banner262
banner263

Son günlerde bir kısım CHP li olduğunu iddia eden kişiler merhum Başbakan Adnan Menderes'e nefret derecesinde aşırı kin ile saldırıp yalan yanlış iftira atmaktalar, ortaya attıkları iddiaların bir kısmı şöyle. Köy enstitüleri nin kapatılması, Nato ya girişimiz, Amerika ile yakınlaşmamız ve yasak aşk ilişkileri. Bu yazımızda köy enstitülerinin gerçek kapatılma sebebinin Menderes değil de İnönü döneminde alınan bir karar olduğunu tarihleri ile ve sebepleri ile anlatacağız diğer konuları ise ayrı bir yazı olarak ilerde ele alacağız.

KÖY ENSTİTÜLERİ NASIL KURULDU NASIL KAPATILDI

Cumhuriyetin ilk yıllarında ABD ve Almanya’dan uzmanlar çağrılıp raporlar alınmıştı. Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, 1926 yılında “ Toplam 4 Köy Muallim Okulunu” açtıktan sonra bunların olumlu sonuçları alınınca, Atatürk’ün emri ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 1935’teki IV. Kurultayı’nda İlköğretimin yaygınlaştırılması amacıyla bir dizi karar alındı. Bunların en önemlisi, askerliğini onbaşı ve çavuş olarak yapan köy gençlerinin kısa bir eğitimden geçirilerek kendi köylerinde eğitmen olarak görevlendirilmesiydi.

İlk uygulama 1936’da başladı ve 84 köylü genç Eskişehir’e bağlı Çifteler’de açılan bir kurstan sonra köy eğitmeni olarak görevlendirildi. Bu uygulamanın da başarılı olması üzerine kursların sayısı artırıldı.1937’de konu daha kapsamlı bir biçimde ele alındı ve Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’ın hazırlattığı bir program çerçevesinde Eskişehir Çifteler’de (1937), İzmir Kızılçullu’da (1937), Edirne Kepirtepe’de (1938) ve Kastamonu Gölköy’de (1939) deneme niteliğinde dört Köy Öğretmen Okulu açıldı. Edirne’deki okul önce Karaağaç’ta öğretime başladı, sonra Kepirtepe’ye nakledildi. (Başlangıçta Milli Eğitim ve Tarım Bakanlıklarının ortak denetimi altında birer “Köy öğretmen okulu” açıldı. Bu okullarda 2 yıl ilkokul, 3 yıl ortaokul öğrenimi yanında tarım, demircilik, inşaatçılık ve kooperatifçilik gibi dersleri içeren programlar da uygulanıyordu.)

Alınan iyi sonuçlar ve 3 yıllık deneme sonunda 17 Nisan 1940 Hasan Ali Yücel döneminde de 3803 sayılı kanunla bu defa Köy Enstitüsü olarak açılmıştır. 1941 de, 4274 sayılı yasa ile de, köylerde çalışacak sağlık memuru ve ebelerin bu okullarda yetiştirilmelerine karar verildi. 1926 itibaren isimleri ve müfredatı sürekli değişse de 1946’ya kadar Anadolu’nun çeşitli yerlerinde 21 köy enstitüsü açılmıştı. Anadolu’daki köy enstitülerine hoca yetiştiren Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü de Ankara’da açılmıştı, daha sonra Sağlık Kolu da açıldı. Hasanoğlan Köy Enstitüsünden 774 sağlıkçı mezun oldu. Tüm Türkiye’de 1940-1954 arasında köy enstitülerinde 6875 eğitmen, 1398 kadın, 15943 erkek olmak üzere toplam 17341 öğretmen yetişmiş. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünde 213 kişi mezun edilmiş. 1599 Sağlık Kolu mezunu vermişti. Aslında her şey çok güzel gidiyordu, düşünün bir sağlık memuru yetiştirilip bir köye gönderiliyordu ve civardaki otuz köye hizmet veriyordu, pansumandan iğneye, veremden tifoya kadar zamanın salgın hastalıkları ile bunlar mücadele ediyordu 1938’de Atatürk'ün ölümünden sonra Fevzi Çakmak ile İnönü ikilisi işbirliği yaparak, tam bağımsızlık ve Ulus Devlet Projesinden aniden vazgeçtikleri için önce, CHP içindeki ‘’yurtsever’’ Komünistleri susturup hapse attılar (Nazım Hikmet ve arkadaşları 12 yıl boyunca hapislerde süründükten sonra ancak 1950 deki Menderes affı ile ve hasta olarak hapisten çıkabilmişlerdi).

