Ekim ayını da yarıladık ve sevmediğim kış mevsiminin kasvetine ruhen girmeye iliklerimize kadar hissetmeye başladık. Arada yazdığımız hüzünlü şiirlerin çoğunu kış aylarında yazmışımdır. Sanırım havaların soğuk olması, dışarda kalan hayvanların evsizliği, açlığı, garipliği ve yoksul insanların yakacağı, yiyeceği olmaması bir kısmının da barınma problemi olması bizi hüzünlü bir şekilde düşünmeye sevk ediyor.

Oysa Bahar ve yaz mevsimi öylemi bugün ecel gibi ödemek zorunda olduğumuz faturalar olmasa bir lokma bir hırka yetecek bu aylarda insanlara. Kış öyle mi sıkı giyineceksin, hastalıklardan korunacaksın, doğalgaz veya soba kullanacaksın, grip çeşitlerine yakalanmayacaksın, yaşama sevincin azalacak umutla Baharı bekleyeceksin. Velhasıl kış artık bir zengin mevsimi olmuş eskisi gibi yazın tedbirini alıp kış mevsimini evinde geçiremezsin işe veya iş yerine gideceksin tempolu ve stresli hayatın devam edecek yapmak zorunda olduğun ve sistemin dişlileri arasında ezildiğin hayat çarkında sana verilen rolü oynamak zorundasın.

Metin Üstündağ'ın dediği gibi ''bu ülkenin batısına kar yağınca doğusu hatırlanır'' evet cümlede olduğu gibi kış şartları doğuda daha zalimdir kış mevsimini kazasız, belasız atlatarak güzelim Bahar ve yaz mevsimine kavuşmayı diliyorum ve kışa girerken bir kar tanesinin yolculuğunu okuyalım...

- Bugün hava her zamankinden soğuk değil mi?

- Evet. Ama mecburuz yola çıkmaya. Hem dert etme. Gittiğimiz yer çok sıcakmış. Isınırız orada bir güzel.

Diğer dostlarımızı da göreceğiz bu yolculukta unutma. Bu bile yeter yola çıkmaya.

- Doğru söylüyorsun galiba...

Ellerine baktı son kez. Ay ışığı vurmuştu sanki çehresine. Öylesine parlıyordu alabildiğine. Şımarmamak için zor tuttu kendini. " Acaba yolculuk nasıl geçecekti? Şikayet edip sabredemezse, bu diyarları terk etmeyi göze alamazsa... Olmazdı, olamazdı. O zaman ben, ben olamam ki... İnsanlar beni gördüklerinde " işte o ne güzel, ne kadar temiz, ne kadar gayretli" dediklerinde yüreğindeki sevgiyi ve var olma nedenini sevinçle izleyecekti bu yolculukta. Yaratılma amacı için bu yolculuğa çıkması gerekiyordu.

Ve yoldaydı. Fakat üşümüyordu çok fazla. Yine nazlıydı. Yine dans eder gibi oradan oraya koşturuyordu. Kimseye rahatsızlık vermeden, üstelik engelleri kaldırarak akıyordu adeta.

" Ne kadar hoş. herkes burada. Tanışmalıyım hepsiyle" diye söyleniyordu kendi kendine.

- Hey! Senin adın ne?

- Berfin. Ya seninki?

_ Ben mi? Ben, ben...

Kar tanesi son kelimesini söylerken, toprakla kucaklaşır buldu kendini. Ve sıcaklığını hissettiğinde, gülücükler açtı çehresinde.

Bundan böyle toprağa bakabilen herkes, kar tanesini göremese de, onun tebessümünü gördü her seferinde…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246