Günümün önemli bir bölümünü,  kentin muhtelif yerlerinde geçiriyorum. 

Dolayısı ile hem caddeleri,  hem sokakları hem de toplu taşım araçlarını sıklıkla kullanıyorum.

Yan gözle de kentte nasıl yaşanılıyor diye de bakıyorum. 

Dikkatimi çeken ayrıntıları not alıp, bir gün yazma umuduyla çıkınımda saklıyorum. Bu gün bu çıkınımı açmanın zamanının geldiğini düşünüyorum.

 İçi çok dolu; biraz sonra yazacaklarım hepinizin malumu muhakkak;

 Ben sadece bu malumun küçücük bir ayrıntısını ilan edeceğim.

Bursa renkli, Bursa dinamik, Bursa büyük; de, Bursa pis. Hem de çok pis.

Bu pislikte tek suçluda asla belediyeler değil.

Kimse kızmasın pisliğin ana nedeni biziz.

Dünya mirası bir kentte yaşamanın ayrıcalığını kavrayamayan bizleriz.

Bursa’ya hak ettiği saygıyı da göstermiyoruz, özeni de.

Bu tarihi kenti hor kullanarak, kendimizi topuğumuzdan vuruyoruz haberimiz yok. Şehre olan özensizliği birbirimizden de esirgemediğimiz için, zaten zor olan hayatı bir kat daha zorlaştırıyoruz.

Bu arada belediye adına çalışan sokak çöpçülerinin de hakkını vermek lazım.

Her yerde karşılaşıyorum onlarla, çalışıyorlar.

Onlar çalışıyor, biz batırıyoruz ve bu kısır döngü sürüp gidiyor.

Herkes barut gibi. Patladı patlayacak.

Kimseyi uyarmak mümkün değil, yere uluorta tüküren birine yaptığının yanlışlığını anlatmaya kalkın, ne demek istediğimi anlarsınız.(tecrübe ile vakidir)

Utanacağına saldıran bir kişiliğin eğitimi ancak ciddi ceza ile olur kanaatindeyim. Keza izmaritini, çöpünü fütursuzca oracığa atan, çocuğunun çişini yol kıyısına yaptırıveren kadın için de bu geçerli.

Kentli olmak kolay değil, gerekleri var, olmazsa olmazları.

Kimse ama hiç kimse dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Bursa’yı kendi çapsızlığına mahkum ettiremez.

Bu konuda belediyelerin acil önlem almaları gerekiyor.

Oy kaybına da sebep olsa, ciddi yaptırım uygulamalarını hayata geçirmeleri gerekiyor. Bir kenti yönetmek, önce ona saygı duymakla başlar.

Bilmiyorum başkanlar mahiyetsiz dolaşıyorlar mı, sorumlusu oldukları ilin ve ilçelerin caddelerini sokaklarını?

Dolaşıyorlarsa ellerine bir metre alsınlar ve gördükleri tükürük izlerinin arasındaki mesafeyi ölçsünler.

Sonuçta dehşete düşeceklerinden hiç kuşkum yok.

Bir metreye kareye ne kadar tükürük düştüğünün istatistiğini onlara bırakıyorum.

Pervasızlıkla, bananecilikle, vurdumduymazlıkla, kural tanımazlıkla kentli olunmaz. Hiç bir neden de şehri mikrop yuvası haline getirmeyi haklı kılamaz.

Burası Bursa baharı, yazı uzun. O kimsenin önemsemediği tükürükler iğrenç görüntülerinin yanı sıra yaydıkları hastalıklar ile de hepimizi tehdit ediyor.

Bir zamanlar ilkokullarda adab-ı muhaşeret kuralları öğretilirdi.

Bu dersi hangi akla hizmetten müfredattan çıkarttılar bilemiyorum ama bizim kuşak tükürmenin son derece çirkin ve ayıp bir davranış bozukluğu olduğunu küçücükken o derslerle öğrenmişti.

Şimdilerde kuşak muşak kalmadı.

Tüküren tükürene. Özellikle de gençler.

Bu durum bende algıda seçiciliğe neden oldu sanırım, inanın hiçbir tükürüğü atlamıyorum, mutlaka görüyorum.

Yıllar geçtikçe ileri doğru atılması gereken adımların zıplaya zıplaya geriye atıldığına tanık oldukça insan derin umutsuzluğa kapılıyor.

Bu durumun önlemeyeceğini de biliyorum. Önlenmek  istenildiğini ise hiç sanmıyorum.

Seçim döneminde de özellikle baktım adaylar tükürük konusunda ne diyecekler diye;

Hiç birinin ağzından konu ile ilgili kayda değer bir açıklama çıkmadı.

Amaaan bunca garipliğin içerisinde benim taktığım konuya bak.

Pazar Pazar ne o öyle tükürük mükürük.

Gördüğün yerde Lama mısın mübarek de geç.

Ama içinden de;

Bir de Lama yüzünden dayak yeme…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246