Bu haber kez okundu.

(Özel Haber) Türkiye’de Yasalarda ‘Mobbing’ Tanımlaması Yok
Mobbing Derneği Kayseri Şube Başkanı ve Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur, Türk Ceza Hukuku’nda ‘mobbing’ tanımlamasının yer almadığını ve ‘mobbing’ cezaları konusunda hukuki boşlukları olduğunu söyledi.
Mobbing Derneği Kayseri Şube Başkanı ve Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur, günümüzde ‘mobbing’ kavramının sıkça kullanıldığını, ancak günlük ve bir kereliğine mahsus olayların asla mobbing olarak nitelendirilemeyeceğini ifade etti.
SÜREKLİ VE SİSTEMATİK BASKI…
Mobbingi, kişinin sürekli ve sistematik olarak baskıya uğraması olarak tanımlayan Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur, “Bu nedenle buna psikolojik taciz, psikolojik yıldırma ya da psikolojik terör deniyor. Çalışma ortamı dışında da, örneğin öğrenci-öğretmen, gardiyan-hükümlüde olduğu gibi, insanların birbirine baskı unsuru yaratması da mümkün. Ancak, ülkemizde mobbing denilince sadece iş ortamı akla geliyor.” dedi.
MOBBİNG UYGULAYAN PSİKOLOJİK SORUNLU
Mobbing uygulayan kişilerin aslında psikolojik sorunlu kişiler olduğuna değinen Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir bireyi grup kuralını kabul etmeye zorlama, düşmanlıktan zevk alma, düşmanlıkla zevk arayışı, can sıkıntısı, ön yargılarını pekiştirme, ayrıcalıklı hak sahibi olduğuna inanma, sahip olamadıklarının acısını çıkarma, bencillik, işçi için çalışma ortamını katlanılmaz bir duruma getirme, yıldırma ve kendi inisiyatifiyle işten ayrılmasını sağlama gibi nedenlerle insanlar bir başka insana mobbing uygulayabilir. Bunları gördüğümüz zaman mobbing uygulayan kişilerin psikolojik sorunları olduğu yargısına varabiliyoruz.”
TÜRK CEZA KANUNUNDA MOBBİNG TANIMI YOK
Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur, mobbinge uğrayan kişinin konuyu yargıya intikal ettirmesi durumunda, hakimin, baskının sistematik olup olmadığı, davranışların birbiriyle ilişkisi, mağdurun genel kişilik hakları, onuru, şerefi ve hatta ruh sağlığına yönelik bir yıldırma, güçlük çıkarma olup olmadığı ve ayrımcılık ortaya çıkıp çıkmadığı konularını kriter olarak kabul ettiğini kaydetti. Değerlendirmeler sonucunda, kişinin mobbinge uğradığının ortaya çıkması ile dava sürecinin başladığını belirten Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur, “Burada karşımıza bir zorluk çıkıyor. Hukuki anlamda gerek iş gerekse Türk Ceza Kanununda mobbingi düzenleyen bir hüküm yok. Bu nedenle mevzuat kapsamında olayları tek tek ele aldığımızda herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Ancak olayları üst üste koyduğunuzda sistematik bir duruma dönüşüyor o zaman burada yargı ortada bir mobbing olup olmadığına karar veriyor. Verilen cezalar da ayrı ayrı işlenen suçlar üzerinden değerlendiriliyor.” diye konuştu.
İKİ İÇTİHAT KARARI VAR
Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur, mobbing ile ilgili olarak diğer yasal boşluğa dair şu bilgileri verdi:
“201o yılına kadar mobingle ilgili davalar şahıslara açılabilirdi. 2010 yılında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bir karar alarak, şahıslara dava açılamaz, mobing yapana karşı idare mahkemesinde dava açılmalıdır dedi. 2015’in son döneminde de tekrar şahıslara dava açabilirsiniz dediler. Dolayısıyla Yargıtay’ın birbiriyle çelişkili iki ayrı kararı var. Mobinge maruz kalan bir kişi hakkını hangi mahkemede arayacağını bilmiyor. Eğer kamu kurumundaysa idare mahkemesine açsın diyorlar ama sonra 2010 yılında kadarki zamanda olduğu gibi, şahıs hakkında da adli makamlara dava açabilirsin denildi. Dolayısıyla hakimler ve kişiler iki içtihat kararı olduğu için arada kalabiliyor.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner193