Bu yazıda Türkiye gerçeğiyle karşılaşacaksınız. Bazı konularda 60 yılda bir arpa boyu yol almadığımıza tanıklık edeceksiniz.

Öncelikle şu konunun altını çizelim; Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada darbeci-cuntacı zihniyetlerin anatomik yapısını incelerseniz, hep aynı refleksleri görürsünüz; Toplumu sindirmek ve baskı altında tutmak. Toplumu sindirmek için belli argümanları kullananlar sadece terör örgütleri değildir. Toplum üzerinde baskı kurmak için kitleleri ezginleştirmeyi yönelik işler yapanlar arasında cuntacı zihniyetler de başta gelir. Güdümlerine aldıkları medya aracılığıyla buna uygun malzemelerle toplumun genelini ya da belli sosyal kesimlerini sindirmek ve antidemokratik uygulamalarla kendilerine boğun eğmelerini sağlamak bu zihniyetteki yapıların en önemli özelliklerindendir.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Türk futbol tarihinin unutulmaz efsane ismi Metin Oktay’ın başına gelmiştir.

27 Mayıs 1960 darbesinin ilk aylarıdır. Demokrat Parti’nin önde gelen tüm kadroları içeri tıkılmıştır ama halkı da sindirmek ve cunta yönetimine baş eğdirmek için arayışlar sürmektedir.  O günün Türkiye’sinde en flaş isim, Galatasaray’ın ve Milli Takımın ünlü oyuncusu Metin Oktay’dır. İzmir’de 2. ligde gol kralı olduktan sonra, 1955’de 5 seneliğine bir Chevrolet karşılığı Galatasaray’a transfer olmuştur.

10 Haziran 1959 tarihinde Galatasaray ile Fenerbahçe takımları arasında oynanan maçta Fener ağlarını delen o meşhur golünü atması Türkiye’de aylarca tartışılan bir konu olur. Aradan 60 yıl geçmiş olsa da bu gol hala güncelliğini korumaktadır.

İşte Fener ağlarını delen o meşhur gol, Metin Oktay’ı ülkede adeta bir fenomen haline getirmekle kalmaz, bu şöhret aynı zamanda daha sonra onun başına dert de olur. Kuşkusuz o tarihlerde Metin Oktay mitolojik bir kahraman gibi ülke gündeminin baş aktörü durumundadır. İşte ne olursa ondan sonra olur. 27 Mayıs cunta yönetimi halkı sarsacak ve sindirecek uygulamalara imza atma arayışındadır. Aranan kurban çok geçmeden bulunur. Malum, askerlik yapan futbolcular kendilerine verilen özel izinlerle gerektiğinde maçlara da çıkabiliyorlar. Her hafta dünyanın gözü önünde maçlara çıkan ve ligin en popüler futbolcusu olan Metin Oktay, maç izinleri karnesine işlenmediği gerekçesiyle 8 gün eksik askerlik yaptığı iddiasıyla 1960’da aranmaya başlanır.

Asker kaçağı sahada (!)

28 Temmuz 2006’da kaybettiğimiz ünlü gazeteci ve koyu Fenerbahçeli Halit Çapın, kulağına üflenen! bir bilgi ile o günün en popüler oyuncusu Metin Oktay’ın polis tarafından arandığını öğrenir. 14 Eylül 1960’da Milliyet gazetesi birinci sayfadan onun yazdığı haberi verir. Büyük puntolarla manşete taşınan haber şöyledir; “Polis ve savcının aradığı adam 40 bin kişi tarafından alkışlanıyor, golleri atıyor ama bir türlü yakalanamıyor. Oysa asker kaçağı Metin Oktay bugün sahaya çıkıyor.”

Görüyor musunuz haberi. Ne kadar tahrik edici değil mi? Zannedersiniz ki adam bilerek askerden kaçıyor. Halbuki askerliğini yapan ve eline tezkeresini alıp terhis olan Metin Oktay’ın arandığından haberi bile yoktur. Onu güya arayan resmi makamların kendisini bulup gerekli tebliği yapmaması mümkün müdür? Dedik ya, cunta yönetimi. Ne yapıp edecek, çeşitli yollarla halkı sindirecek ve gayri meşru düzenine boyun eğmesini sağlayacak.