1942’ye gelindiğinde ise, bu defa hedefte CHP içindeki Milliyetçilik İlkesinin sembolü olan Türkçüler ve Turancılar vardı. (İsmet Paşa, meclisteki meşhur konuşması ile, Gazi’nin Türkistan’dan davet edip getirdiği Prof. Dr. Zeki Velidi Togan dahil, Edebiyatçı Hüseyin Nihal Atsız, şarkıcı Tarkan’ın dedesi Fethi Tevetoğlu, Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan gibi… tanınmış siyasetçileri ve bilim adamlarını Türkçülük ile suçladığı için 10-15’ er yıl ceza yerler.) 3 Mayıs 1944 de Yargıtay bu cezaları bozduğu için Türkçüler 3 Mayıs’ı bu yüzden Türkçülük günü olarak kutluyorlar. Türkiye, 1 nisan 1939’da ABD ile ilk ekonomik imtiyaz anlaşmasını yaparak Atlantik ötesine yakınlaşıyor ve yavaş yavaş da Rusya’dan uzaklaşıyordu ki, ‘’Kruşçev’in 1954’deki meşhur parti kongresinde dediği gibi Dünya’nın da Rusya’nın da başına bela olan’ Stalin ’ bu durumdan çok rahatsız olup, devreye girerek Türkiye’yi tehdit edecekti…

2. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru 1945 yılında Sovyetler Birliği lideri Stalin’in Türkiye’den Kars, Artvin ve Ardahan’ı ve Boğazlarda askeri üs istemesi üzerine, Milli Şef de ABD’den askeri destek istemişti. Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye’de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve “5 yıllık kalkınma planları” ve “Köy Enstitüleri” leri gibi Sovyet sistemine benzer uygulamaların kaldırılmasını talep etti.

Dünyanın en büyük katili Stalin’in tehditleri ciddi boyutlara ulaşınca Truman Doktrini hayata geçirilerek önce imam hatipler ve kuran kursları aniden açılacaktı ve akabinde Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’ne öğrenci alımını yasaklanacaktı (1946). Bu arada gizli eller Doğu da ağaların üzerinden siyaset yürütüp köy enstitülerinin komünist yetiştirdiğini yayarak hükumete baskı oluşturunca da ne yazık ki köy enstitülerine öğretmen yetiştiren Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü 27 Kasım 1947 de kapatılacak ve Anadolu’daki 21 köy enstitüsü işlevsiz hale getirilecekti.

5 Ağustos 1946’da İsmet Paşa, Hasan Ali Yücel’ in yerine Milli Eğitim Bakanlığı’na Reşat Şemsettin Sirer’i getirir., meşhur Truman Doktrini gereği bakanlığa gelir gelmez İmam Hatip ve Kur’an kurslarını ivedilikle açar, Truman’a göre; Komünizm’in panzehri İslam’dır ve Türkiye’nin Komünizm’e kaymaması için de Siyasal İslam şiddetle desteklenmelidir. Aynı Şemsettin Sirer, Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünü de kapattıktan sonra misyonunu tamamlamış, son yıllarında da dini eğitim üstüne kitaplar yazmıştır…

1952’de Anadolu’da ki Köy Enstitülerinin müfredatı lise müfredatına yükseltilip, 1954’te o zamanın ihtiyaçları göz önünde bulundurulup Öğretmen Okuluna ”ilkokul öğretmeni” yetiştirmek için dönüştürülmüştür. Bu 21 okuldan bir tanesinin binası da ABD büyükelçiliğine tahsis edilmiştir. Gerçekte, Cumhuriyetin büyük bir aydınlanma Projesi’ydi, ama Stalin’den korkan İnönü, ABD’ye yanaşınca bu güzelim projeyi de çöpe atmak zorunda kalıyordu.

Günümüzde yediğimiz sebzelerin tohumunu bile İsrail’den, Brezilya’dan Ukrayna’dan ithal ettiğimiz düşünüldüğünde geleceğin yine tarımdan geçtiğini kabul etmeli ve bu güzide projeyi güncelleyerek geri getirmeliyiz…

''Yararlanılan kaynak Bahtiyar Aydın''

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ertuğrul Mat 2 ay önce

İsmet bey,
Ķöy Enstitüleri 1947'de kapatıldı.Ogretmen okulları formatına sokuldu.
Yani 1954' e kadar Köy Enstitüsü
Formatında gelmedi.
Köy Enstitüleri, taŕım ülkesi yapılmak istenen bir Türkiye' nin Egitim sistemiydi..ve ab-türkiye Sanayi Devriminden bu yana 75 yıl kaybetmişti.
Köy Enstitülerinin kapatilmasindan çok, eğitim sisteminin sanayii ülkesine göre dizayn edilmesi tarifi belki daha da iyi olur.
Bu konuyu tartışanların unuttuğu bir şey var.
Fevzi Çakmak, emekliye ayrılıp Millet Oartisi' ne girdikten sonra, köy enstitülerinde komünist propogandası yapıldığını iddia etmişti.
Hasan Âli Yücel, " Bana komünist mu diyorsunuz?" Diye sorunca, Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Kenan Öner, " O değil; ben diyorum." Dedi.
Hasan Ali Yücel Kenan Öner hakkında Ceza davası açtı.
Sene 1947..
Yani CHP iktidarı dönemi.
Kenan Öner, Köy Enstitülerinde komünizm propagandası yapıldığını ispat edip beraat etti.
Bu davayı bilmeden, Köy Enstitüleri hakkında bilgisayarını olamayız.
Dikkat ediniz, Hep Hasan Oğlan Yüksek Köy Enstitüsü konuşulur..
Erzurumdaki, diğerleri konuşulmaz.
Oradaki şartlar, bugün Köy Enstitülerini ölenleri utandıracak kadar kötüydü.
İsinbesef edilecek tarafı, o Enstitüler öğretmen okullarına dönüştürülmek yerine,keşke sanayimize, bugün bile eksikliği hissedilen ara eleman yetiştiren modern sanat okullarına ďönüştürülseydiler.
Selam ve sevgilerle kardeşim.

banner259

banner193

banner246

banner254