banner252

Dünya siyasi tarihinde, demokrasi ile yönetilen ülkelerdeki iktidarların, yönetim birimlerinin başkanlarının ve meclislerinin seçimle iş başına gelip seçimle iş başından uzaklaştırılmasını ve değiştirilmesi gerektiği insanlık tarihinin en güvenilir yönetim şeklidir.

Dünyanın bazı ülkelerinde krallık düzeni aynen devam etse bile adına demokrasi denilen ve halkın kraldan sonra bazı devlet işlerini yapacak olan yöneticileri kendi iradesiyle seçebilmesi adına yapılan seçimler bulunmaktadır. Buna ne kadar demokrasi denilir bilmiyoruz ama İngiltere’de bu sistem var. Portekiz’de var. İspanya’da kısmen var.

İnsanlar, devlet yönetimini teslim edecekleri, kamu yönetiminde kendilerine hizmet edecek olan kadroları belirleme adına, oylarını özgür iradeleriyle kullanıp, bu iş için istekli olan, bu iş için talepte bulunan insanlar arasında seçim yapıyorlar. Bu nedenle, insanların toplu yaşamaya başladığı ilk yıllarda kurulan kurullar, sonrasında ise fikir ayrılığına düşen insanların oluşturdukları guruplar nedeniyle siyasi partiler olarak günümüze kadar gelen bir sistem var.

Ülke yönetimine talip olan, insanların serbest iradesiyle katılıp, istifa edip çekilebilecekleri bir sistem oluşturmuş siyasi yapı. Siyasi Partiler kurulup, teşkilatlanmışlar. Mahalle bazında, ilçe bazında, İl bazında ülke bazında teşkilatlar kurulmuş, sistem oluşmuş. Sonrasında ise bu siyasi yapının projeleri insanlara anlatılıp, “bu görevi biz daha iyi yaparız” diye toplumdan kendilerine destek olunması istenmiş.

İşin özeti ve şekli şemali bu.

Peki, bu işlemin garantisi ne?

Özellikle ülkemizde, yaşanılan siyasi gelişmeler ve askeri darbeler ne anlama geliyor?

Dünya geneline baktığımızda, pek çok ülkede yaşanılan askeri darbeler ile siyasi iradenin ülke yönetimlerinden uzaklaştırılmasına ne anlam verilmeli?

Bir başka bakış açısıyla, bu işler nasıl yorumlanmalı?

Bizler, 1960 darbesi yaşayan bir ülkeyiz. 1972 darbesi yaşayan ülkeyiz. 1980 darbesi yaşayan ülkeyiz. 1995 post modern darbeyi yaşayan ülkeyiz. Sonrasında, en son kanlı 15 Temmuz 2016 darbesine maruz kalan ülkeyiz.

Bazı askeri darbeler sonrasında, demokrasi askıya alınmış, hükümet üyeleri tutuklanıp hapse atılmış, insanlığa hizmet edenler, kamu yöneticilerinden bazıları cezalandırılmış. Bazı siyasetçilere yasaklama gelmiş. Bütün bunlar, halkın huzurunda, dünyanın gözleri önünde yaşanılan gerçek ve her zaman hatırlanan, unutulmayan olaylar.

Siyasi yönetimin yanlışları, hataları olabilir. Yine, siyaset insanlarının bazıları, ülke menfaatleri yerine kendi şahsi menfaatlerinin hesabını yapabilirler. Bunlar için kanunlarımız var. Belirlenip, gerektiği zaman suçlanır ve cezalandırılırlar.

Fakat ülkemizdeki siyasi kayırma ve adam koruma adına yapılan pek çok olay, kamuoyu vicdanlarını sızlatan kararların alınmasına yol açıyor. Suçlu ile suçsuzların ayıklanmasına engel olunuyor. Siyasi güç mekanizması, her ne şekilde olursa olsun, suç işleyen insanların cezalandırılması ve ibret alınıp, demokrasinin daha fazla iyileştirilmesi, şeffaflaştırılması için amaç ve araç olarak değerlendirilmesi gerekirken, bizler ülkemizdeki bazı uygulamalarda ne yazık ki böylesine sonuçlar alamıyoruz.

Ülkemizde en son 31 Mart tarihli mahalli seçimler yapıldı. Belediye başkanları seçildi. Bu seçimle ilgili pek çok siyasetçi ve siyasi yapıda hareketlenme oldu. Sandık kurulları veya oy sayımları, tutanakların birleştirilmesi veya seçmenlerin taşınmasıyla ilgili pek çok iddia ve şaibeli olayların varlığı gündeme taşındı. Hala tartışıyoruz.

Demokrasi adına, siyasi şeffaflık ve halk iradesinin, seçmen iradesinin sandık sonuçlarına gerçek yansıtılması adına yapılan bütün bu iddiaların en ince ayrıntısına kadar araştırılıp, kamuoyuna doğru bilgilerin verilmesi yine siyasetin ana gündemi olmalı. Bütün siyasi partilerin bu işte koltuk kavgasını bir kenara bırakıp, oturup kendilerince düşünmeli, yaşanılan veya yaşandığı iddia edilen olayların bir daha yaşanmalarının engellenmesi için de “acaba bizler ne yapabiliriz?” sorusuna ortak cevaplar aramaları gerekmektedir.

Ülkemizdeki siyasetin her türlü dedikodu, şaibe ve iddia edildiği gibi yolsuzluklardan, sahtekarlıklardan arındırılması gerekmektedir. Bu konuda, kamu yönetimine birinci derecede görev düşmektedir.

Sonuç ne olursa olsun, halkın iradesi ve seçmenlerin kararları baş tacı edilmelidir. Seçimlerde iktidar partisinin veya muhalefetin adayının kazanması tabi ki önemlidir. Fakat doğru netice alınması için iktidar veya muhalefet adayının kazanması değil, sandık sonuçlarının gerçeği yansıtması demokrasi adına önem arz etmektedir. Demokrasilerde seçimle göreve gelenlerin seçimle görev yerlerini terk etmeleri, halkın ve seçmenlerin tercihidir. Ankara’da, İstanbul’da Belediye başkanının değişmesi demek, bu kentlerde yaşayan insanların iradelerinin böyle tecelli etmesi anlamına gelmektedir. Ki, hepsinin amacı hizmet olduğuna göre, başkanın değişmesiyle kıyametin kopmayacağını da bilmesi ve sonuçlara saygı göstermesi gerekiyor insanların.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246