Metin Oktay Cezaevinde…

Haberin çıktığı günün ertesinde, yani 15 Eylül 1960’da Metin Oktay tutuklanır ve 27 Mayıs darbesi sonrasının ilk meşhur kişisi olarak Toptaşı Cezaevi’ne konur. Ülkeye bakın ki, arandığından haberi olmadan on binlerce seyircinin önünde her hafta maç oynayan, gazete sütunlarında hakkında en fazla yazı çıkan futbolcu olan Metin Oktay, Toptaşı ve Paşakapısı cezaevinde tam 45 gün yatar. Hapis yatmak yetmez haliyle. Çıktıktan sonra da, 8 günlük askerlik borcunu ödemek üzere İzmir’e gönderilir.

Metin Oktay Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edilmesin diye imza toplayacak kadar da cesaretli, onurlu, bir yürekti, Futbolculuğunun ötesinde insan olduğunu bilerek yaşadı. Cebinde ki son parasını muhtaçlara verecek kadar da koca bir yürekti. Dün taçsız kralın doğum günüydü 2 Şubat 1936 doğumlu futbolumuzun her alanda en büyüğü Metin Oktay'ı rahmetle anıyoruz. Adana'ya giderek Fatih Terim'e ''seni almaya geldim'' deyince, mahçup bir tavırla ''abi buraya kadar zahmet etmişsin sen ne diyorsan öyle olur'' diye cevap veren, Fatih Terim'i de Galatasaray'a miras bırakmıştır.

Memed Fuad, Metin Oktay’ın Toptaşı günlerini, “Tribünden Palavra Anılar” adlı kitabında şöyle anlatacaktır: “Bir haber dolaştı: Metin Oktay Toptaşı Cezaevinde’ymiş. Hep birlikte onu görmeye gidecekmişiz. Araba vapuru iskeleye yanaşınca, bağrış çağrış çıkıp çarşının içinden Ahmediye’ye doğru başladık yürümeye, bayağı bir gösteri yürüyüşü! Bu kez pencereden sarkıyor insanlar. Onların ilgilendiğini görünce, büsbütün şımarıp, inletiyoruz ortalığı “Metin! Metin!” Toptaşı Cezaevi’ne ulaştığımızda sokaklara zor sığıyoruz. Bu nasıl bir sevgi!”” der. Ve Binlerce Galatasaray taraftarı akın akın sel gibi cezaevinin önünü halk ihtilali gibi doldurur.

Galatasaray’a neden Aslan diyorlar? Henüz 14 yaşında iken Galatasaray’ın A takıma seçilme başarısı göstererek takımın gözdesi haline gelen genç futbolcu Nihat Bekdik sayesinde. Bu genç oyuncuyu tribünlerin “aslan” lakabıyla çağırması, zamanla takımın da lakabının “Aslan” kalmasına neden olmuş. 1923’de Türkiye Milli Takımı’nın Romanya ile oynadığı ilk maçta forma giyen, 18 kez milli olan ve Galatasaray’a lakabını kazandıran bu genç oyuncu daha sonra ne oldu dersiniz?

1957’de DP milletvekili seçilen Nihat Bekdik, sırf DP’de siyaset yaptı diye 27 Mayıs cunta yönetimin baskısı altındaki mahkemelerce 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı ve Yassıada, Kayseri ve Toptaşı’nda yattı.

Onun unutamadığı ve ağırına giden en önemli konu, ailelerine ancak 23 kelime ile mektup yazılmasına izin verilmesi oldu. Sadece 23 kelime.!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ERCAN KAVUK 6 ay önce

Süper bir yazı. Bir Metin Oktay hayranı ve demokrasi sevdalısı biri olarak bu yazıyı çok beğendim. Teşekkürler İsmet Koyuncu...

banner234

banner246