Varlığı bir dert, yokluğu daha büyük dert oldu bu sosyal medya denilen iletişim ağının. İnsanlar, günlük çalışma ve mesai saatlerinin yüzde 40 oranını sosyal medya denilen internet ortamında geçiriyorlar. Bu durum, dünya iletişim birliği tarafından test edilip onaylanmış.

Bizim Türk insanı, bazı imkanları olabildiğinde faydalı kullanmak yerine olabildiğince on9lardan yararlanmak yerine, bu sosyal medya arenasını bir savaş meydanına çevirmede üstüne yok maşallah.

Ülkemizde ne çok bilmiş insan varmış da bizim haberimiz yok.

Hele her konuda bilgisi olmadığı halde fikir beyan eden, insanları karalama yarışına giren milyonlarca insan varmış.

Sanırsınız ki burası ucu açık bir üfleme meydanı.

Yaz yazabildiğin kadar. Hani klavye korsanları veya klavyenin sahte kahramanları diye tabirler var ya, bu sıfatlar işte sosyal medyayı olumlu değil de olumsuz hale getiren bu kişiler için kullanılıyor.

İnsanlar, birbirlerine öylesine inanılmaz sözler yazıyorlar ki, küfürler havada uçuşuyor. Denetim deseniz yok. Aslında, sosyal medya ile ilgili ülkemizde önleyici nitelikte kanunlarımız da yok. Adliyedeki hukuk insanlarına sorduğumuzda, bu konuda büyük bir eksiklik olduğundan söz ediyorlar. Türk Ceza Kanunu’nun hakaret maddesine göre davalar açılıp görülüyor.

Bazen Basın Kanunu bazen de İnternet Hizmet Sağlayıcıları Kanununa göre işlem yapılıyor.

Bu konuda, özellikle medya konusunda, kanunların birleştirilip tek bir çatı altında toplanması ve gerekenin tek kanunla yapılması gerekiyor. Bizim de mesleki olarak buna destek vermemiz ve haklı ile haksızlıkların ayırt edilmesinde mevcut kanunlarda yazdığı gibi hakimin takdiri değil de kanunların suç saydığı olayların cezalandırılmasının sağlanmasına katkıda bulunmamız lazım. İdeoloji araya girdiğinde kanun bitiyor denilmemeli.

Bir Basın konusu veya davası gündeme geldiğinde, pek çok kişi “basına sansür” veya gazetecilerin özgürlüklerinin kısıtlanması gibi birtakım söylemlerde ortalığı toz dumana katıyorlar. Bazen, bu söylemler doğru olabiliyor. Ama, ideolojik bakış altında gazetecilik kimliği ile yapılan bir takım asılsız iddia ve suçlamaların bana göre basın özgürlüğü ile hiçbir alakası ve ilgisi olamaz. Olmamalı.

Şimdi, gelelim sosyal medya olayına. Yurt dışı merkezli birtakım oluşumlarda guruplar kurulup milyonlarca, hatta milyarlarca insan aynı çatı altında toplanıp, birbirlerinden haberleri alıp gönderebiliyorlar. Bu durum, insanların iletişim ve haberleşmesi için altın bir fırsat. Değerlendirilmeli. Düzgün ve doğru kullanılmalı ve denetlenmeli. Yalan, yanlış ifadelerin, haberlerin, olaylar olmadığı halde varmış gibi gösterilmesinin de hesabı sorulmalı.

Her ülke, bu konuda kendi kanunlarına göre hareket ederken, Tıpkı Uluslararası Ceza Divanı’nın kurulmasına yönelik kararların alınmasına benzer belki de bir ceza ve denetim divanı kurulup, uluslararası çalışmalar yapılmalı. Çünkü, bu konuda büyük bir eksiklik ve yetersizlik var. İnsanların, onuru, şerefi ve yaşantısı bu kadar ucuzlatılmamalı. Kişilik hakları bu kadar zedelenmemeli.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya kullanımı ve medyadaki kirlileşme, çirkinleşme gibi olayların yaşanmasına tepki olarak boykot kararı aldıklarını duyurdu.

Sosyal medyanın, dipsiz bir kuyuya, izan ve insaf tanımayan mayınlı bir platforma dönüştüğüne dikkati çeken Bahçeli, başta Twitter, Facebook olmak üzere sosyal medyanın iftira sahnesi, ihanet ve isnat mecrası olduğunu vurguladı.

"Sosyal medya taşınması imkansız ağır bir güvenlik sorunu haline gelmiştir." ifadelerini kullanan Bahçeli, şunları kaydetti:

"İtibar suikastlarının kurgu mekanı, insan onurunu ayağa düşüren, akla ve hayale sığmayan fitne ve dedikoduların sığınak ve barınağı olan sosyal medya geleceğimiz, milli ve manevi gerçeklerimiz açısından vahim bir tehdit ortamını kökleştirmiştir. İnsan şerefine, insan namusuna, insan haysiyetine envai çeşit saldırganlığı provoke eden sosyal medyanın bu haliyle varlığı akla, ahlaka ve insani değerlere tamamen aykırıdır.

Sosyal medya terörü insan ve toplum huzuruna kastetmektedir. Bu nedenle sosyal medyanın temiz kullanımı sağlanasıya, konuyla ilgili kanuni düzenleme TBMM'de yapılasıya kadar şahsen sosyal medya hesaplarımı tümden askıya alıyor, duruşumu, düşüncemi, tarafımı, tavrımı, tercihimi ve tepkimi alenen ilan ediyorum. Sosyal medyada yaşanan dehşet verici ve şiddet dolu kirlenme nihayete ermeden bir daha ne Twitter hesabımı kullanacağım ne de Facebook paylaşımı yapacağım. Bu konuda TBMM'de gündeme gelecek her muhterem ve müstesna kanun teklifine de sonuna kadar destek vereceğim."

Bahçeli’nin bu konudaki görüşleri ve açıklamalarının altına bende kendi imzamı aynen atıyorum.

Bilgiye en kısa yoldan, en doğru vasıtalarla, en objektif şekilde ulaşmanın, aynı zamanda iletişim kanallarını aktif olarak kullanmanın çağın ve medeniyetin imkanlarından faydalanmanın insanlığın yararına olacağı düşüncesindeyim. Sosyal medyadan beklenenin de bu ihtiyaca cevap vermesidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254