27 Mayıs 1960 Darbesini yıllarca bayram olarak kutlamış bir nesiliz bayram sebebimiz ise Anayasa ve Hürriyet bayramı olma vesilesidir. Demokrat Parti'nin Bursa'daki son Mebusu Recep Kırım'ı 95 yaşında ebedi istirahatine uğurlarken halkımızın bilmesi gereken gerçekleri yazmak öncelikli görevimizdir Recep Kırım Milletvekili değil MİLLETİN VEKİLİ olmuştur bu gün işçilerin kullandığı senelik izin Recep Kırım'ın eseridir teklifi verip meclisten geçiren Milletin Vekilidir.

Merhum Recep Kırım'ı yıllarca ziyaret edip halini hatırını sordum bir yıl öncesine kadar bu ziyaretlerim 3-4 ay aralığı ile oluyordu geçtiğimiz yıl sağlığı bozuluncaya kadar devam etmişti ziyaretlerimiz onu çok mutlu ederdi her gidişimizde bizleri traşını olmuş bakımlı bir şekilde kabul eden beyefendi ve centilmen bir büyüğümüzdü.

2006 yılında DP Osmangazi işçi komisyonu başkanı olarak görev yapıyordum işçilerin gerçek manada destekleyip TBBM'ye taşıdığı Milletvekili değil'de MİLLETİN VEKİLİ olan Recep Kırım'ı işçi komisyonu toplantısına davet ettim ve hiç itiraz etmeden toplantınıza katılmak bana şeref verir diyerek bizleri mutlu etti, toplantı başladığında salonda 50 civarı partili vardı herkes merak ve ilgiyle bir demokrasi kahramanı ve canlı bir tarihi dinlemenin onurunu yaşarken hiç abartısız ben de dahil kimse gözyaşlarını tutamamıştı ve konuşmanın bir bölümünü Merhum Recep Kırım'ın ağzından siz okurlarımıza aktarırken Demokrasi kahramanımıza Allah'tan Rahmet diliyorum ülkemizin başı sağ olsun.

Recep KIRIM- Merinosta çalışıyordum işçiler benim Demokrat partiden milletvekili aday adayı olmamı istediler gülümsedim sizin demenizle olur mu? deyince sen kabul et gerisini biz hallederiz diyerek beni ikna ettiler 1957 yılı seçimleri yapılacaktı ve DP'de çok güçlü ve mali yapısı sağlam vekiller ve bakanlar vardı aradan çıkacağıma ihtimal vermiyordum fakat yapılan ön seçimde işçiler beni 4. sıradan çıkardılar bu kez benim yüksek seçim kuruluna bin lira adaylık parası yatırmam gerekiyor benim maaşım ise aylık 200 lira yani beş aylık maaşım bu para bende yok gündüz merinosta çalışıyor akşam gece yarısına kadar sendikada emek veriyoruz YSK'da hakimlik yapan bir akrabam var mali durumu iyi bana hadi dosyanı getir paranı yatır bak süre doluyor diyor ben ise adaylık paramı benim yerime sen bana borç olarak ver diyemiyorum utanıyor sıkılıyorum bir gece yine sendikada çalışma yaparken işçiler beni ziyarete geldi ve kızgın bir şekilde bana Recep abi biz seni sandıktan çıkardık 4. sıraya taşıdık sen neden dosyanı vermiyorsun seçim kuruluna deyince dayanamadım arkadaşlar sağolun ama benim oraya verecek bin lira param yok ne yapayım deyince yine o işçiler aralarında bin lira toplayarak bana verdiler ve adaylık parasını öyle yatırdım ve Milletvekili

 oldum işçi arkadaşlarıma aldığım parayı da geri ödedim ben ne gördüysem işçilerden gördüm Allah onlardan bin kez razı olsun, 26 mayıs 1960 akşamı Ankara'daki evime geldim bana üniversiteli gençlerin eve gelerek adres tespiti yaptığını söylediler işte bunu

 duyunca darbe olacağını anlamıştım sabah kapım çalındı silahlı askerler başlarında bir subayla beni tutuklayıp kelepçe taktılar ve karanlık bir yere kapattılar yaklaşık 150 Demokrat parti milletvekili olarak bu karanlık yerdeydik hiç kimse ne olacağını bilmiyor

 herkes bir birine soruyordu daha sonra bizi Etimesgut havaalanına getirip askeri bir uçağa bindirdiler elinde otomatik bir silahla bir yüzbaşı bize dönerek kimse kıpırdamasın ve konuşmasın hareket edeni delik deşik ederim 150 dakikalık benzinimiz 120 dakikalık

 yolumuz var deyip bizlere küfürler yağdırdı,Bu konuşmanın ardından bizleri öldürmeyeceklerini düşündük ve tabi bizi Yassıada'ya getirdiler (gözleri doldu yaşlar aktı bizlerde eşlik ettik) Bu bölümü anlatmak istemiyorum fakat şunu ifade edebilirim eğer ben Yassıada'yı yaşamasaydım şu an sizin karşınızda daha sağlıklı biri olacaktım!!!

Daha sonra beni Kayseri cezaevine gönderdiler ben ne gördüysem yine işçilerden gördüm Kayseri'de sendikacı bir işçi arkadaşım beni ziyarete gelir ihtiyaçlarımı gönüllü olarak karşılardı yaşıyorsa Allah uzun ömür versin vefat ettiyse Allah rahmet eylesin,yine bu işçi arkadaş beni ziyarete geldi kısa bir konuşmanın ardından bana Recep abi ben yengeyle senin çocuğu buraya çağırsam ne dersin? diye sordu dalıp düşündüm elde avuçta para yok evdekiler ne yer? ne içer? küçük oğlum gözümde tütüyor aklımdan bunları geçirdim ve arkadaşa dönerek ne diyeceğim Allah derim, cevabı duyunca gülümsedi ve geri gitti bir işaret verdi şaşkınlığımı atamadan eşim ve oğlum bir anda karşımda belirdi meğer bu güzel yürekli insan her şeyi düşünüp ayarlamış eşime ve çocuğuma sarıldım arkadaşa bir çikolata alır'mısın? oğluma vereyim deyince tabi dedi kantinden çikolatayı alıp bana verdi ben oğluma çikolata vermek istiyordum bir baba olarak aramıza başımızda bekleyen subay veremezsin dedi! ben oğluma çikolatayı veremiyorum diye ağlıyorum oğlumda çikolatayı alamıyorum diye ağlıyor sonuçta subay haricinde herkes ağlıyor, Ziyaret saati bitti! sesiyle kendimize geliyoruz ve eşim bana sarılırken elindeki ıslak mendili yere düşürüyor almak için eğiliyor kalkıp bana tekrar sarılıyor kulağıma çorabına dikkat et! diyor, koğuşa gidip çorabıma baktığımda fedakarlıkla ayırdığı parayı bana bıraktığını görünce tekrar ağlıyorum.

Cezaevi süreci bittikten sonra kurulan Adalet partisinde il başkanlığı yaptım bana destek veren işçiler için bir kooperatif kurdum ve ucuz bir şekilde ev sahibi olmaları için bu gün Akpınar mahallesinde olan konutları yaptırdım ve Adalet Partisinin baş harflerini koyarak o bölgeye A.P Ak Pınar ismini koyduk...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246