Bu haber kez okundu.

ERÜ’de Daeş Düşüncesinin Dini Arka Planı Anlatıldı
Erciyes Üniversitesi Stratejik Araştırma Merkezi(ERUSAM) tarafından ‘DAEŞ Düşüncesinin Dini Arka Planı’ konulu konferans düzenlendi.
Sabancı Kültür sitesi Konferans Salonunda düzenlenen konferansa konuşmacı olarak Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Biçer katıldı.
Ramazan Biçer, konferansa katılanlara DAEŞ’in nasıl kurulduğu, kuruluş amaçları, kurulduktan sonraki faaliyetleri hakkında bilgiler verdi.
Biçer, DAEŞ’in nasıl kurulduğuna dair şu bilgilere yer verdi: “Usame Bin Ladin kendi döneminde Suudi Arabistan’a karşı Sudi Arabistan’ın mevcut yönetiminin meşru olmadığıyla ilgili reddiyeleri ortaya koydu. O dönemde Kuveyt Irak tarafından işgal edilmişti ve bu işgale karşı baş müftü, diyanet işleri başkanı Kuveyt’e karşı özellikle Amerikalılar’ın yapmış olduğu karşı harekata destek amacıyla dini bir zemin oluşturmaya çalıştı. Bütün olaylarda dini zemin oluşturularak yani, halk ikna edilerek bu şekilde gelişim yapıyorlardı ve şuana kadar hiç kimsenin inanmadığı ama resmi merkez tarafından verilen fetva vardı. Bu fetvada Amerikalılar Kuveyt’e girmeliler girmelerinde dini hiçbir sakınca yoktur çünkü onlardan 5 bin kişi Müslüman olduğu anlayışı yer alıyordu.
Selefilerin resmi siyasi temsilcisi konumunda olan Usame Bin Ladin etrafında belli kişiler oluşmuştu ve bu kişiler kendi aralarında fikir ayrılığına düştüler. Bu fikir ayrılığı 2006’da ortaya çıktı. Ebu Musab Zerkavi ile Usame Bin Ladin arasında görüş ve düşünce ayrılığı ortaya çıktı. Zerkavi Afganistan’dan ayrılarak Usame Bin Ladin’e de ’artık ben kendi devletimi Orta Doğu’da kuracağım’ diyerek Irak’a geldiler ve özellikle ’Şiilerle savaşmak istiyorum’ şeklindeki ifadelerle Irak’a geldiler. Böylece Usame Bin Ladin’in isteğinin dışında Zerkavi Irak’ta kendi devletini kurdu. Başlangıçta Irak İslam devletiydi daha sonra çeşitli isimlerle değişti. Günümüzde de DEAŞ ya da DAEŞ olarak adlandırılıyor. Aslında Irak’a geldiklerinde temel hedeflerinin Şiilerle savaşmak olduğunu söylüyorlardı. Onları ülfet kafir yani kafirin en kötüsü olarak adlandırmışlardır. İslam hukukunda da hemen hemen öldürülen insanların ilk sırasında yer almaktadırlar.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161