FSM ve Ataevler, kentsel dönüşüm adı altında yeniden yıkılıyor ve yapılıyor.

Bundan 20-25 sene evvel, bugünkü paralarla 100-150 bin lira harcanarak yapılmış olan binalar, kat fazlası ve alt katlara ticari alan yaratarak yeniden 100-150 bin lira harcanıp yapılıyor.

Bunun adına da kentsel dönüşüm deniyor.

Olan şey gerçekten kentsel dönüşüm mü?

Kentsel dönüşüm deyince; 6306 sayılı Afet Riskli yapıların yenilenmesi hakkında kanuna akla gelir.

Bu kanuna göre kentsel dönüşüm; kentteki afet riski taşıyan alanların belirlenip, sağlıklı ve de yaşanılabilir hale getirilmesidir. Yani ekonomik ömrünü tamamlamış, yıkılma riski taşıyan binaların devletin sağladığı yapım kredisi, kira yardımı, belediye harç - vergi avantajlarını da kullanarak yeniden yapılması demektir.

Peki yıkılan ve yeniden yapılan konutlar bunlar mı?

Tabi ki hayır!

Türkiye’nin konut tarihine baktığımızda,  çoğunluğu barınma amaçlı "iki önemli konut biçimi" kentlerin dinamiğini oluşturduğunu görüyoruz.

Bunlardan biri "gecekondu" diğeri "apartman" dır.

Kent merkezlerindeki yığma tuğla ile başlayıp, zamanla eski yapıların genellikle yapsatçı müteahhitler tarafından yeniden yıkılıp, çoğu bitişik nizam olmak üzere inşa edilmeye başladı ve apartman ortaya çıktı. Apartman dairesi kent orta sınıfları için 1950-80 arasında modernleşme modelinin ifadesiydi.

1970'lerle birlikte kırdan kente göç eden kitleler, kentin olağan dinamiğini bozup, kent üzerinde siyasi oy baskısı yaratan konut modeli gecekonduyu yarattı. 

Gecekondulaşma zaman içinde biçim ve nitelik olarak iki ayrı model üretti.

Birincisi; 1950'larda başlayıp, 1975-80'lere kadar süren "kullanıcı-yapımcı aynılaşma"sını ifade eden "gerçek gecekondulaşma" dönemi.

İkincisi; 1980'lerden günümüze, "kullanıcı-yapımcı ayrışması"nın yaşandığı "rant getirici" kaçak yapı dönemi oldu.

Apartman kültürü, 1980'lerde patlayan konut kooperatifçiliği ile yeni bir hal aldı.  

Bu gelişme kentlere kırsal alandan göç yanında, ikinci bir göçü, yani kent içi yer değiştirmeyi yarattı.

İşte bugün Bursa'da yeniden yıkılıp- yapılan Ataevler ve İhsaniye yerleşim alanları bu dönemde ortaya çıktı.

Amacı kent içinde çöküntü alanı haline gelmiş olan bölgelerde, arazinin rantını konut ve ticari alana çevirmek ve de daha sağlam konutlar yapmak olan kentsel dönüşüm hareketi, ağırlıklı olarak eski apartman ve kooperatif konutlarının, kent içinde kazandığı lokasyonu dikkate alarak yeni konut ve ticari alanların yaratılmasına yaradı.

Ataevler, İhsaniye ve FSM bu rant için en önemli lokasyon oldu.

20-30 yıl önce aynı paralar harcanarak yapılan siteler yıkıldı, tekrar para harcanarak imar edildi ve fiyatları üç misline çıktı.

Ama kentsel dönüşümün bu modeli ile ulusal servette bir artış olmadı. Sadece, aynı konutlara harcanan para miktarı iki mislini buldu.

Ne var ki, konut ve işyerlerinin fiyatları birkaç misli arttı.

Ayrıca kentsel dönüşüm, ada bazında değil de,  parsel bazında ele alındı.

Yani dönüşüm imarı,  ada bazında olmadığı için, her site ve apartman için verilen fazla imar ile fazladan daire ve işyeri yapıldı.

Ama yol, otopark, okul, pazaryeri, park vb. sosyal donatı alanlarının miktarı artmadı.  Sadece buradaki daire, dükkan ve insan sayısı arttı.

...

Özcesi, kentsel dönüşüm, esas amacı yerine rantsal dönüşüm şekline döndü ve imar alanı arttığı için,  zamanla sıkışık bir kentin ortaya çıkacağını bize gösterdi.

Kentsel dönüşüm başta olmak üzere, amacına uygun yapılan bişey var mı diye merak içindeyim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Leyla Uçurum 1 yıl önce

Nilüfer ilçesi Ataevler deki Adalet kent sitesinde oturuyorum . 8 bloktan oluşan bu sitedeki evler 1999 yılında tamamlandı yani bu binalarda 20 yıldan beri oturulmakta olmasına rağmen kentsel dönüşümden bahsedilmektedir . Öncelikle binalalar 1999 depreminden önce inşa edilmesine rağmen depremde hiçbir hasar oluşmamıştır . Bu ülke yapılan bir binayı yıkarak tekrar yapacak kadar zengin midir ? Yen'i inşa edilen ve çok yüksek katlardan oluşan ve birbirine benzeyen binalar yeşilin gittikçe azaldığı tarihi dokuya sahip Bursa şehrinin doğal güzelliğini bozmakta , şehrin kişiliğini YÖK ederek sıradanlaştırmaktadır . Bursa'da yaşayan bir insan olarak bunu kabul etmek mümkün değil !!! Bu şehir ( Bursa'lı olmasak bile ) bizim ve biz bize emanet edilen bu şehri doğal güzellikleri ,tarihi dokudu ve şehre özgü özellikleri ile bizden sonraki nesile aynen teslim etmek zorundayız . Herşey rant demek değildir ? Kentsel dönüşüm adına Bursa kaybedilmemelidir

banner234