İnsanların en büyük eksikliği eğitim. Eğitim olmazsa olmaz kuralımız. Ülkemize bakalım, yaşları yetmişin üzerindeki insanlar bile okuma-yazma öğrenme azmiyle kurslara gidip geliyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre, eğitim kanunlarla koruma altına alınmış en önemli kamu hizmetlerinden birisi. Eğitim, belli bir yaştan itibaren başlıyor. Birde, en az lise eğitimli olmak gerekiyor. Çünkü, ülkemizdeki eğitim sistemine göre 12 yıl eğitim görmek ve başarılı olup, lise diploması almaya hak kazanmak zorunlu. Kanun böyle.

Tabi, eğitimli ilgili sıkıntılar yok değil. Bazen okul eksikliği, bazen okul yöneticilerinin şahsi sıkıntı yaratması, bazen ders, kitap eksikliği gibi pek çok konuda eksiklikler bulunuyor.

Sağlam insanların eğitimle ilgili sıkıntıları, dertleri belli bir konudaki eksikliklerin giderilmesine yönelik çalışmalar, öyle veya böyle çözümleniyor. Oysa ki, özürlü, özel eğitim gerektiren insanların, çocukların eğitimi ise ülkemizdeki en büyük sıkıntılardan bir tanesi.  Bu konuda da Anayasada gerekli önlemler alınmış. Özet şu; “eğitim herkesin hakkı.”

Evet, eğitim herkesin hakkı ama, gelin görün ki bazen herkes yeterince eğitim sisteminden faydalanamıyor. Yada, bir takım kişilerin belki de şahsi egolarını tatmin edebilme adına sıkıntılar yaşanıyor.

Şimdi sizlere aktaracağım konu, Bursa’da özürlü öğrencilerin, otizmli öğrencilerin eğitim sıkıntılarıyla ilgili. Bu tür hastalığı bulunan öğrencilerin özel eğitim ve rehabilitasyon ile eğitimleri ve topluma kazandırılması mümkün. Eğitimle ilgili çeşitli kademeler var. Bursa’da da, devletin sunduğu imkanlar dahilinde, belli kademede olan öğrenciler için özel derslik ve özel eğitim veren Osmangazi ilçesine bağlı Doburca okulu var.

Bu özel öğrenciler için özel sınıf, özel eğitimci görevlendirilmesine ve çocukların evlerinden alınıp okula getirilmesine, okuldan evlerine geri getirilmesine kadar bütün masrafları devlet eliyle ödeniyor. Amaç, otizmli veya diğer özürlü çocuklarında eğitim alması.

Şikayetler bu okulla ilgili. Aslında, olay Adliyelik olmuş.

İddialara göre,  ilk tartışmalar okul yönetimi ile öğrenci velileri arasında servis taşımacılığı konusunda anlaşmazlık çıkmış. Öğrenci servisleri, zamanında gelip çocuklarını almadıkları iddiasıyla veliler, okul yönetimine şikayette bulunmuşlar. Sabah saat 8.00 veya 8.30’da dersler başlamasına rağmen servisler çocukları ders saati başladıktan sonra evlerinden alıp, okula saat 9.30’da getiriyormuş. Öğle saatlerinde de okulun normal öğrencileri dağılmadan servisler bu çocukları alıp, evlerine okul ders saati bitmeden evvel getiriyorlarmış. Birde, okuldaki ders uygulama saatleri ve teneffüs uygulamasıyla ilgili velilerin şikayetleri olmuş. Çünkü, normalde eğitimleri büyük ölçüde tamamlanmış olan bazı otizmli çocuklar, bu okuldaki uygulama ve eksiklik iddiaları üzerine altlarını kirletmeye başlamışlar. Tuvalet eğitimlerinde gerileme olmuş. Saldırgan olmuşlar.

Hatta, bir öğrenci, öğretmene saldırmış. Yine iddialara göre, öğrencilerin psikolojileri bozulmuş.

