Günlerden Pazar…

Evde otururken amcaoğlu ve eşi bize geldiler. Çok merak ettikleri Misi Köyüne gitmek istediler.

Abi hadi bizi Misi’ye götür dediler ben de onları kırmadan Misi'ye doğru yola çıktık.

Eylül ayına girdiğimiz bu günlerde hem coluk çocukla bir hafta sonu değerlendirmesi yapalım, hem de kış gelmeden bu güzel havaların tadını çıkaralım dedik.

Misi'ye vardığımızda hafta sonu tatilcilerin yoğun olarak Misi'de yerlerini aldığını gördük.

Biz de Misi köyü'nun doğal güzellikleri icin de gezerken kendimizi sevgili Şahin Sevinç'in sahibi olduğu Misi Yasam'da bulduk.

Misi Yaşam doğal güzellikler içinde nezih bir ortam. Gelen konukları en iyi şekilde ağırlamak için doğa içinde güzel vakit geçirilen bir mekan…

Kapıda Şahin Sevinç bey ile ayaküstü kısa bir sohbetten sonra gayet kalabalık olan, o doğal güzelliğin icinde ailece birkaç saat vakit geçirmek için garson kardeşlerimin yardımıyla kendimize yer bulduk.

Burada ilk dikkatimi ilk çeken Şahin Sevinç, mekan yöneticileri ve çalışanların konuklarıyla tek tek ilgilenmesi oldu.

Ekip ruhu ile gelen her konukla ayrı ayrı ilgilenilmesi ne kadar kaliteli bir hizmet verdiklerini gösteriyor.

Buraya kadar tamam!

Bu gezinin veya eğlenmenin bir yüzü…

Bu işin bir de görünmeyen yüzü var…

O da şudur ki, biz eğlenirken orada bize hizmet etmeye çalışanın durumu…

Çalışanın da insan olduğunu unuttuğumuz anlar…

Egolarımıza yenik düştüğümüz durumlar…

Ortam yoğun çalışanlar var güçleriyle gelen konuklara hizmet etmeye çalışıyor.

Onlar o yoğunlukta koşuşturma içinde siparişleri hazırlamaya çalışırken biz verdiğimiz siparişler için sabırsızlanmaya devam ediyoruz.

Şunu da unutmamakta fayda görüyorum. Aksama kadar o yoğunluğun içinde gelen her misafirleriyle ilgilenmeleri burada mutlu ayrılmaları icin ellerinden geleni de yaptıklarına eminm.

Ben de zamanın da İstanbul'da böylesi bir iş yaptığım icin az çok işlerinin ne kadar zor oldugunun farkındayım.

İnsanı memnun etmenin çok zor bir görev olduğunu çok iyi bilenlerdenim.

Benim tepkimi çeken olay şu bizle ve yakın çveremizde oturan müşterilerin çalışanlara karşı tavırları…

Bizimle birlikte bu pazar gününe eşlik eden amcaoğlu Gökhan ve eşi Neslihan Kaya...

Onlar da bu konuda yeterince sabırsız çıktılar.

O mekanda sadece bizlerin olmadığı, bizim gibi çok sayıda insanın ve ailenin olduğu ortamda sadece kendimizi düşünmemiz ve söylenmeye başlamamız bencilliktir.

Başladık söylenmeye…

Vay efendim siparişlerimiz gelmedi, şöyle olmalı böyle olmalı diye her kafadan bir ses çıkmaya.

Orada amcaoğlu'nun  ikide bir garson arkadaşlara seslenmesi onlara bişeyler söylemesi beni son derece kızdırdı.

Bunu orada kendisine de yaptığı şeyin hoş olmadığını, kendisinin de bir çalışan olduğunu her ne kadar hatırlatmaya çalışsam da egolarından kurtulamadı maalesef…

Biz  insanlar maalesef çoğu konuda olduğu gibi bu yeme içme konusunda oldukça sabırsızız.

‘Müşteri her zaman haklıdır’ın arkasına sığınarak her isteğimizi hemen acil olarak önümüze gelmesini isteyemeyiz. Kendimizn de bir çalışan olarka görmeli ve başka bir yerde başka bir işte bir başkasına hizmet ettiğimizi unutmamalıyız. Egoların direktifleriyle değil insan olmanın bilinciyle hareket etmemizin çok doğru bir karar olduğunu hayatımıza tatbik etmemiz gerekir.

O an orada karşımızdakinin düşüncesini hislerini anlamaya çalışmalıyız.

İşte bu düşünceyi çoğu zaman aklımıza getirmeyiz. Çünkü egolarımız bizden önce hareket ediyor ve biz o egoların esiri olmaktan kurtulamıyoruz.

Eleştirmek kolay, empati kurmak zor...

Siparişlerimiz bir kaç dakika geç gelince nedense hemen başlıyoruz söylenmenye…

Karşımızda bize hizmet etmeye çalışanın o anki ruh halini düşünmeden...

Hele amcaoğlunun istediği ayran geç gelince oradaki çalışan arkadaşa olan tavrını hiç beğenmedim ve asla da tavsip etmiyorum.

Kendisinin de çalışırken bir başkasına hizmet ederken aynı durumun kendisine yapıldığında ne hissettiğini sordum.

Sadece baktı, eveledi geveledi...

Hayır arkadaş sen eğlenirken başkasına o şekilde davranma hakkını kendinde bulamazsın.

Empati kuracaksın!

Onun o anki ruh halini anlamaya çalışacaksın!

Bize hoş gelmeyenin başkasına da gelmeyeceğini görmemiz lazım.

Bunları ne zaman yapmaya başlarsak iste o zaman her şey daha güzel olacak.

Sevgiyle, hoşgörü ile empati kurabilen insan olmamız  dileğiyle esen kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246