Bu haber kez okundu.

Aşut: “Küllerinden Doğmasını Bilen Bir Milletiz”
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, dünya ekonomisinin 2008 krizini hala aşamadığını belirterek, “Dünya ekonomisi 8 yıldır bataklıkta çırpınan insan gibi. Bunun olumsuzlukları Türkiye’ye de sert şekilde yansıdı. Bugün dünyanın en büyük 17’inci ekonomisi isek, bunun arkasında 1 milyon 500 bin girişimcinin varlığı bulunmaktadır” dedi.
MTSO Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, dünyanın içinde bulunduğu ekonomik durum ve Türkiye’nin konumunu değerlendirdi. Dünyada yaşanan savaşlara ve çatışmalara dikkat çeken Aşut, tüm savaşlar ve ülkeler arası sorunların temel nedeninin ekonomik olduğunu vurguladı. Bugün dünyanın, özellikle Türkiye’nin çevresindeki bölgelerin ciddi sorunlar yaşadığına işaret eden Aşut, “Savaşlar, isyanlar, Arap Baharı hatta Avrupa ve Amerika’da bile işçi ve sendika ayaklanmaları gündemden düşmüyor. Olaya bütüncül olarak ve bu sorunların arka planına baktığınızda, 2008-2009 küresel finans krizinin hala aşılmamasının etkilerini açıkça görüyorsunuz. Dünya ticaret hacmi hala 2008 öncesi düzeyi yakalayamadı. Dünya devleri küçüldü, işsizlikleri arttı, ihracatları azaldı, ithalatları düştü. Yani, dünya ekonomisi 8 yıldır bataklıkta çırpınan insan gibi. Eskiden böylesi krizlerde elinde petrol, doğalgaz gibi yer altı zenginlikleri olanlar zarar almadan yollarına devam ederdi. Bugün 47 dolara inen petrol varil fiyatı ile petrol ve doğalgaz üreten ülkeler bile borç alır duruma geldiler. Aslında Rusya’nın agresifliğinin arkasında yatan şey de budur” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE, BUGÜN DÜNYANIN EN BÜYÜK 17’NCİ EKONOMİSİYSE, ARKASINDA TÜRK GİRİŞİMCİSİ OLDUĞU İÇİNDİR”
Dünyanın bugün, tarihinde görmediği ekonomik ve siyasi bir buhran yaşadığının altını çizen Aşut, bunun olumsuzluklarının, ekonomisi KOBİ’lere ve ihracata dayanan bir Türkiye olarak iş dünyasına da sert bir şekilde yansıdığını kaydetti. “Eğer bugün ülke olarak dünyanın en büyük 17’inci ekonomisi isek, bunun arkasında Cumhuriyet’in kurulmasından bu yana yaratılan 1 milyon 500 bin girişimcinin varlığı bulunmaktadır” diyen Aşut, şöyle devam etti: “Eğer bu rakam 3 milyon olsaydı bugün bu sorunlar çok daha az olacaktı. ABD ve AB bile sorunlar yaşıyor ama yine de girişimci sayılarının çokluğu bu ülkeleri hala dünya devi yapmaktadır. Öte yandan, devletçi bir Çin çok fazla büyüyemiyor. İhracatı ve ithalatı düşüyor. Afrika, Asya, Latin Amerika yalnızlaşırken, ABD ve AB Serbest Ticaret Anlaşması ile yeni bir güç oluşturuyor. 2008 krizinin bataklığından kurtuluyor. ABD bütçesinde işler düzelirken, ülke tekrar bir sanayi ve imalatçı devrimini tetikleyerek KOBİ’leri ve girişimcileri desteklerken, Avrupa Birliği’nde ilk kez istihdam artışı yaşanıyor. Bu arada Türkiye olarak bu kıtaların hiç birine ait olmayan konumumuz ile biraz daha yalnız ve çevremizdeki sıkıntılarla biraz daha kırılgan hale geliyoruz. Ancak sorunların zirve yaptığı anlar aslında iyileşmenin de başladığı noktadır. Ekonominin psikolojik etkisi unutulmamalı ve umutlu olmalıyız. Sürekli çevremizdeki karanlığa odaklanmaktansa, biraz kendi ışığımıza bakmalıyız. Bu süreci kendi eksiklerimize odaklanarak bir avantaja çevirmeliyiz.”
