Duvar sapasağlam…

Panel üzerine panel, kampanya desen sürüsüne bereket, yazılı ve görsel medyada ki farkındalık oluşturma çabaları, tahsis edilen günler, haftalar…

Dernekler, odalar, belediyeler, kamu kurumları, gönüllüler geceli gündüzlü etkinlikler peşinde.

Çok derdimiz var. Öyle biraz üzerine giderek ortadan kaldıramayacağımız dertlerimiz. Kronikleşmiş hatta evrimleşerek güne uygun hale gelmiş dertlerimiz. En korkuncu da kanıksadığımız olağan saydığımız dertlerimiz.

Bu dertlerin farkında olup “asgariyi olsun yakalayalım” diye kendini parçalayan kurumlarımızda var elbet.

Ama duvarda var.

Sivil toplum örgütlerini yıllardır izliyorum; Gördükleri olumsuzlukları sosyal medyada ‘ağlamaklı surat’ ikonunu ile geçiştirmeden, ellerini taşın altına koymaktan yüksünmeyen, varını yoğunu ortaya serenleri say deseniz nefes almadan yüz tanesini sıralayabilirim.

Bunca çaba, bunca özveri ‘’birini olsun kurtaralım’’ felsefesinin ışığında sürdürülüyor. İçlerinde olanlar bilir, ne bir aferindir beklenilen ne de maddi menfaat.

İşin ilginç yanı, derneklerin çoğu önlemeye çalıştıkları musibetlerden direkt olarak mustarip olmayanlardan oluşur. Ana amaç mağduriyeti önlemektir, bilgi ve bilimin kılavuzluğunda sobaya dokunmanın önüne geçerek yanıkları engellemektir.

Örneğin gerçek amacına hizmet eden kadın dernekleri, kadınlara rağmen kadını korumak adına nasıl gayret gösteriyorlar biliyor musunuz? Yoğunluktan evlerine gidemeyenleri mi ararsınız, ailesi dağılma noktasına gelenleri mi, elinde makbuz mağdurları için gelir sağlamaya çalışırken dilenci muamelesi görenini mi, yoksa önlemeye çalıştıkları şiddete bizzat maruz kalanları mı?

Öyle çoklar ki.

Aklınıza gelebilecek her türlü etkinliği yaşam biçimi haline getirmiş bu insanların tek bir itici güçleri var, o da motivasyon. Dokundukları her hayat onların hayatta olma amaçları ile örtüşüyor.

Ama duvar orada; Sapasağlam.

Sadece kadın dernekleri mi?

Değil elbette.

Bu memleketin insanı iş kazası(!) geçirip ölmesin diye çırpınan, en saçma sapan ölüm nedeni trafik kazalarında heder olmasın diye yolları bile kapatan, Çocuklar okuyabilsin diye kendi çocuklarına vakit ayıramayan, Sesi çok çıkıyor diye hedef olan, gözaltına alınan, tutuklanan, yargılanan niceleri…

Ülkemiz de her konuya denk gelen bir sivil toplum örgütü var. Bu gösteriyor ki her konu da mutlak sıkıntı var.

Çünkü Duvar var…

İstatistikler aynadır; Atılan taşın ürkütülen kurbağaya değip değmediğinin de mizanı.

Üşenmeyin inceleyin lütfen; Bir bakın olumsuzluklarda ki rakamlara. Göreceksiniz ki bunca mücadeleye karşın yıllar içinde kayda değer bir azalma yok pek çoğunda.

Duvar ise her yıl biraz daha sağlam.

İyi de kardeşim Sivil Toplum Kuruluşları ile duvar ne alaka?

Diyeyim…

O duvar ki,

Harcı ilgisizlik, adam sendecilik, çıkarcılık, ben bilmemcilik, korku, şüphe, töre, hurafe, cinayet, darp,

paranoya, sapıklıkla karılmış, tuğlaları cehaletten mamul ışık geçirmeyen, çatlasa da yıkılmayan bir yapı.

Ardında kalanlar, onlara ulaşmaya çalışanları görmüyor, seslerini bile duymuyorlar. Sızamıyor çağdaşlığın ışığı beri tarafa.

Üzerinden aşmakta mümkün değil. Yalan dikenli tel olmuş yol vermiyor bilgiye.

Duvar sapasağlam.

Kapısı da kırk kilitli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234