Veliler, bu konularla ilgili Milli Eğitim ilçe müdürlüğüne gidip şikayetçi olmuşlar. Yetmemiş, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gidip şikayetçi olmuşlar. Yine, velilerin iddiasına göre, okul yönetimi, “siz bizi neden şikayet ettiniz?” diyerek konuyu inada bindirmiş, çözüm noktasında ise beklenilen adımların atılması gerekirken, öğretmenlerin öğrencilerden saldırıda bulundukları iddiasıyla ilgili şikayetleri alınmış.  Hani, oturduğu koltuktan güç alıp, karşısındaki kendisine muhtaç insanlara güç gösterinde bulunan insanlar misali, ortaya tatsız tuzsuz bir durum çıkmış.

Bütün bunlar iddia. Çaresiz kalan ve karşılaştıkları sorunları önce okul idaresiyle, sonra Osmangazi Milli Eğitim ile sonra da İl Milli Eğitim ile çözüm noktasında sonuç alamayan veliler, olayı Cumhuriyet Başsavcılığına taşımışlar. Böylece, eğitimle ilgili, özel eğitim gerektiren insanlarımızla ilgili belki de çözümü çok kolay ve ufak tefek uyarılarla veya düzenlemelerle halledilebilecek bir konu, Adliyelik olmuş.

Şimdi., kimin haklı kimin haksız olduğu konusunda bizler karar verme durumunda ve görevli değiliz. Bizim amacımız, konunun çözüme ulaştırılması. Yaşanan bu istenmedik olayların çözümlenmesi. Velilerin ve özellikle de hasta olan otizmli öğrencilerin dertlerine çare bulunması.

Bu olayları ve iddiaları duydukça, dinledikçe, servislerin kendi başlarına hareket ettiklerini öğrenince, ortaya çıkan okul idaresi veya Milli Eğitimin de bu olaylara göz yumduğu iddiaları duydukça inanın, kamu yönetimindeki çok başlılık veya bir takım kişilerin siyasi koruma altında olduklarını iddia ettiklerini duydukça, kamu yönetimindeki insanların olayları kişiselleştirip, siyasi arka desteğiyle velileri ezmeye çalışması ifadelerini okudukça gerçekten çok üzüldüm.

Çünkü, bende lise eğitimi sırasında, kızımın okuduğu devlet okulundaki servislerin keyfi hareketi ve yüksek ücret talep etmesi, hatta, “biz okula bağışta bulunduk. Bunun masrafını öğrencilerden çıkaracağız” şeklindeki ifadeleri duydukça, kızımı devlet okulundan alıp, özel okula naklini yaptırmak zorunda kalmıştım. Hadi, diyelim, benim imkanlarım müsait idi. İmkanları uygun olmayan öğrenci velileri ne yapacaklar? Dertlerini kime anlatacaklar?

Şöyle ki, kamu yönetiminde devamlılık esastır. Devlet daireleri de kimsenin veya hiçbir siyasi görüşün çiftliği yada arka bahçesi değildir. İktidarlar gelip geçer. Devlet hizmeti ve kamu hizmeti ise kalıcıdır. Devlet memuru, her ne kadar denetim için siyasi kadroların izlediği bir görevli olsa da, görevi siyasete değil, halka, millete hizmet etmektir.

Yazık günah değil mi? Bu eğitime muhtaç çocuklar, öğrenciler, acaba kendi çocukları olsa nasıl hareket ederler diye sormak vatandaş olarak benim en doğal hakkım. Sayın, okul idarecileri, sayın Milli Eğitim idarecileri, yöneticileri, insanların eğitim haklarının kısıtlanması doğru mudur?

Öğrenci velilerine, idari bir uyarı ile bile çözümlenebileceğine inandığım bu kadar basit bir sorunu büyütüp,  Adliyeyi adres göstermek ne kadar doğrudur?

Bakalım, kimden ne cevap gelecek?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma albayrak 10 ay önce

Benim oğlumda otizimli ve en iyi ben anlarım bu durumu ve çok haklısınız benim oğlumun da eğitim hakkı elinden alınıyor özel alt sınıfında iki de okuyor öğretmenini uyardık diye tavir aliyor

Avatar
Zuhal 10 ay önce

dogru haber

Avatar
Fatma 10 ay önce

Bu tür olayların yaşanması çok üzücu Anne babalar eğitim diye çırpınıyor Her seferinde ayaklarına bu tür olumsuzluklar takılıyor

banner234

banner246