Ülkemiz gündemi yaklaşık 3 aydır seçimle yattı ve seçimle kalktı.

Şimdi sırada ise geçim var. Ekonomik sıkıntıların gölgesi altında olsa da bu seçimlerde ekonomi tam ön planda hissettirmedi kendisini. Çünkü ülkenin beka sorunu ve terörle mücadele daha fazla ilgi çekti. Seçim meydanlarında muhalefet tanzim satış çadırlarını, iktidar ise ülkenin birlik, beraberlik ve toprak bütünlüğüne karşı el birliği için beka sorununu tartıştı.

Tercihlere baktığımızda ise iktidarın söylemlerinin ve siyasi gücünün yerinde olduğunu söylemek mümkün. Fakat Cumhur İttifakını oluşturan siyasi partilerin oylarında, özellikle yerel oylarında hatırı sayılır bir azalma olması da dikkat çekici.

Her ne olursa olsun, İstanbul ve Ankara için seçim tartışmaları devam etse bile ülke insanımız artık işe güce bakmanın vaktinin geldiğini söylüyor. Dün açıklanan enflasyon rakamları da mevsimsel bazda bazı sebze ve gıda fiyatlarındaki azalmanın etkisini gözlemlemek mümkün oldu. Fiyatı en fazla ucuzlayan sebze olarak lahana, fiyatı bazı illerde pahalılaşan, bazı illerde ise düşen patlıcanı kattık enflasyon sofrasına.

Seçimlerle ilgili iş dünyasından gelen açıklamalara baktığımızda ise olumlu sinyaller veriliyor. Nedeni, siyasi iktidarın seçmen neznindeki gücünü koruması bana göre çok önemli etken.

Evet, bu seçimler her ne kadar yerel seçim olsa da mahalli idarecilerin, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri ile muhtarların ve muhtar azalarının seçimi olsa da yine de genel seçim havasında yapıldı. Özellikle muhalefetin, “iktidarı beğenmiyorsan, bize güç kat” şeklindeki davetinin ise sandıkları yansıması da gözle görülür bir neticelerin alınmasına yol açtı. Bu sandıklardaki birleşmeyi Adana’da gördük. Ankara’da gördük. Antalya’da gördük. İstanbul’da gördük.

Eskiden beri yaşanılan İzmir’deki birleşmenin de aynen devam ettiğine tanıklık ettik.

Muhalif partilerin sandıklardaki işbirliğine Bursa’daki seçim sonuçlarında da gördük.

CHP’nin aldığı yüzde 46’lık oyun bütününün bu partiye yazılması ve bu partinin başarısı olduğuna dair yorumların yapılması bana göre çok yanlış bir durum. Bu oyların içinde ittifak İYİ Parti oyları var. Yine bu oyların içinde, AK Parti’ye kızan veya CHP’li belediyelerle iş ve rant ilişkisi içinde olan AKP’liler hatırı sayılır bir oy oranı var. Ki, bu durum, AK Parti MHP oylarının yüzde 65 dolayında iken seçimlerde yüzde 49’lara düşmesinde açıkça görülebiliyor. Bu oyların içinde MHP’ye ittifak nedeniyle kızgın olan MHP’li seçmenlerin tepki oyları var.

Bu oyların arasında ideolojik tarafı olmamasına rağmen, AK Parti hükümetinden kurtulmak isteyenlerin oyları var. Bu oyların arasında Bursa’da aday çıkarmayan HDP’nin oyları var. Bu durumda, bütün muhalif birleşenlerin oylarına rağmen AK Parti’nin Bursa’da seçimleri kazanmasına karşı yapılan yorumlarda sorulan muhalefet başarılı mı? Sorusuna cevap arayalım hep beraber.

Evet, Bursa’da muhalefet, oy oranlarını ciddi şekilde artırarak sandıklardaki birleşmeyi sağlaması nedeniyle başarılıdır. Bu başarıda iktidar partisi içindeki AK Trollerin de katkısı vardır. Hem de fazlasıyla. Ki, mahalli sandıklarda da bu durum kendisini göstermektedir.

“Yiğidi öldür ama hakkını ver” misali olaylara ve neticeye baktığımızda, Bursa’da CHP’nin ve Millet ittifakı adına aday gösterilen Mustafa Bozbey’in değil, AK Partili küskünlerin başarısından söz etmek mümkün.  Çünkü Bozbey aday olmasa veya bir başkası aday olsa bile muhalefetin bu oranlı oy toplaması zaten bekleniyordu.

Bizler bu siyasi ayak oyunlarını 2004 mahalli seçimlerinden bu yana izleyip görüyoruz.

Nilüfer ilçesinde rant cephesi birleşip Mustafa Bozbey’i başkan seçiyorlardı. Bu durumu gören CHP Genel Merkezi bu kez, rant cephesine ve AK Parti içindeki trollere de güvenip, Mustafa Bozbey’i Nilüfer ilçesinden değil Büyükşehir adayı yapmak istedi. Ve Yaptı. Tabi bu durum, Nilüfer ilçesinde “artık tuz bile kokmuş” dedirten olayların yaşanması, ortaya çıkarılan bazı olumsuzlukların, yapılan yanlış ve hatalı hizmetlerin, belediyeyi zarara uğrattığı iddia edilen bazı kararların, yeşil alanların talan edilmesi gibi, kişiye özel imar rantları gibi, özellikle de AK Parti içindeki AKP’li bazı müteahhit tayfası ile Nilüfer ilçesindeki CHP’li bazı yöneticilerin kazan-kazan politikası uygulamasına gitmeleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun böyle bir karar almasına yol açmıştı.

İşin özüne baktığımızda ise CHP’nin Bozbey’i Nilüfer adayı yapmayarak ondan kurtulma niyetinde olduğunu, Büyükşehir adayı yaparak ise de Nilüfer’de üç dönemdir başarılan rant ekonomisinin belki de Büyükşehir içinde oluşturulup oluşturulamayacağı konusunda prova yapılması gibi gözükmesi konuşuluyor.

Bu duruma baktığımızda ise AK Parti içindeki trollerin 31 Mart seçimlerinde CHP’ye destek verdikleri ve rant ekonomisi uygulamasının devamına katkı sağladıklarını da inkar edilmezsi güç bir gerçek.

Çünkü sandık sonuçları böyle söylüyor.

AK Parti 2014 mahalli seçimlerde yüzde 49 oyla mahalli seçimleri kazandı. O zaman MHP oyları yoktu. İttifak yoktu. MHP ise yüzde 14 oranlı oy toplamıştı. Yüzde 60 bandının üzerinde bir oy potansiyeli var iken, sandıklardan yüzde 49’luk sonuç çıkması bu AK trollerin işbaşında olduklarının göstergesidir. Zaten, Nilüfer ilçesinde de sonuçlar aynı oluyordu eski dönemlerde. AK Parti TBMM milletvekili genel seçimlerinde başarı sağlıyor, mahalli seçimlerde ise oy kaybediyordu.

Sandık sonuçları ile tasdik edilip, mühürlenip çerçevesi yapılmış ve AK Parti içinde, halk nezdinde kabul gören bir fotoğraf bu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246