banner252

Bursa genellikle ulusal medya da çok yer almaz.

Gerçi Ulusal medya da İstanbul,Ankara,İzmir’in dışında diğer başka kentler de pek yer almaz ya.

Ancak çok önemli ve özellikle de olumsuz bir gelişme yaşanacak ki,o koca koca(!) gazeteler taşra dedikleri kentlere dair  haber yapsınlar.

Yazıya konu yaptığım Bursa ile ilgili haberi de ulusal medyanın bir yayın organında gördüm.

Aslında bize dair bir haberi ulusal basından ziyade Bursa basının da görmeliydim ama her halde atladım.

Haber,Bursa’da depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle 2017-2018 eğitim öğretim yılı başında yıkılan 13 okulun yerine,“ödenek yetersizliği” nedeniyle yenilerinin yapılmadığı ile ilgili.

Konusunu da, 13 okulda toplamda 500 derslik yıkılırken, 17 bin öğrenci ile bin 800 öğretmen göçebe eğitim mağduru olduğu, Resmi Gazete’de yer alan 1203 sayılı kararla Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden Türkiye Maarif Vakfı’na 541 milyon lira kaynak aktarılması kararlaştırılırken, yıkılan okulların yerine “ödenek yetersizliği” nedeniyle yenilerinin yapılmadığı, Milli Eğitim Müdürlüğünün öğrenci ve velileri mağdur etmeyecek şekilde planlama yapıldığını açıklamasına rağmen öğrencilerin  2 yıldır “göçebe eğitim” çilesi yaşadıkları gerçeği oluşturuyor.

Öğrencilerin eğitim görmek için üç ilçe değiştirdiklerinin de altının çizildiği haberde,depreme dayanıksız olduğu için boşaltılan okullardan birisinin de Bisaş Ortaokulu ve bünyesindeki İmam Hatip Ortaokulu olduğuna,Eylül 2017’de boşaltılan Bisaş Ortaokulu ve İmam Hatip Ortaokulu’nun öğrencilerinin 2 yıldır farklı okullarda öğrenim görmekte olduklarına, Osmangazi ilçesi sınırlarında olan Bisaş İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin  önce 2 yıl boyunca Mihraplı Abdülkadir Can İmam Hatip Lisesi’nin dersliklerinde eğitim gördükleri,dönem başında ise ilçe değiştirerek Nilüfer’e bağlı Odunluk'taki Ahmet Cevdet Paşa İmam Hatip Lisesi’ne taşındıklarına ancak bu kez de ortaokul kısmındaki öğrencilerin Bisaş Ortaokulu’ndaki mevcut binaya sığmamaları nedeniyle bir bölümünün Mihraplı Abdülkadir Can İmam Hatip Lisesi'ni kullanmaya devam ettiklerine, Öğrencilerin 2019-2020 eğitim dönemine ise tekrar ilçe değiştirerek, Acemler’de yeni yapılan Şehit Sinan Acar Ortaokulu’na taşındıklarına vurgu yapılıyor..

Olayı anlamak için ben alıntıladığım haberin yukarıda ki kısmı acaba yazarken karıştırdım mı diye üç kez okudum.

Havuz problemi gibi bir şey.

Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona’ya dayandırılan haber de, Her dönem farklı bir okula gitmek zorunda bırakılan öğrenciler, masrafı artan veliler ve eğitim sendikalarının temsilcileri tepkili olduklarının, Maarif Vakfı’na aktarılan kaynağın yarısıyla okulların tamamlanabileceğine ,bazı okulların yıkılan ek binalarının molozlarının dahi okul bahçesinden kaldırılmadığına ve  öğrencilerin moloz yığınları arasında eğitim gördüğüne dair ayrıntılarda konu ediliyor.

Haber, Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Atakan Erdağı’ın  yıkılan pek çok okula hayırsever kişi ve kurumlardan destek aranırken, Demirtaşpaşa Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’ne tek bir çivi dahi çakılmadığı, Demirtaşpaşa Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi 9. Sınıf öğrencilerinin Mehmet Zahid Kotku Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin yanında bulunan bir binada eğitim gördüğünü, binaya 100 bin TL kira ödendiğini iddiaları ile son buluyor.

Tamam;

Biz Türkler tarihin en önemli konar göçer medeniyetiyiz.

Tebdili mekanda ferahlık vardır ata sözü de bize ait.

Ama hadise öğrencilerin konar göçer şekilde eğitim görmelerine gelince şirazesinden kayıyor.

Sürekli okullarının yerleri değişmesi,hatta bu değişimin bir metropolun ilçeleri arasında bile yaşanmasının öğrenciler üzerinde oluşturduğu etkiyi hesaplayan var mıdır bilemem.

Ancak yaşanılan belirsizliklerin hem öğrencileri hem okul idarelerini hem öğretmenleri hem de velileri olumsuz etkileyeceği aşikar.

Taşımalı eğitimin bir başka versiyonu haline gelmiş bu durumda öğrencilerden yüksek,hatta normal performans bile beklemek hayalden öteye geçmez.

Oradan oraya,olmadı buradan şuraya diyerek okulları değiştirilen öğrencilerin okullarına dair aidiyet duygularının ne kadar gelişeceğini tahmin etmek zor değil.

Haber de sadece değinilmiş ama bir de bu göçebeliğin ailelere yüklediği ek maliyetler vardır ki bunun da aile içi  yansımaları mutlaka oluyordur.

Biliyorum üstesinden gelmemiz gereken dağlar kadar derdimiz var.

Çoğunun da artık anlık gecikmelere bile tahammülleri yok.

Radikal tespitler ve önlemlerle önünü alamadığımız her sorunumuz kısa sürede kangrene dönüşecek kadar hassas.

Ama çocuklarımız ve onların gelecekleri ile ilgili olanları beş kere hassas.

Bu haberi köşeme taşımamın nedeni asla‘’Vayy vayy neler oluyormuş neler’’diye bir yerlere mesaj filan göndermek değil.Zaten bu tarzım da değil.

Sadece geleceğimizin teminatı olduklarına yürekten inandığım çocuklarımızın anılan konu ile ilgili  yaşadıkları soruna doğurduğu  duruma dikkat çekilmesi konusunda destek olabilmek.

Ötesini arayan aradığı ile kalır.

Bazen doğru adına atılan adımlar fiiliyatta istenilen sonuçları vermez.

Görülüyor ki habere konu olan hadisede de böyle bir durum var.

Elbette çözümü de vardır.

Biraz kararlılık,biraz empati çokça da çocuk sevgisi bu sorunu ‘di’ li geçmiş yapmaya yeter de artar.

Sadece istenilsin.

Hem zaten neden istenilmesin ki ?

Bu çocuklar bizim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246