banner263

Bazı insanlar, akıllarını, fikirlerini ve geliştirdikleri projelerini öylesine abartıyorlar ki, bilimsel ve insanlığa fayda sağlama yerine, insanları aptal yerine koyup onları fırsattan istifade kendi çıkarları uğruna para kazanma sebebi olarak kullanıyorlar.

Dünyanın pek çok ülkesinde bu durumla karşılaşıyoruz.

Bir bakıyorsunuz, terör örgütü ile ilgili operasyonlar başlamış. Bu kişiler, tası tarafı hazırlayıp, umuma açık yerlerde tezgah kurup, başlıyorlar vatandaşları dolandırmaya;

“Efendim, operasyon sırasında sizin …. Terör örgütüyle bağlantınız olduğu iddia edildi. Bankadaki paranıza el konulacak. Paranızı kurtarmak istiyorsanız, hemen çekin ve falan adreste polis arkadaşlarımız sizinle buluşacak, onlara teslim edin…” gibi söylemlerle yüzlerce belki de binlerce insanımızı dolandırıp, onların paralarını gasp eden kişilerle karşılaştık. Bu uygulama hala devam ediyor.

Sonra, kendisini hakim, savcı, polis ve jandarma komutanı olarak tanıtıp, insanların ellerindeki paraları, mücevheratı soyup soğana çeviren yine binlerce kişi ile karşılaştık, karşılaşıyoruz.

Yine, insanları, yakınları ve akrabalarıyla kandırıp, paralarını, pullarını hiç eden kişilerle karşılaşıyoruz.

Son günlerde de dünyayı sarsan ve insanları ölümle sınav eden koronavirüs ile ilgili olarak dolandırıcılar işbaşı yapıp mesaiye başlamışlar.

İşte birkaç örnek;

“Evinizde koronavirüsle ilgili kontrol yapacağız. ..” diyerek kapıları açtırıp, evde ne var ne yok soyan hırsızlara rastlıyoruz.

Yeni, “biz, ….. belediyeden geliyoruz, evinizde korona için ilaçlama yapacağız….” Diyerek, evi boşaltıp, eşyaları bir güzel soyan hırsız çeteleriyle karşı karşıyayız,.

Birde, bana göre en önemlisi ise koronavirüs yüzünden koruyucu etkisi bulunan başta kolonya olmak üzere bazı temizlik ve hijyen maddelerine yapılan aşırı zamlar. Bunlara, şehirlerarası otobüs firmalarının yaptıkları yüzde bine aşan zamlarda eklendi. Maske ticaretçileri ve sahte maske üreticileri de eklendi.

Hepsi, bir birinden değişik yöntemlerle insanları bu zor günlerinde mağdur edip, ellerindeki paraları pulları alıyorlar. Kendi adıma bu kişilere ve kazançlarına “haram zıkkım olsun!” diyorum. “Allah, sizin başınıza da dolandırıcıları dolandıran, dolandırıcılar musallat etsin” şeklinde dua etmek geliyor içimden.

Covid-19 koronovirüs denilen bu musibet ve illet, insanlarımızın hayatını büyük ölçüde etkiliyor ve tehdit ediyor. Özellikle, sokağa çıkılmaması ve evde kalınmasına yönelik uyarılar çok önemli. Çünkü, hastalığın yayılması genelde bu yönde oluyor. İnsanlarımız, bilmeden belki de virüsü taşıyorlar. Kendilerinde görünmese bile etrafındakilere bulaştırıyorlar.

İçişleri Bakanlığı’nın ve Sağlık Bakanlığının toplum ve halk sağlığı açısından alınan ve açıklanan tedbirlerine uyulması da büyük önem taşıyor.

Sapla, samanı ayırt etmek gerekiyor.

Küçük bir çocuk koronavirüs taşıyıcısı olabilir. 65 yaş üstündeki insanlarımız için büyük tehlike yaratabilir. Sokağa çıkma yasağı belli ki önlem amaçlı. Bu yaş ve üstündeki insanlara virüs taşıyıcısı ve hastalık bulaştırıcısı olarak bakmamız mümkün değil. Belki, bizden daha da sağlıklı olabilirler. Ama, önemli olan tedbiri elden bırakmamak. Bu nedenle, evlerinde kalan, isteyerek sokağa çıkmayan insanlara saygı göstermek zorundayız.

Bunun yanı sıra, şehirlerarası seyahat ve yolculuklara kısıtlama getirilmesi ve yasaklanması da önlem açısından önemli. Bizler bu kısıtlamayı 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında yaşayanlar olarak tecrübe sahibiyiz. Valilik ve kaymakamlıklar, otobüs garaj ve terminallerinde yetkili görevlendirilip, şehirlerarası yolculuk yapması gerekenlere izin belgesi veriyorlardı. Daha çok bu işi polis karakolları üstlenmişti 1980 yılında. Şimdi ise kaymakamlık ve valilikler üstlendi.

Özel araçlarla da yolculuk yapacaklar için izin belgesi alınması şartı getirildi. Bunun yanı sıra, illerin girişlerinde, ilçe girişlerinde ve merkezlerde yapılan kontrollerde önemli., Fakat, kontrollerin aynı noktada ve insanları saatlerce kuyrukta bekletecek şekilde yapılması tepki çekiyor. Çünkü, araç kuyrukları çok uzuyor. Acil seyahat etmesi gerekenler, örnek, Bursa’dan İstanbul’a gitmesi gerekenler, 2 saat yolculuk ederken, kontrol noktasında da en az bir buçuk saat beklemek zorunda kaldıklarından dert yanıyorlar.

Sanırım, İçişleri Bakanlığı bu konuda valiliklere yeni bir talimat gönderip, kontrollerle ilgili kontrol noktalarını yaygınlaştırılmasını veya Mobesa yardımıyla kontrollerin yapılıp, şüpheli olanların denetlenmesine yönelik bir çalışma yapabilir.

Kontrolün elden bırakılmayışı iyi ama vatandaşların da çile çeker hale getirilmesi düşündüren yön oluyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254