Altı ölü, yüz on beş yaralı bir sürü şaibe ve malum ajansın beklenen performansını mizahi paylaşımlara malzeme olacak kadar iyice yükselttiği bir seçimi daha geride bıraktık.

Aslında ne yaptık, muhtar seçtik belediye başkanı seçtik, il genel meclisi üyesi seçtik.

Hepsi o.

Siyaseten söylenenlerin teammüden algılandığı coğrafyamızda yine kavgasız, kansız, şaibesiz bir yerel seçim bile yapmayı beceremedik.

Eğer Altı ölü, 115 yaralıya münferit hadiseler deniliyorsa o başka tabii.

Zaten iki gündür herkesin ben kazandım demesinden de belli seçime bakış açısı.

Belli ki şimdi de fil fıkrasında olduğu gibi mordan sarı elde çabasını yaşayacağız. Kaybedenler her yerde seçim sonuçlarına itiraz edecekler.

Fair play mi? O bizim futbolda bile yok, burada mı olacak.

 İyice kanırtalım ki el alem bu ülkede sakin sakin seçim yapıldı filan zannedip bizim demokrasimizi sorgulamasın.

Hızır idi Yunus idi derken ülke içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal türbülansın tam ortasında debelenip durmaya devam edecek.

Benim merak ettiğim konu şu;

Madem politikacıların hepsi kürsülere çıkıp aslında biz kazandık diyorlar o zaman bu telaş neden, ıslak imzalı tutanaklar ortadayken bana ne bana ne çanak çömlek patladı diye işi iyice çığırından çıkarmanın bu ülke insanına ne faydası olacak?

Şimdi bir çıkıp sorsa;

Eee nerede kalmıştık diye.

Cevabı ıslak imzalarda mı aramak gerekecek YSK da mı?

Bu yazının yazıldığı an itibari ile semt pazarında patlıcanın kilosu yedi, dolmalık biber on, patates soğan beşer, domates beş- dokuz, taze fasulye on sekiz, bakla on, sivri biber on- on beş, beyaz peynir ortalama otuz beş, tereyağı kırk beş, muz dokuz, elma dört altı liraydı.

Yemeklik kıyma borsası otuz beş kırk bandında. Etleri hiç sormayın.

Elektrik,doğalgaz,akar yakıt su filanı hiç mi hiç sormayın..

Kaldığımız yer seçime girdiğimiz yer ile aynı.

Ne yazık ki buradan devam etmek zorundayız.

Demem o ki,

Bırakın artık seninki benimkiyi.

Bizimkine bakın.

Türkiye dev dalgaların ortasında kalmış bir kalyon gibi. Birileri flikaları paylaşmaya çalışıyor.

Seçim ne yazık ki bu ülke için bir çözüm değil düğüm oluyor.

Konsensus, anlaşma, ortak akıl, birlikte başarma filan bizim ülkemizde hiç ağırlığı olmayan konular.

İlle de ben; ben değilsem yine ben dayatmasının bize kaybettirdiği zamanı ölçümlemek gibi bir alışkanlığımız da olmadığı için hepimiz oturup fragmanını gördüğümüz filmi ellerimizde çekirdek, oturup sonu nasıl bitecek acaba diye merak içerisinde izliyoruz.

Her geçen gün ekonomik koşullarımız daha da zorlaşıyor.

Yoksulluk sınırında olabilmek için bile kazançlarımız yetmiyor.

Alında ben bu seçim meselesinin bittiğine çok seviniyorum.

En azından nerede kalmıştık diye sormaya gerek yok artık.

Kim bilir belki birileri çıkar da nasıl çıkarız diye sormayı akıl ederler.

Hani köprüden önce son çıkış filan deniyordu ya seçimden önce

Köprünün iplerinin sağlamlığını merak eden birileri yani…

O ipler koparsa çıkışın nereye çıkacağını kimse bilemez…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246