey hiç değil.

Elbette geniş ölçekli  bir sokağa çıkma yasağı konulsun demiyorum.Diyemem de. Çünkü  bir de dışarıya zorunlu olarak çıkmak durumunda olan milyonlarca çalışanımız var.

Sanırım Murphy kanunlarından birinin daha hayata yansımasına tanık oluyoruz bu günlerde.

Murphy ‘‘Gerçek problemlerin gerçek çözümleri yoktur’’ diyor.

Şu anda anlık olanları dahil her türlü tedbire destek vermek zorundayız.

Tedbirlerin de herkesi mutlu edecek bir şekilde tezahür etmesini beklemeyeceğiz.

İnsanlık görünmez ve agresif  bir düşmana karşı var olma savaşı veriyor.

Bunun en güzel örneklerinden birini de liyakatın ne denli önemli olduğunu kanıtlayan sağlık bakanı ve ekibi veriyor.

Gün mız mızlanma değil,elden gelenin en iyisini yapabilme ve bazı olumsuzluklara geçici bir süreliğine katlanabilme günü.

Kaldı ki yetkililer aldıkları önler konusunda direktif vermekten ziyade rica edebilecek kadar son derece hassaslar.

İşin bir de toplu ibadet yanı var;

Yapılan röportajları gördükçe bu konuda ısrarcı olanların sadece kendilerini düşünerek tepki gösterdiklerini anlamak hiç zor değil.

‘Öleceğimi bilsem de yine camiye gelirim,burası Allah’ın evi hiçbir şey olmaz,hem şifa duaları okuyorum ben’’ diyen adama başkalarının da ölümlerini tetikleyebileceğini anlatmanın hiçte kolay olmadığı ortada.

Diyanet başkanın kalabalıklara önlem olarak kalabalık yerlerde bulunmayın demesi de…

Demem o ki;

Türkiye tüm dünya gibi bıçak sırtı bir sınavdan geçiyor ve bu defa sorular hiç bilinmeyen yerden geldi.

Doğruyla yanlışın iç içe olduğu bir kapta ne pişer de tabaklara konur  işte onu hiç bilmiyorum.

Bildiğim;

Virüsün yayılmasını önlemek adına sağlıkçılarımızın bazen bize rağmen  verdikleri canhıraş mücadele.

Bunun gözlemlenebileceği en iyi belge de Sağlık Bakanının yorgunluğunun yüzüne nasıl vurduğunu gösteren fotoğraf.

Onları daha fazla yormanın alemi var mı?

***

Yazıyı bitirdim diyerek yerimden kalkarken bir arkadaşımın sadece espri olduğunu umduğum paylaşımı düştü ekranıma;

Yetkili kişi, yurt dışından yeni dönmüş bir teyzeyi telefon ile aramış ve sormuş;

-Teyzeciğim, evden dışarı çıkmıyorsun değil mi?

-Ah evladım,hoş geldine gelenlerden fırsat mı var ki sokağa çıkayım,herkes bana geldi.

Yok yok Murph gerçekten haklı….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254