Öfke sınırlarımızı zorlasalar da.

Gençlerin gürültü ve şamata olayını duymazdan ve görmezden geldik, diyelim.

Ancak ne yazık ki!..

Bazı gençler!..

Bindikleri trenin bir toplu taşıma aracı olduğunu unutmak bir yana…

Ya da !..

Çılgın hareketlerle insanları rahatsız etmenin ötesinde.

Suç kapsamına giren olaylar da yaratıyor.

                                                          ***

Örneğin!..

“Devlet malına zarar vermek!..” gibi bir suçu işlediklerinin farkında bile değiller.

Ya da !..

Bir toplu taşım aracında yarattıkları kuralsızlıkların başlarına neler getireceğinden bihaberler…

Yine şahit olduğum bazı olayları aktarmak zorundayım.

..Ve önce!..

Yine Gürsu istasyonundan binen veletlerden birinin yarattığı olaydan söz edeyim.

Çok değil bir hafta önce.

Boyu küçük, ama aklının büyük olduğunu sanan bir öğrenci.

Gidip arkadaşlarıyla koltuğa oturacağı yerde.

Soluğu acil durumlarda vatmanla diyaloğu sağlayan cihazın önünde aldı.

Kırmızı düğmeye basıp bir şeyler mırıldandı.

Sonra kaçtı.

Tabii vatman bu mırıldanmayı duydu ve “gereksiz yere meşgul edilmemesi” gerektiğini anons etti.

                                                          ***

Ama o velet sadece bizim değil treni kullananın sinirlerini de alt üst etmeye yemin etmişti.

Durup durup kırmızı düğmeye bastı ve kaçtı.

Sonunda ne oldu biliyor musunuz?

Tren istasyona gelir gelmez “zınk” diye durdu.

Yolcular birbirinin içine girdi.

Ama kapılar açılır açılmaz kaçan o genci tut ki bulasın!

                                                          ***

Bir başka örnek !..

Trenlerin camları ışığı kırmak için filmle kaplıdır.

Peki!..

Bugünlerde o filmlerin yine kendini bilmezler tarafından soyulduklarının farkında mısınız?

Benim de işim gücüm sanki bunlarla ilgilenmekmiş, ya da bu olayları yaratanlar hep bana rastlıyormuş gibi.

Geçen hafta başında o filmleri koparmaya çalışan bir gençle karşılaştım.

Yanına oturup; “Sen ne yaptığını sanıyorsun?” diye sordum.

Suratıma sırıtarak baktı ve “Ben yapmadım ki, daha önce koparmışlar!” deyip geçti gitti.

O şahit olduğum bir olay; bir de olmayanını aktarayım.

Önceki gün okudum.

Kabinde bulunan ilk yardım, yangın söndürücü dolabı, camı kırılarak açılmış ve içindeki cihazlar alınmış.

                                                    ***

O zaman sırası gelmişken!..

“Devletin malına sorumsuzca zarar verenlere” bir anımsatma yapalım.

Eyy!, akılları fikirlerinden önde olanlar.

Siz, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Mala zarar verme” başlıklı 151 ve 152. maddelerinde ne yazıyor biliyor musunuz?:

“Başkasının taşınır veya taşınmaz malını, kamu kurum ve kuruluşlara ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş yer veya eşyaları kısmen veya tamamen tahrip eden kişiler; 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mala zarar vermenin nitelikli hallerinde ise bu ceza ikiye katlanır!..”

                                                     ***

Şimdi soralım.

Gerek acil durum ekipmanlarını gereksiz yere kullanan o veletlerin, gerekse ilk yardım dolabına zarar vererek “acil bir anda ölüme davetiye” çıkaranların eylemleri…

Bu maddelerin kapsamına girer mi, girmez mi?

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161