Siyasetin en kötü sonucu küskünlerin yaptığı atraksiyonlar ve kendi partisine ya da yönetimlere ceza verme adına yandaşlarıyla beraber başka partide oylarıyla birleşip iktidarın devrilmesine yol açmak.

Türk siyasetinde böyle olayları çok yaşadık. Mesela, 1989 seçimleri. 1983 senesinden sonra tek başına iktidar olan Anavatan Partisi’nin yerel seçimleri kaybetmesi ve genel iktidardan gitmesi gibi. Mesela, 2002 seçimleri öncesinde Türkiye’nin en büyük siyasi partisi olan Ecevit’in DSP’nin, 2002 seçimlerinde yüzde 2 gibi oy toplaması.

Şimdi, 31 Mart 2019 seçimleriyle ilgili bazı söylentiler var etrafta.

Birincisi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle seçmenlerin AK Parti iktidarlarına bu seçimi fırsat bilip bir uyarı cezası vermek istemesi.

İkincisi, AK Parti içinde, başkanlık beklentisi içinde olan bazı siyasetçilerin, milletvekillerinin, il ve ilçe başkanlarının da bu beklentilerinin karşılanmaması halinde, muhalif partilere destek verebilme adına çalışma yapabilecekleri.

Üçüncüsü, halkın geçim sıkıntısı nedeniyle, AK Parti iktidarlarına bir ders verebilme ihtimali.

Dördüncüsü, ittifaka karşı çıkan partililerin, muhalefet adaylarına destek verebilmesi.

Beşincisi, AK Parti iktidarı ve yüzlerinin artık halka cazip gelmeyip, yenileşme olmaması halinde “yeter artık” diyebilecek bir siyasi tercih yapması.

İşte bu beş madde, iktidar partisi kadar muhalefet partilerini de ilgilendiriyor.

Geçtiğimiz günlerde, çarşı pazar gezinirken bir CHP’li siyasetçi ile ayaküstü sohbet ettik. Bursa yerel siyasetinin nabzını çok iyi tutan bu siyasetçinin söyledikleri, “acaba?” diye düşünmeyi itti beni.

Efendim, AK Parti içinde, mevcut belediye başkanı Alinur Aktaş’a karşı tepki varmış. Bir de, bazı isteklere karşı Alinur Aktaş ve ekibinin kulak tıkaması varmış. Mesela, AK Parti’ye en çok oy veren mahalleler, semtlere AK Belediyecilik hizmetleri yeterince gitmiyormuş. Senelerdir aynı dertleri yaşamak zorunda kalan seçmenler, “istikrar bozulmasın. Dilimizin, damağımızın, ağzımızın tadı bozulmasın” diye düşünüp, sürekli AK Parti’ye oy vermişler.  Bu seçimde vermeyebilirlermiş…

Şimdi, durum çok değişti diye ifade kullandı CHP’li arkadaşım. Çünkü bu kişilerin sabırları tükenmiş. Bekledikleri hizmeti alamayan halkın da mahalli seçimlerde her ne kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sevse bile, sırf uyarı amaçlı AK Parti’ye oy vermeyeceği görüşünde.

Bir başka görüş ise, Nilüfer’deki kentsel dönüşüm ve mal sahiplerinin Büyükşehir’e arsa verilmeye zorlanması, ceplerinden ek para çıkması iddiası. CHP’li Nilüfer Belediyesi bu konuyu halka çok iyi anlatmış. İyi bir medya çalışması ile kentsel dönüşüm mağdurlarına bütün suçun Büyükşehir Belediyesinde olduğunu söyleyip duruyormuş. Fatura Büyükşehir’e kesilmiş. Büyükşehir Belediyesi bu konunun ciddiyetini tam olarak algılayamamış. Sorunun çözümü için formül bulmayıp, Nilüfer halkına AK Parti’ye belediye başkanlığı seçimini kazandırmadığı için sanırım eziyet ediyormuş. Nitekim evleri yıkılan, inşaatları yapılmayan, Mahkeme kararlarına göre de Büyükşehir’e yeşil alanların eksikliği gerekçesiyle ek para ödemek zorunda kalan kentsel dönüşüm zedelerin ne yapacağı gerçekten bende merak ediyorum.

Çünkü büyüklerimizin de dediği gibi mal canın yongası. Malı zarar gören, cebinden ek para çıkması muhtemel ve önümüzdeki günlerde süre dolduğu için de kentsel dönüşüm kira bedelleri sonlandırılacak olan vatandaşların mağduriyetleri gerçekten mahalli seçime etki eder mi? Etmez mi?

31 Mart akşamı bu sorunun cevabını öğreneceğiz hep beraber.

CHP’lilerin yaptığı bir başka hesap ise ittifak yaptıkları İYİ Parti oylarının CHP oylarıyla birleşmesi halinde Bursa’da 18 belediye başkanlığı koltuğundan 12’sinin CHP’li olabileceği konusu. İddiası.

Nasıl olacak bu iş? Anketler ortada diyecek oldum.

Hemen hesap yaptı. Mahalli seçimlerde AK Parti yüzde 40 ile 43 arasında oy toplar. MHP buna 5-6 puan ekler. Geri kalan seçmenlerin oylarıyla. Bir de AK Parti’nin küskünlerinde destekleriyle  muhalefet, yani CHP’nin adayı seçimi kazanır.

Peki, bütün siyasi partilerin, görüşlerin muhalif adayı ver vereceğinin garantisi var mıdır? Diye sordum.

Cevabı; AK Parti’den kurtulmak isteyenlerin hepsi bu kez birleşmeli. Yoksa tren eskiden kaçtığı gibi yine kaçar. Eğer birleşme olmazsa CHP Bursa’daki, elinde bulundurduğu Nilüfer ve Mudanya Belediye başkanlıklarını da kaybeder. Oldu.

Bu konuşmadan çıkardığım sonuç; muhalefet Bursa’da seçimleri kazanma adına, sadece İYİ Parti ile değil, bölücü örgüt destekçisi HDP ve diğer siyasi yapılarla da koalisyon kuracak. Ama umutlarını AK Partili küskünlere bağlamışlar…

Kendi parti içlerindeki ittifak karşıtı olanları, istediklerini alamadığı için parti yönetimine zehir zemberek konuşanları sanırım hesaba katmıyorlar. Problemin eksik kalan yönleri var…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246