banner262

Ters dönmüş bir kaplumbağ gördünüz mü hiç?

Görmeseniz de  gözünüzde kolaylıkla canlandırabilirsiniz.

Çok zordur o mağrur yaratığın kabuğu üzerinde ters dönmesi.

Ama bazen döner işte.

Düzelmesi de kendi çabaları ile olası değildir.

Ne yaparsa yapsın tek başına mümkün olmaz tekrar  ayakları üzerine dönmesi.

O Kocaman kabuğu izin vermez ne yan yatmasına ne de doğrulmasına.

İlla ki bir el yardım edecek,tutup onu düz çevirecek.

O el yetişmez ise gökyüzüne baka baka can verir kaplumbağ.

Bazen o kaplumbağ oluveririz.

Hiç anlamadan ters dönüveririz sırtımız yere gelir.

İçi yılların birikmişleriyle dolu kabuğumuzun üzerinde gök yüzüne bakar kalırız.

Döner dururuz kendi çevremizde,mümkün değil düzelemeyiz.

Kollarımız kısa gelir, ayaklarımız kifayetsiz kalır.

Bekleriz umutsuzlukla umar  arasında bir yerde.

O eli bekleriz.

Kendimize bile diyemeden beklediğimizi;  ama bekleriz…

Eli çağırmak çok zordur,

Öyle her el olmaz.

Zaten herkeste de bulunmaz.

Elin gözü olması gerekir öncelikle. Görmesi gerekir baktığını.

Ya da görmek için bakması.

Beş parmak bir de ayadan müteşekkil de değildir el,

Gözünün yanın da kalbi de olmalıdır,kalbine örülmüş vicdanı da.

Hazırlıklı da olması da gerekir genellikle,

Kaplumbağnın teşekkürü kabuğuna saklanmaktan öteye geçmeyebilir çünkü.

Tek el de yetmez bazen,sesi de olmalı o yüzden elin.

Seslensin çağırsın diğer eli diye.

Hele hep el veren bir elimiz varsa düz durumdayken; iki üç beş kere zordur.

Bir de alışmışsak el vermeye, el beklemek içimizi dağlar.

İşin vahim tarafı ne zaman ters döneğimizi hiç bilemeyiz.

Hissederiz sadece,o zaman da kendimize konduramayıp yok sayarız.

Bazen koştururken,bazen soluklanırken bazen kaçıp kovalarken diz çöküveririz, yalandan ayağa kalkar yürüdüğümüzü sanırız.

Aslında çoktan yan yatmışızdır bile ama kendimizden saklarız.

Her an ters dönebiliriz diye yaşamakta mümkün değil.

 O zamanda paronoyalarımıza takılıp tökezleriz.

Aman bir terslik olmasın da ters dönmeyelim derken,tersine yaşarız hayatı.

Beşeriz şaşarız.

Şaştıkça devrilir devrilir gideriz.

Sayımız da hiç az değildir.

Şöyle bir dikkatli bakıverin etrafınıza öyle çok kabuğu üzerinde gökyüzüne bakan kaplumbağ misali insan göreceksiniz ki…

Daha yakından bakınca da nasıl o eli beklediklerini.

Umarsızca ve yapayalnız.

Şansınız varsa o el olacaksınız.

Yoksa en yakınınızda ki kaplumbağnın şanssızlığını paylaşacaksınız fark etmeseniz de.

Çoğumuzun zaman içerisinde bir ters dönmüşlük hikayesi vardır.

Bizi düze çevirenlere medyunluk ile tamamlarımız ömrümüzü.

Her ne kadar çaktırmamaya çalışsak ta biliriz düzelmenin olanaksızlıkla teğellenmiş halini.          

Ama mühim olan o elleri bilmek.

Bu yazıyı o ters dönmüş kaplumbağları ayakları üzerine çevirenlere ithaf ediyorum.

Elleri ile görebilenlere,duyabilenlere,vicdanı ipekten olanlara.

Ne deniyordu onlara kısaca?

Hah insan.

‘Sahici’ denir bir sıfatları da vardı değil mi?

Var tabi ya…

İşte o koca yürekli sahici  insanlara.

En çokta benim sahici insanlarıma…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254