Görükle’yi çocukluğumdan beri çok severim.

Son yıllarda ki gelişimini gördükçe de mutlu olurum.

Pek çok arkadaşım vardır orada ve Ali Korkut ile Ramazan Akan gibi iyi ki hayatımdalar dediğim kardeşlerim.

Geçtiğimiz hafta içerisinde bir kişi daha katıldı aralarına.

Görükle Dumlupınar Mahallesi Muhtar Adayı Hakan Eren…

Eren öyle bilindik, hamasete bulanmış demeçler vermeyi seven, ille de ben ben olmazsam yine ben diyen, popülizmin dibine vuran bir aday değil.

Mahallesinin muhtarlığına talip olmasının ezber bozan nedenleri var.

Bana bu yazıyı yazdıran da işte o nedenler.

Söyleştiğimiz uzunca süre boyunca ağzından geçmiş ve şimdi ki muhtarlar hakkında hiçbir kinayeli sözcük çıkmaması, aksine onlara her fırsatta yaşadıkları yere yaptıkları hizmetlerden dolayı müteşekkir olduğunu belirtmesi ve muhtarlığa aday olmasının nedenini sadece ve sadece hadiseyi bir bayrak yarışı olarak görmesinin tezahürü olarak açıklaması sayacağım nedenlerin başında geliyor.

Yani Hakan Eren şimdiye dek yapılan ne varsa üzerine koymak için aday.

Öyle hayali projelerle de işi yok; Olabileceği yapmanın peşinde.

Muhtarlığın hizmet vermekten ziyade hizmet alabilme sanatı olduğunu da öğrenmiş.

Gerçektende öyledir. Bir muhtar yöresine getirdiği hizmetleri ilgili bir sürü kurumun onayını almadan daha doğrusu o kurum yöneticilerini istediği hizmet konusunda ikna etmeden başarılı olamaz. Bu da hem sorunlara, hem taleplere, hem mahallede yaşayan insanların isteklerine ve şikayetlerine vakıf olabilmekten geçer.

Pek çok insan ‘’Haydi zamanıdır seni muhtar olarak görmek istiyoruz, koy adaylığını’’ diyorlarsa ki diyorlar, eminim Hakan Eren’de bu vakfa sahiptir.

Biz gazetecilerin söyleşilerde klasik sorusudur; ‘’Seçildiğiniz takdirde yapacağınız ilk üç iş nedir’’diye sormazsak işimizi eksik yaptığımızı düşünürüz.

Elbette ikinciyi üçüncüyü yazacağım ama ben birinci de takıldım kaldım.

Biliyorsunuz birkaç yıldır muhtarlara asgari ücret değerinde bir maaş bağlanıyor.

Seçildiği takdirde Hakan Eren bu maaşı görev yaptığı süre boyunca öğrencilere burs olarak vereceğini söylüyor ve bu bir taahhüttür diyor.

Takıldığım kadar da varmış değil mi?

Her ne kadar sarraf olan Eren ise de ben de tecrübelerime ve hislerime dayanarak diyorum ki bu ucuz bir seçim argümanı değil. Hele eşinin de düşüncesinin bu yönde olduğunu öğrenince hiç değil.

Bunu gerçekten yaptığım hiç bir söyleşide ve çektiğim bir programda kimseden duymadım. Elbette başka örnekler de vardır. Ama Görükle Dumlupınar Muhtar Adayının taahhüdü benim için ilk oldu.

Muhtar Adayının bu söylemi talip olduğu görevi gönüllülük esasına dayandırarak sürdüreceğini gösteriyor ki bence bu Hakan Eren’in yarışta ki en büyük artısı.

Biliyor ki, kaybetse de kazanan kendisi olacak.

Hakan Eren’in Görükle Dumlupınar Mahallesi için olmazsa olmaz dediği diğer projeleri içerisinde de sosyal donatı alanları var. Semte yapılması artık elzem olmuş park ve yüzme havuzu da bunların başı çekenlerinden.

Hizmet almakta, vermekte ekip işi;

Dumlupınar Mahallesi Muhtar Adayı bu konuda da ince eleyip sık dokuyor ve azalarını projelerinin hayata geçirilmesinde ciddi katkı verebilecek kişilerden seçiyor.

Azaların henüz Mustafa Bilgit, Bekir Ersoy, Volkan Çeşmebaşı, İsmail Hamzaoğlu ve Ahmet Elibol olmak üzere beş tanesi kesinlik kazanmış. Hakan Eren diğer azalar için çok yakında diyor.

Sivil Gündem Siyaset Programını yaptıkça görüyorum ki artık ‘’Muhtar Emmi’’sözcüğü ile ‘’ihtiyar heyeti’’kavramları tarihe karışıyor.

Adayların ve azaların büyük bölümünü gençler oluşuyor. Bu da bendenizi ziyadesiyse memnun ediyor.

Gençlerin oldukları yerlere ve makamlara yansıyacak enerjilerine milletimizin çok gereksinimi olduğunu düşünüyorum.

Görükle Dumlupınar Mahallesi Muhtar Adayı Hakan Eren’de çok genç.1982 doğumlu.

Yukarıda ki satırlardan birinde kendisi için ‘’Sarraf olan o’’ demiştim ya;Laf olsun diye söylemedim.

Hakan Eren hakikaten bir sarraf. Görükle Eslem Kuyumculuğun sahibi. 

Kuyumculuk ince zanaattır ve terazisi hassastır.

Hele kefe de insana hizmet varsa tartmasını bilen de muhtarlığa çok yakışır.

Son cümle olarak ta özellikle yazmak isterim ki, Hakan Eren rakamları yukarı doğru yuvarlayan bir kişiliğe sahip.

Nereden biliyorum?

Dükkanındayken en az yirmi kişi ile ticaretine tanık oldum; yirmisinde de yuvarlamayı tama tamamlayarak hakkını müşterisinden yana kullandı.

Yani müşteriden satın aldığı ziynetin ederi 105 lira ise hesabı 110 lira diyerek kesti. Ödemeyi de öyle yaptı. Satarken de aynısını uyguladı.

Elbet bu bir ayrıntı.

Ama zaten başarı da ayrıntılarda gizli değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234