Ucundan kıyısından hasbelkader gazeteciyiz ya;

Arkadaşlar soruyorlar haliyle;

‘’İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylarının Tv de ki performansları sence nasıldı’’diye.

Aslında Bursa’da yaşayan biri olarak İstanbul’a yapılacak yatırımlar sadece İstanbul’un hasılasından yapıldıkları sürece beni çokta bağlamıyor.

Meseleye ülke bazında bakılınca İstanbul’a yapılan her olumlu şey beni sadece uzaktan mutlu eder.

Ötesine de geçmez.

Ancak Geçen akşam ki açık oturum da özne her ne kadar İstanbul olsa da yüklem Türkiye idi.

O koca şehirde yaşanılan tüm olumsuzlukların memleketin diğer kentlerinde de büyüklükleri oranın da ve evrimleri içerisinde yaşanıldığına dair yüzlerce itham var.

Buradan da anlaşılıyor ki, muhalefetin ileri sürdüğü iddialar diğer şehirlerde de bazen az bazen çok mutlaka karşılık buluyor.

Yani, şehir hangisi olursa olsun bu konuda biz asıl sıkıntıyı belediyecilik kavramının kargaşasında kalmaktan dolayı yaşıyoruz.

Belediyeyi ele geçiren neredeyse bağımsızlığını ilan ediyor.

Kendi teamüllerini oluşturup, kimseye danışmadan, söylemesi çok ağır ama hesap vermeden, kendini denetlemekle yükümlü kurulları hiç sallamadan, onların raporlarını bile okumaya gerek görmeden, tüm kadroları bazen de olmayan kadroları kendisi ile aynı siyasi görüşü paylaşanlarla doldurarak liyakat denilen işe göre adam olgusunu hiçe sayarak belediyecilik yaptıklarını sanıyorlar.

Hiç düşündünüz mü?

Çeşitli gerekliliklerle günde en az beşer kere tekrar ettiğimiz belediye sözcüğü ne anlama geliyor?

Ana tanımı, il, ilçe, bucak gibi yerleşim yerlerinde sokakların bakımı, temizlik, aydınlatma, su, esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerini gören, başkanı ve üyeleri seçimle gelen, tüzelkişiliği olan örgüt.

Ancak kavram tanımının yapıldığı günden bu güne endüstriyel bir hal aldı.

Özellikle büyük şehirlerin bütçeleri çok büyüdü ve kurumlar bir yandan büyürken bir yandan da büyüklüğünü taşıyamaz hale geldi.

Bursa bu durumun en can alcı örnekleri ile dolu.

Elbette genelleme yapılamaz ama belediyelerin halka hizmet aşkı ile yananlar tarafından yönetilmeleri konusunu her zaman ironik bulmuşumdur.

O yüzden yerel seçimlerde adayların vaatlerini sıralamalarını içeren programları ve mitingleri filan asla izlemem.

Zaten İstanbul’un iktidar belediye başkan adayı da bizzat seçimlerde verilen sözlere pekte itibar etmemek gerekir mealinden cümleler kurmadı mı?

Eee bu durumda ceğiz, cağız, cek, cak’larla vakit kaybetmenin bir manası yok.

Yıllar sonra yapılan açık oturum da öncesinde bir bardak suda kopartılan fırtınalara hiç değmedi.

Her iki tarafta fairplay olsun diye konularını yüzeysel olarak işlediler.

Beklenende buydu aslında;

İmamoğlu ofansif, Yıldırım zaman zaman kontra ataklar denese de defansif görünümdeydi.

Elbette birbirlerine Allah ne verdiyse girsinler demiyorum ama iki saati aşan tartışmanın kararsız seçmeninin kararını oluşturabilecek kadar da etkin olmadığını düşünüyorum.

Ancak şu bir gerçek ki;  iki tarafın da belediyecilik kavramından çıkarımları birbirlerinden son derece farklı.

Özellikle çeyrek asırdır kentin yönetiminde olanlar İstanbul’u yönetmekten ziyade idare ettikleri ve şehrin kaynaklarını izaha muhtaç bir şekilde kullandıkları yönünde sert iddialarla itham edildikleri için adaylarının öyle olağanüstü bir performans göstermesi beklenemezdi;

Öyle de oldu zaten.

Her iki aday da neden yenilendiği yıllar boyunca tartışılacak olan bu seçim öncesinde önceki söylemlerinin ötesine geçemezlerdi; geçemediler de.

Eğer sunucu tartışmayı köpürtmek isteydi bunu çok rahat yapabileceğini de söylemek lazım;

Zira iktidar partisi adayı tartışmayı zaman zaman terör örgütü bağlamında irdelemek ve buradan yürümek üzere çalışmıştı dersine. Bir de rakibini yalan sözcüğünü sıklıkla kullanarak sinirlendirip hataya zorlamak.

Oldu mu, olmadı mı?

Sorunun yanıtını size bırakıyorum.

Son tahlilde tartışma ne bir sürprize ne de bir kırılmaya sahne olmadı.

Sanırım programa dair akıllarda kalan en önemli olgu topluca çekilen fotoğraf olarak kalacak.

Açık oturumlar da artık eskisi gibi değil ki;

Sosyal medya denilen milyonların anında müdahil olabildikleri bir mecra var.

Program sunucularının da bir gözleri sürekli burada.

Dolayısı ile herkes her şeyi biliyor ya da süratle öğreniyor.

Ben arkadaşlarıma yazının başında ki soruya kendimce en net yanıtı verdiğim kanaatindeyim.

Malumun ilanı oldu;

23 Haziranda da tescillenecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246