Hızla şehirleşen yaşam biçimimizde kuşların doğa içerisinde ne kadar güçlü bir ayrıntı olduklarını hiç düşündünüz mü? Kanatları ile gökyüzünde süzülerek tabiatın bütün var oluşlarını en yukarıdan görebilen kuşlar kadar özgür başka canlı var mı? Öyle ki, haritacılıkta bile “kuş bakışı” olarak ifade edilen bir tanımlama mevcut.

Yüzyıllar içerisinde güçlü değişimler geçiren doğa ve insan açısından kuşların varlığı çok önemli bir yer tutar. Kuşlar sadece kanatlı oldukları ve gökyüzünde süzüldükleri için değil, aksine tür çeşitliliği bakımından da özel canlılardır. İnsan, elleriyle yüzebilir ve hatta ayakları ile koşabilir, sürünebilir! Peki, hiç kuş misali uçabilen insan gördünüz mü? Kendi elleri ve ayakları ile araçsız…

İnsan yaşamında etkili bir yeri olan ‘kuş’ aslında yaşam içerisinde de kalabalık bir akraba gurubuyla yaşar. Kuşlar, tüylü, kanatlı, sıcakkanlı, yumurta ile üreyen, omurgalı hayvanlar olarak tanımlanırlar. Kuzey Kutbundan Güney Kutbuna dünya üzerindeki tüm ekosistemlerde yaşarlar. Boyutları arı sinek kuşunda 5 cm ile deve kuşunda 2,7 metre’ye kadar değişir. Ve yaklaşık 10 bin civarında kuş türü bulunmaktadır. Anlayacağınız serçe, bülbül veyahut kartal, şahin gibi arı ve sinek’te bir kuş türüdür. Kısacası “kuş kuştur” demek yetmez!

Peki, kuş ile doğal denge arasında nasıl bir bağ vardır? Kuş veya kuşlar olmazsa ne olur? Hiç kuşların omurgalı canlılar olduğunu duydunuz mu? Öyle ki, kuş bir hayvan türüdür ya da hayvandır deyip geçmemek lazım. Kuş ile ilgili insan hayatında bir etkili söz de, “ağzıyla kuş tutsa” deyimidir.

Yaşam içerisinde en üst ırk olarak tanımladığımız organizma olan insanın, yaşamsal tabuları ve var oluş süreci adına katlettiği doğayı düşündüğümüzde kuşların doğanın ve hatta insan türünün yaşam değeri için ne kadar önemlilik arz ettiğini fak ederiz. Ancak az önce de ifade ettiğim gibi öncelikle düşünmek zorundayız. Düşünebilmek için bilmek yani bilgili olabilmek ya da belli bir bilgiye sahip olabilmek lazımdır. Doğal yaşamın ama beton ile insanlar tarafından, ama afetlerle tabiatın kendi yenilenmesi ile şekil değiştirdiğini biliyoruz. Değişim süreci sonuçlandığında elbette her daim pozitif bir verimlilik veyahut yaşama dair olumlu olgular elde edemeyebiliriz. Oysa kuşlar kendi yuvalarını yaparken, özellikle geri dönüşümü mümkün ve doğa da her daim bulunabilme özelliği olan imalat araçlarını seçer ve kullanırlar. Ve yine bir kuşun yuvasını imar etme yeteneğinde ki mühendislik ile mükemmeliyeti izlediğimizde tabiatın gücünü ve yüce yaratıcının mucizevî varlığını gözlemlemiş olur.

Ağaç kovuklarında, dallarında yani orman ve yeşil olan ortamlarda yaşayan ve özgürlüğe bir kanat çırpışı kadar yakın olan kuşların, genellikle sürü olarak uçmaları da manidardır. Yaratılışları gereği küçük beyinli olan kuşları temsilen insanların bir birbirlerine aşağılama adına kullandıkları yanlış bir ifadedir, “kuş beyinli” cümlesi…

Kısacası, doğal yaşamın ortaya çıkardığı olumlulukları insan varlığı ile nasıl olumsuzluklara çevirdiğimizi ve ortaya çıkan deprem, fırtına, hortum, sel, kuraklık ve daha fazla doğal afeti hatırlayarak yaşamı yeniden şekillendirmemiz gerektiğini iyi düşünmemiz gerekir.

Öyle ki, en azından kuş beyinli olmamız ve kendi yaşam sebebimiz olan doğaya ve orada yaşayan diğer canlılara saygı duyup, sahip çıkmamız gerekiyor…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246