-Hayatım, Hulusi dayımı tanıdın mı?

-Valla gözüm ısırıyor bir yerlerden de pek çıkartamadım.

-Canım nasıl çıkartamadın hani bizim kına gecesinde ikiz teyzelerimin torunları vardılar ya, yengemin eltisi ile birlikte gelmişlerdi de büyük amcamın kayın biraderi onları alıp halamın küçük oğlunun kızı ile birlikte evde unuttuğumuz kına tepsisini almaya gitmişlerdi. Sen de geri döndüklerinde oto park kahyasına zahmetleri için teşekkür etmiştin. Sonrada adamı dayının küçük oğlu Selahattin sandım demiştin,ben de sana dayımım oğlu yok kızı var adı da Selahattin değil demiştim.Hatırlamadın mı hala?

-Aaa hatırlamam mı canım. Elbette hatırladım. Da Hulusi dayının bu denklemdeki yerini pek anlayamadım. fx-1 o mu oluyor acaba?

  İnsanın köy denilince aklına kütüğünün bulunduğu Kadıköy’den başka bir köy gelemeyince, anne ve baba tarafından da hadi gel köyümüze geri dönelim türküsünü duymayınca kısacası ailesinin köyü olmayınca ne olur?

Ne olacak o da hanım köylü olur.

Hanım köylülük dile kolay dimağa zor bir eylem. Dolayısı ile ciddi mesele. Öyle hafife alınıp ta üstesinden gelmek mümkün değil. Öncelikle hatırı sayılır bir algılama gücü sonra da bu gücü ivmeleyen etkin bir hatırlama yeteneği gerektiriyor. Becerdin becerdin, beceremedin çok fena. Çünkü hanım köylü demek en az iki bin akraban olması demek.

Ben değil iki beş kuşak geri gitsem akraba sayım bir düzineye bile ulaşmazken, iki bin akrabanın çetelesini nasıl tutarım ki? Zaten hanımda bunu beceremeyeceğimi bildiği için yıllar önce en azından yüzde onunu öğrenmemi ev ödevi olarak vermişti. Bu gün bile ödeve dair sınavdan çaktığıma göre varın siz düşünün halimi. Her defasında aynı dumuru yaşamaya devam ediyorum. Diyeceksiniz ki ‘arkadaş sende uzatma yakın akrabaları ezberleyiver olsun bitsin’.De, olup bitmiyor çünkü hepsi yakın akraba. Bizim hanımın köyünde uzak kavramı yok.

Matruşka gibi. Kim kimin içinden çıkıyor, kim kimin halasının dayısının kuzeni, kim babaanne torununun baldızı,kim amcaoğlunun torununun süt annesi bilmek mümkün değil. Herkes bir yerden bir yerlerden akraba. Bir de kripto akrabalar var;seneler önce köyden ayrılıp büyük şehirlere yerleşenlerin çocukları,kuzenleri,yeğenleri vs. Durum tahminlerin ötesinde karışık yani.

Bu arada Hulusi ağabey de kaynadı gitti tabii.Şimdi düşünüyorum da o Hulusi ağabey Namık ağabey kılığında mı gelmişti acaba o gece.Ne çok benziyorlardı.Namık ağabeyi iyi tanırım; Hanımın babaannesinin eltisinin küçük oğlunun kirvesinin en küçük yeğenidir.(yoksa anneannesinin en büyük yeğenimiydi)Kod adı dayıdır. Kod adı dedim de dayı,amca,hala bizim hanımın ailesinde sıfattan ziyade kod adı olarak kullanılır.Örneğin eşimin kod adı (genç kızlığında oturduğu mahallede dahil olmak üzere) haladır.İlgili ilgisiz herkes ona hala diye seslenir.Halanın sözlük karşılığı hanımın ailesinde zinhar geçerli değildir.

İnanın insanın öz güveni sarsılıyor. Öyle çok çaba sarf ediyorum ki akrabalarımı bir bakışta tanıyıp onlara isimleri ile hitap edebilmek için. En büyük korkum da eşimin tanıdın mı hayatım ile başlayan soruları. Tanımaz olur muyum deyip derhal hal hatır sormaya başlıyorum.’Sallama len tanıdıysan adımı söyle bakalım’ dese birisi dut yemiş bülbüle döneceğim. Allahtan kibar insanlar da hiç demediler bu güne kadar.

