Siyasette nelerin ne zaman ve nasıl olacağını kestirmek gerçekten çok güç. Dengeler saat değil, saniye başı değişim gözlüyor. İnsanlar, birbirlerine namus sözü veriyorlar. Ayrıldıklarında ise arkalarından söylemedik söz bırakmıyorlar.

Tabi, bu durum bütün siyasi oluşumlarda var mıdır, yok mudur? Şeklinde fazla yorum yapmama gerek yok. Etrafımıza baktığımızda pek çok kişinin, siyasetle ilgilenmeye başladığı zaman böyle oluşumların içinde olmasına dikkat çekici bir durum.

Gelişmeler, aynı siyasi parti çatısı altında beraber yol yürümeye ant içmiş olanlar arasında bile yaşanabiliyor.

Genele baktığımızda pek çok siyasi partide halkın, vatandaşın hizmet önceliği değil menfaat çatışması ön plana çıkıyor. Bazı kişiler ise bu tür olayları tetikleme adına, olmadık hikayelerle olmadık olayları uydurup etrafa salıyorlar. “Bakalım, sonucu ne olacak?” gibi beklenti içine girip, tavsiye etmek istedikleri kişileri, bu hikayeler arasında bir güzel ezip, una çeviriyorlar. Bazıları ise dişli çıkıyor. O zaman, karşılıklı atışmalar yapıldıktan sonra oturulup uzlaşı adı altında anlaşmalar imzalanıyor.

Yakın zamanda 24 Haziran Genel seçimlerini geçirdik. Bu seçimler öncesinde pek fazla sıkıntı yaşanmadı. Çünkü, sadece belli sayıda aday gösterilecek isim var. Belli bir güç ve kuvveti olanlar listelere girdi. Listelere girenlerin bazıları seçildi. Bazıları ise aday sıfatı kazandı. Geriye dönüp baktığımızda listelerin ön sıraları için kavga edenlerin yanında, listeye isim yazdırma adına kavga edenleri de gördük. Hatta, makam ve mevki sahibi olabilme adına, aday adayları sayısındaki fazlalık ise sürekli bir dikkat çekti. Aday adaylarının bazılarının ise başvuru yaptıkları partilerin üyesi olmadıklarının anlaşılması da siyasetin menfaatle ne kadar iç içe bir durumda görüntü verdiğinin resmi haline geldi.

Bugünlerde 31 Martta yapılacak olan mahalli seçimlerle ilgili tartışmalar var. Seçimlere daha dört ay süre var. Fakat, erken kalkan yol alır misali, insanlar yarı yolda kalmama adına bir durakta bekleyip, ilk gelen araca binme niyetindeler.

Mahalli seçimlerde aday bolluğu dikkat çeker. Çünkü., Bursa örneğinden misal vermek gerekirse, bir tane büyükşehir, 17 tane ilçe olmak üzere toplam 18 tane belediye başkanlığı koltuğu var. İlçelere göre değişen belediye meclis üyelikleri var. Hangi ilçede hangi siyasi partinin güçlü olduğunu bilenler, başkanlık aday adayı olup sonrasında ön sıralardan belediye meclis üyeliğini garanti edebilmenin hayali ile yanıp tutuşanlar var etrafımızda.

Her şey bir yana, olayın heyecanı çok fazla.

Bazı siyaset simsarları, siyasi kulis adına bir takım kişilerin isimleriyle ilgili basın- yayın, medya organlarında  yorumlar yaparak, onları ön plana çıkarabilmenin yollarını arıyorlar. Sanki, belediye başkanları ile meclis üyelerini gazetecilik mesleğini icra eden basın mensupları seçecekler. Listeleri onlar yapacaklar.

Bizler, her seçim öncesinde aynı olayları yaşadığımız için bu durumları pek dikkate almıyoruz. Almak istemiyoruz. Ama, siyasi ortamda inanın bu taktikler epey bir mecra buluyor kendisine. Partilerin il veya ilçe merkezlerinin kapısından içeriye girer girmez hemen hangi gazetede hangi kişilerin isimlerinin yazıldığına dair konuşmaları dinliyoruz.

Aslında bize ne?

Siyasi partiler kendilerine yakın hissettikleri, bildikleri, “bu kişi bu işin üstesinden gelir” diye düşündükleri kişileri aday gösterecekler. Partilerin bir aday havuzu var. Birde kendiliğinden gelip aday adayı olanların oluşturdukları havuz var. Aday belirlemede sıkıntı yok. Ama, hangi bireyin nereden ve nasıl aday gösterileceği, mesela, belediye meclis sıralamasında kimin ön sıralara yazılacağı, kimlere arka sıralara yazıp başkan yardımcılığı gibi payeler verileceğine dair pazarlıklar var. İşte bu pazarlıklar sayesinde siyasette sıkıntılı durumlar yaşanıyor.

“Benim arkam güçlü” dişe düşünenler ile seçim zamanları medya balonları haline gelenlerin aslında balonla temas halinde patlatan bir toplu iğne ucu kadar hayatlarının olduğunu gözlemek bizleri üzüyor.

Bazı siyasi yapılara baktığımızda ise kişilerin ehli veya ehliyetli olduklarına değil, cüzdanlarının ne kadar kabarık olduğuna bakıldığı yolundaki dedikodu türünden bile olsa, iddialar halinde bile olsa söylemleri duymak bizleri gerçekten üzüyor.

Halka hizmet, hakka hizmet anlamına gelmektedir. Seçimleri, özellikle mahalli seçimleri, imar rantı, ihale vurgunu haline dönüştürmek, halka hizmet değil, birilerinin cüzdanlarının daha da kabarmasına yol açan adımlar olacaktır.

Allah bizleri böyle kişilerden korusun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246