Başlık Büyükbaba’mın 1959’da yazdığı bir kitabının adını taşıyor.

İki dedim çünkü yazıyı 1 Mart 2015’te yazmışım. Tekrara düşmeyi göz önüne alarak biraz da güncelleyerek bir kez daha paylaşmak istedim sizinle.

Bakın bakalım 2018’de yazsaydım ne değişecekti?

Elli dokuz yıl öncesinin beğenilerini ve toplumda karşılık bulan edimleri anlatmış Gazi Albay Lütfi Erözden. Anlatırken de, o günün Türkiye’sini ele almış doğal olarak.

Torunu da, aynı başlıkla bugünün Türkiye’sinin alkış ortalamasına değinmek istedi.

Dilerim doğru saptamaları yapmaya becerebilmişimdir.

Algı…

Bu çok önemli; gösterilen faaliyetlerin toplumda bulduğu karşılık, o toplumun yansımasını taşıyan bir aynadır. Etkinlik, her ama her şey olabilir. Önemli olan bu faktörlere toplumun yaklaşımı yani alkış ortalamasıdır.

Şimdi bir bakalım;

Seviyenin taban yaptığı yemek programları, küfürün bir espri kaynağı olarak algılandığı sözüm ona komedi filmleri, hiç kimseyi ayırmadan belden aşağı cümlelerle donatılmış yarışma programları, zor durumda ki insanlara yardım maskesi altında formatlanmış acı tacirliği kökenli reality showlar, izleyicilerine ortaokul öğrencisi muamelesi yapan, ben bilirimci haber programları, garip garip iddiaların ortaya atıldığı, bir bardak suda fırtınaların kopartıldığı neye hizmet ettiği asla net olarak anlaşılamayan ama spor programı olarak lanse edilen laf ebelikleri, her türlü sanatsal değerin hoyratça kullanıldığı reklamlar, kerameti kendinden menkul üstat(!)ların katıldığı ve aslında havanda su dövmenin tarifinin yapıldığı açık oturumlar, pek çoğumuzun yaşam tarzı ile çelişen, eski İtalyan Western filmlerini aratmayan uzun uzun bakışmalarla, tabancalarla, ihanet ve entrikalarla senaryolaştırılmış dizi filmler, her konuda mutlak surette uzman niteliğinde fikri olduğunu sanan spikerler, gazetelerin üçüncü sayfaları, geğiren, tüküren sözüm ona halkı temsil eden tiplemeler, izlendiğini anladığı anda süresinin üçte ikisini reklama ayırmakta beis görmeyen duayen(!)ler tarafından hazırlanan sunular, özensiz ve niteliksiz, sadece bağıra çığıra uygulanan yarışmalar, yeteneklerinin ne olduğu henüz herkes tarafından tam olarak anlaşılamayan, ancak yetenek avcısı olduklarını iddia eden jüriler(!), dinimizden bi haber din ulemaları(!) ve dahaları…

Yukarıda saydığım tüm faaliyetler, necip milletimizin teveccühüne mazhar oluyorlar. İzleniyorlar, yorumlanıyorlar, takdir ediliyorlar en çok ta taklit ediliyorlar.

Arz ve talep dengesi diyorlar buna. Diyorlar da, talep edileni hiç umursamıyorlar. Örneğin güzel sanatların (bence bu deyimde yanlış, her sanat güzeldir; hiç çirkin sanat dediğiniz oldu mu?) çokça arz edilmesini isteyenler için, insanın zekası ile alay eder konumuma gelmiş senaryoları reddedenler için, gördüğünü anlayanlar ve tarife muhtaç olmayanlar için, acıdan beslenmeyenler için, iğrenç görüntüleri espri saymayanlar için, haberleri haber almak amacıyla izleyenler için kısacası daha kaliteli bir yaşamı özleyenler için talep formları mı düzenlemek gerekiyor?

‘Eee abi halk bunu istiyor’ klişesi aslında ‘ben anca bunu verebiliyorum’ anlamına geliyor. Elbette herkesin algısı farklı olacak, kimse kimsenin beğendiğini beğenmek zorunda değil. Ama atlanan bir nokta var. Türk insanı kendine verileni değil, kendinden olanın verilmesini tercih eder. Bu da asla, seviye düşüklüğü ile donatılmış unsurlardan teşekkül edilemez. Evet genelde okumayız, tartışmayız, ilgimiz her konuda düşüktür, kahve sohbeti kıvamında yaşar gideriz. Hatta kendimize balık hafızalı bile deriz. Ancak biz toplum olarak ciddi şekilde de zekiyiz.

Cumhuriyet kazanımları ile kısa sürede bu denli yol alabilen bir topluma sunum yapanların dikkatli olmasında fayda var; Algımız bize dayatılan kalitesizliğin çok çok üzerindedir. Hele espri yeteneğimiz hiçbir millete nasip olmayacak şekilde gelişmiştir.

Bu yazının önermesi şudur ki, bize hitap edenler, alkış ortalamamızı, reyting ortalamaları ile karıştırmasınlar. Bizim ortalamayı değiştirme yeteneğimizi göz ardı etmesinler.

Yani sanal alkışları baz alıp da birden bire ortada kalıvermesinler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234