İşte böylesi bir ruh haleti ile bayramda hanımın köyünde yapılan bir nişan törenine katıldım. Kız ve oğlan aynı köydendi dolayısı ile burada da herkes herkesle ölümüne akrabaydı. Üstelik sayıları da ben görmeyeli en az yüzde on artmıştı.

Başta biraz panikledim tabii. Tanıdık simalar aramaya başladım. Birini bulsam hemen ‘Oooo nasılsınız hayırlı bayramlar’ filan deyip konuya gireceğim hanımda bana tanıdın mı diye soramayacak. Ama henüz kimin kızı ile kimim oğlunun nişanladığını çözememiş birinin böylesi bir lüksüde olamazdı tabii. Hanım tarafından kuzenim sevgili Murat olmasaydı yanımda olmasaydı ben ovada yakalanıp getirilip bankın üzerine tünetilmiş kelaynak kuşu gibi etrafıma bakacaktım ve hanım soracaktı tanıdın mı hayatım?

Hayır, bu soru çok zor bir soru. Tanıdım desem ilk lafta yalanım ortaya çıkacak, tanımadım desem daha önce mutlak surette tanışlığımız birine çok ayıp olacak. İşin bir de makaraya alınma tarafı var. Kişi demez mi ‘bizim kız bu sazanı nereden bulmuş her karşılaştığımızda bir daha tanıştırıyor bizi adam hala bön bön bakıyor yüzüme’ diye. Der ve demekte de haklıdır.

Nişanı anlatmak için başladım yazıya nerelere geldim. Bu akrabalık meselesi ne zaman gündeme gelse böyle oluyorum. Özne ile zamiri, yüklem ile edatı birbirine karıştırıyorum.

Neyse; Siz Şeker Oğlan’ı bilir misiniz?

Hani Kayadan bakan oğlan/Gömleği keten oğlan / Gece gelme gündüz gel /

Horozdan korkan oğlan diye başlayıp Aman şeker oğlan /Yandım keten oğlan

Anasına darılmış/Damda yatan oğlan/Kayaya koydum kutu/Herkes yarine mutlu/Gelinler tatlı yesin/ Kaynanası semiz otu diyerek devam eden ve Aman şeker oğlan/Yandım keten oğlan/Anasına darılmış /Damda yatan oğlan la biten türkünün oyunlaşmış halini.

Erkek kadın karışık oynanan ve sadece başlangıcı olup bitişi oynayanların yorgunluk eşiğine endekslenen Şeker Oğlan bizim akraba-i talukatın düğün fenomenidir. Onları ne Hidayda keser ne Kasap Havası ille de Şeker Oğlan. Üç yaşında ki bebe de bilir, doksan yaşında ki dede ve nine de.Kısacası Şeker Oğlan denilince akan sular durur. İnsanlar sanki yıllardır birlikte oynayıp antrenman yapmışcasına kaptırırlar kendilerini. Ben diyeyim bir saat siz deyin iki buçuk saat sürer gider bu kadın erkek dayanışmasını simgeleyen oyun. ( Egemen’in kulakları çınlasın)

Bu nişanda da gelenek bozulmadı elbet. Hele Murat’ın öyle bir Şeker Oğlanı geldi ki strese girdi çocuk başlasa da atsa kendini halkanın içine diye.

Buraya kadar latife idi;

Bakmayın siz hanım köyünde ki akrabalarımı karıştırdığıma; aslında ismen değilse de ruhen hepsini tanıyorum. Kocaman bir aileye mensup olduğum içinde gururlanıyorum.

Kadıköy’lü olmak için kütük kaydı yetiyor hanım köylü olmak için ise sevilmek gerekiyor.

Benim kod adım Enişte;

Enişte sözcüğünün bir anlamı da ‘dışarıdan’ dır.

İçerinin kapılarını sonuna dek açan tüm hanım köylü akrabalarıma selam olsun…

Son paragrafta bu yazı da muradın alsın, nişanlılara enişteden anı kalsın, Damat eşimin çok sevdiği amca torunu Mehmet Taha, gelin ise benim manevi gelinim Merve’nin kız kardeşi sevgili Meryem.

Gönlünüzdekiler elinizde, umduklarınız yanı başınızda olsun evlatlar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246