“KÜLLERİNDEN DOĞMASINI BİLEN BİR MİLLETİZ”
Türkiye’nin 2002 yılından bu yana sayısız genel ve yerel seçim, hatta tekrarlanan seçimler yaşadığını, tüm bu süreçleri büyük bir sorun yaşamadan, demokrasi değerlerini yaşatarak atlattığını vurgulayan Aşut, “Siyasi istikrar devam etti, mali bütçe ve makro ekonomik göstergeler bozulmadı, büyüme olumsuz etkilenmedi. Bizce 2002 yılından beri gelip geçen hükümetlerin en büyük başarısı, toplumun üzerinde yıllardır ekonomik ve psikolojik bir kambur oluşturan kamu borçları, IMF ve bütçe sorunlarını artık gündemden düşürmesi oldu. Bunlar toplumda güven ve psikolojik bir rahatlama oluşturdu. Artık ülkemiz kendi içinden kaynaklanan krizlere bir son verdi. Ancak, okyanusları geçerken bazen derede boğulduk. Böylesi önemli sorunları çözerken, aslında biraz empati, biraz hoşgörü ve her kesimin göstereceği biraz daha siyasi uzlaşma ile yeni bir anayasa yapılabilirdi. Siyasetin insanları kutuplaştırmasına ve gereksiz rejim tartışmalarına izin verilmeyebilirdi ve biraz daha nötr bir dış politika ile dış olaylar ülke içine daha az yansıtılabilirdi. Elbette dış olaylarda her şey bizim elimizde değil. Dış güçlerin terörü nasıl desteklediğini biliyoruz. Ama bunlar bugün ülkenin gündemi olmayabilirdi” dedi.
“Dış olayları, çevremizdeki sıkıntıları bir yana koyarsak, diğer sorunlar aslında kendi yarattığımız, kendi içimizde çözmeyi başaramadığımız sorunlardır” diyen Aşut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer siyasi kutuplaşmaları ve kavgaları centilmen bir demokrasi yarışması haline getirebilirsek, ortak paydalarda buluşmayı başarır ve Cumhuriyeti kuran bir millet olarak el ele vererek bir anayasa yapabilirsek, ülkenin sanal konularını bir kenara atıp gerçek sorunlarına; yani ekonomiye, işe, aşa, adalete, eğitime, bilim ve teknolojiye, ülkenin geleceği olan genç nüfusun ihtiyaçlarına odaklanırsak inanın çok daha parlak günler bizimdir. Biz küllerinden doğmasını bilen bir milletiz. Yok oldu derken yeniden doğduysak, bugün elimizdeki bu güç ve kazanımlarla çok daha güçlü hale gelebiliriz. Yeter ki, toplum olarak demokrasinin, Cumhuriyetin kazanımlarının, bir vatana sahip olabilmenin değerini bilelim. Yeter ki, farklı düşüncelerin ortasında ortak paydalarla kürekleri aynı yöne çekebilen bir toplum yaratmayı başarabilelim. Aslında yüzyıllardır bu coğrafyada oynanan oyunlara rağmen, etrafımız neredeyse kabile ve aşiret devletlerinden oluşurken ve parça parça olurken, Anadolu insanının tek yürek olmayı başarması ve bu tezgahlara izin vermemesi en büyük cevaptır ve korunması gereken en büyük güçtür. Vefakar ve cefakar Türk Silahlı Kuvvetlerimizin verdiği mücadele, emniyet teşkilatımızın çabaları takdire şayandır ve iş dünyası olarak arkalarındayız. Ancak, aynı vefakar ve cefakar duruşu, birlik ve beraberliği sağlama çabalarını, Cumhuriyet değerlerini koruma bilincini, yeni bir dönüşümün yaşandığı bu siyaset ortamında tüm partilerden, tüm siyasetçilerimizden bekliyoruz.”
Türkiye’de birlik ve huzur olduğu sürece Türk girişimcisinin üretim de ihracat da yapacağını, aş da vereceğini belirten Aşut, “Yeter ki, vatanımızda birlik olsun, huzur olsun. Yeter ki, evrensel insanlık değerlerinin yaşatıldığı, bireyin merkezde olduğu, insanların adaletin varlığına inandığı bir ülke olsun. Yeter ki, siyasi kavgaların yerini demokrasi temelli saygın bir siyasi rekabet alsın. Bu sadece iş dünyasının değil, toplumun beklentisidir. Bu konularda ülke olarak çok büyük ilerlemeler kaydettik. Bu kazanımlar ülkemizin geleceğe sıçrama tahtalarıdır. Kaybedilmemeli, zenginleştirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner193