banner262
banner263

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, yeni görevine hızlı bir başlangıç yaptı. Geçen haftaki yazımda bu konuya detaylıca değinmiş ve başkanın doğru yolda olduğunu söyleyerek destek de vermiştim. Başkanın gittiği yol doğru ancak şimdiden bazı uyarıları yapmak da bizim görevimiz.

İndirimler ve tasarruf tedbirleri

Başkan göreve geldiğinde taahhüt ettiği gibi ulaşım ve su fiyatlarında indirim yaptı. Belediyenin mevcut mali yapısından kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle de bu indirimler yüzde 10 seviyesini geçemedi. Yine vatandaşı bir nebze dahi olsa rahatlatacak bu hizmetinden dolayı Allah razı olsun.

Başkanın iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalıştığı, belediyenin 'çiftlik' şeklindeki yapısını toparlamaya uğraştığı da çok açık. Tüm bu çalışmalar sırasında öne çıkan icraat, tasarruf tedbirleri çünkü bütçede ciddi manada açıklar var. Başkanın makam araçlarıyla ilgili aldığı kararın da en büyük sebebi aylık 1 milyon 800 bin TL'yi bulan yakıt giderleri. Buraya kadar yapılan her şey doğru ve normal ama başkanın bürokratlara yaklaşım tarzı büyük bir sıkıntıya yol açabilir.

Yem ve kırbaç dengesi

Atalarımız 'at sahibine göre kişner' der. Tarihimiz boyunca at önemli olduğu için çok sayıda atasözümüzde attan bahsedilir. Ben de diyorum ki, sahibine göre kişneyen ata verilecek yem (ödül) ile iyi gitmediğinde vurulacak kırbaç (ceza) arasındaki dengeyi çok iyi ayarlamak lazım. Eğer yemini fazla verip atı şişmanlatır ve hantal hale getirirseniz verim alamazsınız. Hem atı kaybeder, hem de yaya kalırsınız. Tersi durumda da sürekli kırbaç vurarak atı çatlatıp telef etme riskiniz var. Dolayısıyla bu denge iyi ayarlanmalıdır. Söz konusu at da olsa, bürokr(at) da olsa sonuç aynıdır.

Şimdi bunları neden yazıyorum? Çünkü kulağıma gelen bazı haberler, bana uyarı zillerini çalmamız gerektiğini düşündürdü. Başkan Aktaş, bürokratlarla yaptığı toplantılarda (metroya binip halkla temas ettiği görüntünün aksine) bir hayli üst perdeden konuşarak saygı sınırlarını zorlayan laflar ediyormuş. Kendisine tevdi edilen görevi en iyi şekilde yapma gayretini anlıyorum, işin ağır yükünün ve zorluğunun da farkındayım ancak buradaki 'zafer kazanan komutan edasıyla' sergilenen üslup doğru değil.

Tüm bürokratlar hırsız mı?

Öğrenebildiğim kadarıyla Başkan Aktaş, ilk günden beri mevcut kadroya her fırsatta adeta 'hepinizin ne mal olduğunu biliyorum' şeklinde özetlenecek bir tarzda yaklaşıyormuş. Bu yaklaşım tarzı, bugüne kadar yapılan çok sayıda yanlışın faturasını da bürokratlara çıkardığı anlamına geliyor ki, hiç de adil bir yaklaşım değil.

Elbette aksayan, hızına ayak uyduramayan isimleri değiştirmeli ama peşinen herkesi suçlu gibi görmek ne kadar hakkaniyetli bir tavır? Ayrıca bürokratların bir çoğunun başkanın talimatlarıyla hareket ettiği de unutulmamalı.

Mesela Alinur Aktaş, ilk günlerde yaptığı bir toplantıda bürokratlara şu manaya gelen sözler söylemiş: "Artık devir değişti. Ben kimsenin makam aracıyla evine gidip gelme haramını işlemesine ortak olmam. Araçları buraya geldikten sonra kullanacaksınız. Evinize ulaşımı kendi imkanlarınızla sağlayacaksınız" ilk bakışta kulağa hoş gelen bu sözler, içerisinde ciddi sıkıntılar barındırıyor.

Devlet haram mı işliyor?

Eğer bir bürokratın makam aracıyla sabah evden alınıp, akşam da yine evine bırakılmasına haram diyorsanız bu laf çok farklı yerlere kadar gider. Bu sözü sarf ettiğinizde; bu ilin valisi, emniyet müdürü, kamu il müdürleri, Ankara'daki bakanlar, başbakan ve nihayetinde cumhurbaşkanı da 'her gün haram işliyor' dersiniz. O yüzden bazı sözleri çok dikkatli kullanmakta fayda var.

Ayrıca bürokratlara verilen makam araçları mutlaka tartışılmalıdır ve her önüne gelene verilmemelidir. Meselenin temeli de budur. Yoksa adamın altındaki makam aracıyla gün içinde ne yaptığını takip edemiyorsan, sadece eve gidiş gelişinde kullanmasını engellemek ucuz bir popülizmin önüne geçmez.

Makam aracı lüks mü?

Başkan bir planlama yapıp, 'şu şu görevlerdeki arkadaşlara makam aracı tahsisini iptal ediyorum' demesi daha mantıklıydı. Yoksa, milyonlarca liralık evrakları imzalayan insanların aldığı maaşların düşüklüğü ortadayken, verilen üç kuruşluk imkanları da ellerinden alıp onları yaya bırakmak, akıllıca bir hareket değildir ve iyi bir yöneticilik örneği de değildir.

Aksine bu kısıtlı imkanlara rağmen dürüst çalışan bürokratlar ödüllendirilmeli, arsızlık ve yolsuzluk yapan bürokratlar da cezalandırılmalıdır. Bu cezalandırma ise, öyle 'istifa et kurtul, emekli ol kurtul' şeklinde bir ödülle olmamalıdır. Suçu olanlar mutlaka adaletin önüne konmalıdır.    

Yeri gelmişken başkana son bir uyarı da yapayım. Görevden alınan bürokratların yerine getirilen isimlerin yetersiz olduğuyla ilgili çok ciddi tepkiler var. Üstelik bu tepki sesleri belediye içerisinden ziyade özel sektörde yükseliyor. Başkanın Bursa'yı fetheden bir İnegöllü komutan gibi davrandığı ve yeni atamaları da bu yönde yaptığı iddia ediliyor. O kadarını ben bilmem ama bildiğim bir şey var ki, başkan değişime imza atarken yanında gördüğüm geçmişin kirli adamları olduğu sürece yanlış yapacak. Korkum o dur ki, iyi niyetinden şüphe etmediğim Alinur Başkan da yanıltılıp sonucunda pişman olmasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254