Ankara'da patlayan bombaların ülkemizde yarattığı tarifsiz acıyı, iki gün sonra bir yılımı dolduracağım Londra'da fazlasıyla hissediyorum. Olayları binlerce kilometre uzaktan takip etmek çok daha zor. Diken üstünde bir hayat sürmek bu olsa gerek. Her an yeni bir kötü haber alacakmış hissi, insanın bütün dengesini bozuyor.  Burada "umarım terörle mücadelede hedeflenen sonuca en kısa zamanda ulaşırız ve bu acılar artık son bulur" demekten başka elimizden birşey gelmiyor.

Ankara'da bombalar patlarken, Türkiye'de mevcut hükümeti ve yaptıklarını tasvip etmeyenler Londra'da son günlerde ilginç bir kampanya başlattı.

Facebook'ta hızla yayılan ve 'dontgoturkey', 'memleketime bu yaz gitmek istemiyorum' sloganıyla başlatılan kampanyaya destek arayanların dayandığı temel arguman şu:

"Avrupa'da yaşayan ve ülkesine özlem duyan kişiler olarak, zor şartlarda çalışıp yıl boyu biriktirdiklerimizi kendi ülkemize giderek yatırım ya da tatil amaçlı kullanıyoruz. Elbette ki bu harcamalarımız ülke ekonomisine katkıda bulunuyor. Sadece bizler değil, entegre olduğumuz ülkelerin vatandaşlarına da kendi ülkemizin doğal zenginliklerinden, insanlarımızın misafirperverliğinden bahsederek onların da turist olarak ülkemize gitmesine vesile oluyoruz. Son bir kaç yıldır Türkiye topraklarının her köşesinde temel hak ve özgürlükler ayaklar altına alınıyor. İnanç ve düşünce farklılığından dolayı insanlara baskı yapılıyor. Masum insanlar ve çocuklar öldürülüyor,  doğa katlediliyor, basın özgürlüğü ihmal ediliyor, demokratik seçim hakkı gasp ediliyor, kadın ve çocuk hakları ayaklar altına alınıyor. Türkiye’nin etrafındaki komşu ülkelerle düşman olması bizleri üzüyor, düşündürüyor ve endişelendiriyor. Bunlar yetmezmiş gibi memleketin her yerinde bombaların patlaması tamamen korku duvarı örüyor. Bütün bu sebeplerden dolayı biz, Avrupa'da yaşayan gurbetçiler, yazın tatile, ülkemize gitmeyeceğiz."

Neticede, siyasi amaçlı başlatılan ve Türkiye'yi, geçtiği bu zor dönemde, özellikle ekonomik anlamda yıpratmayı hedefleyen bu kampanyaya destek verenler olduğu kadar karşı çıkan da büyük bir kesim var.

Eğer bu kampanya amacına ulaşır ve yaz aylarında memleketine yüzbinlerce sterlin para bırakan İngiltere'deki gurbetçiler tatil rotasını başka ülkelere çevirirse, Türk turizmini gerçekten çok zor bir sezon bekliyor demektir. Rusya ile yaşanan sorun nedeniyle oradan da turist gelmeyeceğini hesaba katarsak, sıkıntının hangi noktaya varabileceğini varın siz hesap edin.

 

'Şeker vergisi' gençliği kurtaracak

İngiltere'de geçtiğimiz günlerde açıklanan bütçe düzenlemeleri kapsamında; şekerli içecek üreticilerine, içeceklerde kullandıkları şeker miktarına göre ek vergi uygulanması kararlaştırıldı. İngiliz medyasının 'şeker vergisi' olarak isimlendirdiği ek vergi, 2018 yılından itibaren uygulamaya girecek.

Ülkede ilk kez uygulanacak olan 'şeker vergisinin' şekerli içecek fiyatlarına etkisinin oldukça sınırlı olması beklense de diyabet ve obezite ile mücadelede önemli bir adım olarak görülüyor. -İngiltere'de obezite ile mücadelenin devlete faturası yıllık 27 milyar pound ve ülkede her beş çocuktan biri obezite kategorisinde...-

Hükümetin bu yolla elde edeceği 500 milyon pound ek geliri, okullardaki spor faaliyetlerini artırmak için harcamayı planlaması ise olayın bir başka güzel tarafı.

Görüyorsunuz değil mi? Ülkelerin gündemi birbirinden ne kadar da farklı. Bir tarafta, çağımızın hastalığı obeziteye karşı verilen mücadele ve akıl-sır ermeyen boyuttaki israf, diğer tarafta ise evladına sadece kuru ekmek verebildiği için kaderine kahreden milyonlarca anne ve baba... İşin içinden çık çıkabilirsen...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.