banner262
banner263

Hepimiz hop oturup hop kalkıyoruz.

Kimse, yarının ne getirip götüreceği konusunda kesin olarak bir görüş, tavır sergilemiyor. Sağlık Bakanlığımız “tehlike henüz geçmedi” diye uyarılarını sürdürürken, bizlerde hükümetin aldığı kararlara göre normalleşme yolunda adımlar atıyoruz.

Amaç, sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşamak.

İnsanların birbirleriyle olan sosyal ilişkilerinde, işlerinde, çalışma hayatında, aile hayatında hep beraber, bir arada mutlu ve mesut yaşamalarını sağlamak.

Bugün bu istemlerimiz mümkün olabiliyor mu?

Maalesef mümkün değil.

Nedeni, Covid-19 belası. Koronavirüs belası. İnsanların nerede,. Ne zaman nasıl ve ne şekilde bu virüsün tehlikesi altına girecekleri, virüsten kurtulup kurtulamayacakları belli değil. Her gün hastalıkla ilgili rakamlar açıklanıyor. Vefat sayısına baktığımızda 40-50 dolaylarında geziyor.

Yani, virüsle ilgili tam olarak “tedavi edildi, kontrol altına alındı, tehlike geçti” denilmesi mümkün değil. Uzmanlar bu sürenin yıllar alacağını ifade ediyorlar. Bu sözler de halkımız arasında, milletimiz arasında can korkusuna yol açabiliyor. İşte bu yüzden milyonlarca kişi evlerinde kalıp, hastalığın bir an evvel ülkemizi terk edip gitmesi için dualar ediyorlar.

Birde, virüs nedeniyle yaklaşık 11 Marttan bu yana kapalı olan okulların ve öğrencilerin dertleri var. İlkokul, ortaokul öğrencileri için bu sene telafi eğitimleri gerçekleşmese bile, gelecek yıl normalleşmenin daha fazla olacağı düşüncesiyle, geçmişin telafisi mümkün olabilir. Liselerin son sınıfları için böyle bir imkan yok. Çünkü, geleceklerinin belirlenip şekilleneceği üniversite sınavlarına girecekler. Hayatlarının dönüm noktası bu. Bu sınava göre eğitimleri şekillenecek, hayatları şekillenecek.

Yine, üniversitelerde eğitim gören, hazırlık sınıfları öğrencileri var. Birinci sınıf öğrencileri var. Ki, bunların pek çoğu 20 yaş ve altında. Ülkemizdeki sokağa çıkma kısıtlaması kapsamında bulunuyorlar.

Birde, okulların kapanmasıyla beraber, yurtların boşaltıldığı için memleketlerine, ailelerin yanlarına geri döndüler. Yılsonu sınavları ile ilgili bir korkuları vardı. Örneğin, ülkemizin en doğusundaki, Van, Diyarbakır gibi illerden, eğitim için İstanbul’a gelen ve yurtlarda yaşayan öğrencilerin, yurtları boşaltılıp, yurt dışından getirilen insanlar koronavirüs  tehlikesine karşı bu yurtlarda karantina altına alındılar. Şu anda yurtlar boş değil. Boş olsa bile eski yerleşim planlarına göre yurtlardaki odalarda öğrenciler 3 kişi 8 kişi arasında kalıyorlar. Bugünkü sosyal mesafe uygulamasına göre, odaların ve binaların yapısı, bu kadar öğrenciye ev sahipliği yapabilmesi mümkün değil.

Sonra, bazı üniversiteler, yıl sonu sınavlarını yüz yüze yapılacağını duyurdular. Bu öğrencilerin, yurtları yok. Kalacak evleri barkları yok. Daha önemlisi, gelip gitmek için düzenli otobüs seferleri, uçak seferleri yok.

Peki ne yapacaklar?

Sınava girmezlerle sınıfta kalacaklar. Bu öğrencilerin suçu mu yoksa, koronavirüs gölgesinde öğrencilik hayatlarını devam ettirmek, eğitim hayatlarını devam ettirip, sene kaybetmeme uğruna, online, sanal ortamda eğitimleri birebir takip etmek zorunda kalan öğrencilerin suçu mu?

Neyse ki, Yüksek Öğretim Kurulu, sosyal medya aracılığıyla seslerini duyurmaya çabalayan bu öğrencilerin seslerini duydu.  YÖK, daha önce, her üniversitenin kendisinin bu sınavlarla ilgili karar vereceği yolundaki kararını iptal edip, yılsonu bütün sınavların yüz yüze değil, sanal ortamlarda yapılması, sınavların gerçekleşmemesi halinde ödev veya diğer derslerle yılsonu puanlarının verilmesini kararlaştırdı.

Aslında, YÖK’ün ilk aldığı ve sınavlarla ilgili kararların üniversite yönetimlerine bırakıldığı günlerde Bursa Uludağ Üniversitesi ile Bursa Teknik Üniversitesi ülkemizde ilk kez, yılsonu sınavlarının yüz yüze değil, sanal ortamda, elektronik ortamda, e-sınav şeklinde yapılması kararı almışlardı.

Ben, bu kararı alan Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Saim Kılavuz ile Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Arif Karademir’i “öğrenci dostu rektörler” olarak görüyorum ve kutluyorum. Ayrıca, toplumun sağlıklı ve mutlu olabilme adına böylesine önlemleri ve kararları almaktaki cesaretleri de takdire şayandır. Pek çok kişi can derdinde iken bazı eğitimcilerin, “okula geleceksiniz, sınavları burada olacaksınız” deme lüksünün ne kadar adil olduğunun da tartışmaya açmak gerekli.

Tabi ki eğitim önemli ama sağlık olmadan eğitim olması mümkün mü?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254