İstanbul’da 31 Mart günü yapılan mahalli seçimlerde, Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri, Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edildi ve yenilenmesine karar verildi. Seçim sonrasında başkana verilen mazbata ise iptal edildi.

Bu durumla ilgili olarak siyasette beklenen dalgalandırma, magazinleştirilmeye, hatta sulandırılmaya başlandı. Nedeni, İstanbul seçimlerini fırsat bilen ne kadar muhalif yapı varsa hepsi bir olup, hükümet karşıtı söylemlerle, eylemlerle halkı kandırma yolunda bir takım girişimlerde bulunuyorlar.

Sonra da diyorlar ki; hak, hukuk ve adalet!

Tabi ki, hak-hukuk ve adalet, insan hayatında vaz geçilmesi mümkün olmayan, vaz geçilebileceği bile düşünülmeyen, düşünülmesi bile bana göre suç olması gereken bir kazanımdır. Herkes, kanunlar önünde eşit olmalı, hak ve hukuka saygı gösterilmeli, adliyedeki mahkemelerde, soruşturmalarda ise kanunlar ön planda tutulup kararlar verilmeli. İşin, özü sapla-samanın ayrıştırılmasında vicdanların sesi dinlenmeli. Kanunlar ise harfien uygulanmalı. Kanunların uygulanması, adliye personellerinin şahsi düşüncelerine bırakılmamalı. Bu şekildeki uygulamalar gösteriyor ki, ülkemizdeki pek çok kişi adil olmayan adalet uygulamaları iddialarıyla konuşup, adalete olan güven duygularını yitiriyorlar.

Tabi, bu iddialarla, uygulamalarla ilgili bütün adliye personelini suçlamak yerine, bireysel uygulamalar ve sonuçlarına bakılması gerekiyor.

Yüksek Seçim Kurulu bir karar verdi. Bu karar, kesin ve itirazi kabil olmayan bir karar. Kararın eleştiri yönü vardır. Her türlü yargı kararları ve yargı uygulamaları, bireysel hatalar, yapılan uygulamalar ve kamu hizmetleriyle ilgili vatandaşların kendi düşüncelerini, isteklerini söylemeleri, insan hakları ve ifade özgürlüğüdür. Fakat, bu ifade özgürlüğünün de bir sınırı vardır.

Dün, bugünün muhalefetinin istemi doğrultusunda, Anayasa Mahkemesi’nde parti kapatma davaları açılırken, bugün seçim kurulu kararıyla ilgili konuşup, yorum yapanlar, halkı sokaklara dökmeye çalışanların susup bu yapılanlara alkış tutması ile bugün yaşananlar arasında acaba bir ikilem yok mu? Diye düşünmek gerekiyor.

Dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında 376 sayı diretmesi kararını verenlerin, demokrasiye gem vurma, frenleme hesabı yaptığı söylenirken, bu kararı alkışlayıp, kendilerine siyasi kazanım sayan siyasi düşüncelerin, bugün dünkü söylemleriyle ters düşmeleri dikkatlerden kaçmamaktadır.

Ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük liderlerinden birisi olan Süleyman Demirel’in ifadesiyle, “dün dündür, bugün bugündür” şeklinde politikalar izlenilmesi, siyasete olan inançları yok etmektedir. Nitekim, Demirel sonrasında, onu Cumhurbaşkanlığı makamına kadar taşıyan siyasi güç, parti, bugün maalesef tabela partisi konumuna gelmiştir.

Buradan çıkan sonuç; milletimiz geç de olsa Adalet terazisi gibi doğru yolu er geç bulmakta ve söyledikleri ile yaptıkları çelişki olan siyasi yapıları, siyaset mezarlığına uğurlamaktadır.

Yine Bursa ve ülkemiz siyasetinin önemli isimlerinden birisi olan MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, MHP olarak itiraz ettikleri İstanbul seçimleriyle ilgili olarak Yüksek Seçim Kurulunca verilen kararları değerlendirdi.

YSK’nın verdiği kararlara saygı gösterilmesi gerektiğini söyleyen Büyükataman, “YSK’nın oy çokluğu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi konusundaki kararını vermiştir. Bize göre usulsüzlükler bu kadar açıkken, sürecin bu kadar uzamasına gerek yokken Milliyetçi Hareket camiası olarak konuya dair görüşlerimizi usulünce paylaştık; YSK’nın vereceği karara olan saygımızı ve yüksek yargının söyleyeceği son sözü herkesin kabul etmesi gerektiğini ifade ettik” diye seçim sonrası düşüncelerini paylaştı.

Seçmenin iradesine yapılan operasyon bu kadar açıkken diyerek CHP’nin tek savunmasının ‘Bu usulsüzlükleri biz mi yaptık?’ sorusuna tepki gösteren Büyükataman, “‘Usulsüzlük yok’ diyemeyenler ‘hak, hukuk, adalet’ sözlerinin arkasına sığınarak ‘haksızlığı, hukuksuzluğu ve adaletsizliği’ meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Genel Başkanımızın ifadesiyle CHP, atı arabanın ardına koşmaktadır” benzetmesinde bulundu.

Büyükataman’ın seçimlerde sürekli yenilen muhalefetin, kendisine yeni güç katabilme adına kamuoyu nezdinde yaptıkları siyasi ayak oyunlarına da dikkat çekti.

Hedef şaşırtmak isteyenlerin yedek kuvvet olarak Eski Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı devreye sokması kendileri adına büyük bir hezeyandır. 367 rezaletiyle Türkiye’yi oyalayan, seçime sebebiyet veren hatta Sayın Genel Başkanımız kilidi çözmeseydi yeniden seçime gitmeye hazır olduklarını beyan edenler, dün engelledikleriyle bugün kol koladır. ‘Prenses’in Gül’ü hem korkaktır hem de şansını yeniden denemekten vazgeçmemektedir. Sinsice tezgâhlar kurma peşinde koşmaktadır. Bir yandan Abdullah Gül, bir yandan Ahmet Davutoğlu, bir yandan Bülent Arınç sistemli bir şekilde Türk siyasetini yeniden dizayn etme gayretine girişmişlerdir. Türk milleti bu tiyatroyu daha önce izledi. Bunlara ağzının payını verdi, yeniden vermek için 23 Haziran’ı fırsat bilmektedir.”

Büyükataman, MHP’nin 15 temmuz hain darbe gecesi temelleri atılan ve dimdik ayakta duran Cumhur İttifakının 23 Haziran İstanbul seçimlerinde başarılı olacağını ve sandık oyunlarıyla elinden alınan Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini adil bir ortamda halkın ve seçmenlerin destekleriyle kazanacağını söyledi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246