Geçtiğimiz günlerde Avukat arkadaşımız Cüneyt Bülent Şeker'in yaşadığı üzücü olayı kaleme almıştık, pazar gecesi sokağa çıkma yasağının bitiminden sonra Uluyol daki benzinlik marketine gelen biri sivil biri resmi üniformalı maskesiz polis memurları ile yaşadıkları polemik bizleri üzmüştü. Olayı köşemizde paylaştıktan sonra Av Cüneyt Bülent Şeker Emniyet müdürlüğüne çağrılıp kendisinden konu hakkında bilgi alınmıştı. Memnunluk verici bu durum Bursa Valisi, Emniyet müdürü ve yardımcılarının ne kadar hassas olduklarını gösteriyor elbette.

Av Bülent Cüneyt Şeker müşteki olarak Emniyette verdiği ifade de ''konuyu belgeleyip Emniyet Müdürlüğüne, 155 şikâyette bulundum, Bende bu konuyla ilgili Bursa Emniyet Müdürlüğü internet sayfasına başvuruda bulundum, ondan sonra da konuyu köşe yazarı İsmet Koyuncu da bu konuyu yazdı, bunun üzerine Bursa Emniyet Müdürlüğünden çağrıldım, müşteki olarak ifadem alındı, burada gördüğüm atmosferden şunu anladım; Bursa Emniyet Müdürü ve Yardımcıları, çalışma arkadaşları bu gibi disiplinsiz davranışlar konusunda son derece hassas ve hemen üzerine gidiyorlar, bu sebep ile

BURSA EMNİYET MÜDÜR VE YARDIMCILARINA TEŞEKKÜR EDİYORUM,

Bursa nın suç ile mücadelede başarısının kaynağı bu hassasiyet olduğunu anlıyorum. Benim bunları anlatmaktaki amacım bu münferit olaydan yola çıkarak polisi karalamak değil, benim mesleğim dahil her meslek gurubunda sorunlu insanlar var, üstelik bu polis sadece o kötü bir gün geçirmiş olabilir, çok sıkıntılı bir zamanına denk gelmiş olabilirim, bu hepimizin başına gelebilir, amacım bu olay vesilesi ile bazı konulara dikkat çekmek..! Beni tanıyanlar bilir; polisi severim, çocukken polis olmak istemiştim, ama gözlerimdeki sorunlar sebebi ile bu mümkün olmamıştı. Türk polisini sevmek yalnızca; polis olmak içimde bir ukde olarak kalmasından dolayı değil, ayrıca bizim polisimiz gerçekten iyidir, bizim polisimiz Amerikan polisi gibi filan değildir, halka yakındır, onun kahrını çeker, insanlar arasındaki problemleri uzlaştırarak halletmeye çalışır, daha insancıldır, kısaca içimizden biridir, fedakârca canını ortaya koyar, bu yüzen de canımızın, malımızın güvencesidir Türk Polisi…

Ama bu olay beni çok etkiledi, bir türlü kafamdan çıkartamadım, halbuki mesleğim gereği bu tip olayları çok yaşadım. Bunun nedenini düşündüm ve sonunda bir “Darbe Sendromu” yaşadığımı fark ettim.

Ben 12 Eylül, 28 Şubat darbelerini yaşadım, işte bu darbe dönemindeki asker ve memurların davranışı işte buydu, yani; “Sen kim oluyorsun da Devletin yüce memuruna kanun-kural hatırlatıyorsun, o gerek görürse kuralları uygular, gerek görmez ise uygulamaz, o hukukun üstündedir, çünkü yetki ondadır..” tavrı…!

Gerçekten Devlet Memurunun hukuka uyma konusunda kendisini istisna görmesi, kural ve kanunlara uyma zorunluluğu sadece vatandaş aitmiş gibi davranması, vatandaş ile Devlet arasındaki toplumsal sözleşmenin bozulması anlamına gelir ve bunun büyük sakıncaları vardır, çünkü ; “Adalet mülkün temeli ise, polis de o temelin çimentosudur…”

Hiç hoşuma gitmeyen şeylerden birisi de bana çemkiren polisin de kullandığı; “ Sen kimsin, Sen kim oluyorsun da…! ” muhabbetidir, yani söylediğimin haklı veya hukuka uygun olup olmaması değil “Kim olduğum” önemlidir… Bunun vatandaştaki karşılığı; “ Sen benim kim olduğumu biliyor musun..?! “şeklinde dir.

Bu olayda Avukat arkadaşımız ve şahsen benim amacım hiç kimsenin ekmeği ile oynamak değil elbette. Son yıllarda Polis camiasının aslında halka daha iyi hizmet sunduğunu net bir şekilde görüyoruz, bu konuda yıllarca birlikte siyaset yaptığımız eski genel başkanımız ve taban siyasetçisi Süleyman Soylu nun da büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Şeyh Edebali nin çok beğendiğim bir sözü vardır. ''insanı yaşat ki, devlet yaşasın'' insansız hiç bir şeyin manasının olamayacağı bir dünya da yaşıyoruz, insan yoksa hiç bir şeyin kıymeti olmaz elbette. İnsan yoksa devlet olmaz, insan yoksa polis olmaz insan yoksa hiç bir şeye gerek kalmaz, burada vatandaşın önemini herkes ve herkesim anlamalıdır. 

Çocukluğumuzda toplumu ürküten ve kural tanımayan polisler vardı, deyim yerindeyse astığı astık, kestiği kestik, toplum içinde dilediği kişiye tokat atabilen polisler gördük, hatta hiç unutmam Polatlı da oturuyorken babamın lokantasından Annemle eve gelirken, yol kenarında dilenci bir kadın vardı, bir anda polis jipi geldi arabadan polis hızla inip o dilenci kadını herkesin gözünün önünde tekme tokat dövmeye başladı, kimse sesini çıkaramıyor ve kadın kanlar içinde kaldı, dayak atan polis yeniden jipe binip yoluna devam etti. Bu olayda beni en çok üzen olaydan biri ise o polisin bizim akrabamız olmasıydı.!

Polis kimdir derseniz sizin, bizim oğlumuz, yeğenimiz, kuzenimiz yani akrabalarımızdır. Son günlerde kötü giden ekonomi ve virüs yasakları sebebiyle toplumda bir buhran yaşanmakta, çevremize baktığımız da herkes stres içinde ve maalesef Türkiye de yıllık Antidepresan hap kullanımı 60-70 milyon kutuya çıkmış, bunun açılımı herkes sinirli ve gergin. Asrın hastalığı stres olarak kabul ediliyor, beton yığınları arasında şehir yaşamının zorluğu ve para kazanma mecburiyeti insanları bu kadar gergin yapıyor, bunları da göz önüne almak gerekiyor elbette.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254