Herkes merak içinde bekliyor. Belediye başkanı adayı kim olacak? Hani, bu ilçe veya bu il belediye başkanı adayı değil, bütün siyasi partilerin hangi ismi başkan adayı yapacağı merak konusu.

Sene sonu geldi çattı. İnsanlar, siyasi partilerin belediye başkan aday adaylarının ekim ayında başlatılan başvuruları nedeniyle mahalli seçimlerle ilgili bekleyiş, seçimlere 6 ay kala başladı.

Hakkını yemeyelim, siyasi partilerde üzerinde uzlaşılan, anlaşılan ve pek çok kişinin “bu isimle biz bu seçimleri kazanırız” dediği isimleri başkan adayı olarak açıkladılar. Hem de hiç beklemeden.

Şu anda ise bir bekleyiş, bir başka türlü heyecan var. Nedeni, ortaya çıkan isimlerle ilgili olarak siyasi partilerde, yönetimlerde, hakta kamuoyu önünde çeşitli çekincelerin olması. Açıklama tarihi uzayınca, aday adayları ile ilgili dedikodu kazanları da bir başka türlü kaynatılıyor. Akıl almaz söylemlerle karşılaşıyoruz. Ben bile, senelerdin tanıdığım bazı aday adayları ile ilgili olarak üstü kapalı veya açık, yekten anlatılanları duyunca inanın inanmakla güçlük çekiyorum. Meğer bu siyaset denilen iş ne kadar da sabır ve ciddiyet istiyormuş.

Siyasetin ciddiyet istediği zaten kesin. Ciddi olmazsanız, her ne kadar el etek öpüp, başkalarına yağ çekerek masa kapma, koltuk kapma konusunda yetenekleriniz var olsa da zamanla bu konuda halktan gelen baskılar üzerine artık yalakalıklarda fayda etmiyor.

Siyasetin ciddi, söylediği sözlerin arkasında duran., açıkladığı projeleri ise ayakları yere sağlam basan, mali kaygısı olmayan, gerektiğinde ise proje bedellerinin ödenmesinde halka yönelik hizmetlerin gerçekleştirilmesinde, para kazanma değil halkla hizmet ve beldeye hizmet ön planda tutan insanlar tarafından yapılmasını istiyoruz.

Çünkü bugün beyaz denilen bir renge siyaset işin işine girence siyah demenin kimseye getirici veya kazancı olamaz. Siyaset belki böyle konuşup, böyle sözler söylediğinizde sizi bazı taraftarlarınız alkışlayıp, “yaşa, Varol” gibi söylemlerle el üstünde tutabilir. Ama halk, böyle uygulaması fark edip, insanların foyaları meydana çıkmaya başladığında size inanın ömrü hayatınızda hiç görmediğiniz dersleri verir.

Bu yazdıklarımın örnekleri ülkemiz demokrasi tarihinde pek çok var. Ben, sizlere yakından yaşadığımız çok uzaklarda değil, bundan 16-20 yıl önce yaşadığımız seçim ve sandık sonuçlarını hatırlatmak isterim. Bu seçimler öncesinde, tarih 1999, mahalli seçimler ile milletvekili genel seçimlerinin birlikte yapılması kararı alındı. Çünkü hükümet gitmiyordu. Siyaset kurumu politika üretemiyordu. Koalisyonu oluşturan parti liderleri bile birbirlerine güven ortamının yeterli olmadığı konusunda konuşmalar yapıyorlardı. Ülkemizdeki terör olayları, ekonomik olaylar halkın dayanma gücünü azaltmış, bıçak deyim yerinde ise kemiğe dayanmıştı.

Tam bir kapalı kutu siyaseti izlendi ülkemizde. Hükümet kurulmasına yönelik çalışmalarda bile siyasetin ayak oyunlarını gördük. Yaşadık. Günlerce hükümet kurulmadı. Siyasi parti genel başkanları değil, sıradan milletvekillerinden bir tanesi., sırf Çankaya’ya yakın diye hükümeti kurmakla görevlendirildi. Sıkıntı üstüne sıkıntı yaşadık.

Sonra, azınlık hükümeti, ülkemizi seçimlere götürdü. O esnada, ülkemizdeki terör olaylarının elebaşı olan bebek katili, Kenya’da yakalanıp ülkemize teslim edildi. Bu olay, azınlık hükümeti başkanının genel başkanı olduğu DSP’yi en fazla oy alan parti yaptı. Sandıklarda, huzur ve güvenden yana oy kullanıldı. Halkımız, “terör başı yakalandı. Artık terör olayları olmaz” diye düşündü. Oysaki zamanla anlaşıldı. Terör başı, cezaevinden terör örgütünü çok iyi ve çok daha rahat yönettiği ortaya çıktı.

Tabi, ülkemiz yine 2002 yılında, ekonomik krizler ve devam eden terör olayları nedeniyle 1999 senesi ve önceki yılların siyasi krizlerine gebe kaldı. 2002 yılında erken seçim kararı alındı. Çok değil, daha üç yıl önce halkın ve milletin umudu olan siyasi partiler halkın ve seçmenlerin oylarıyla sandıklarda gömülü kaldılar. Barajı bile aşamadılar. Seçmenler. o dönem siyasete ders verdiler sandıklarda.

Tabi, sandıklardan çıkan sonuçlar, o dönemin siyasetçileri için büyük sürpriz oldu. Çünkü hemen hepsi, “bu siyaset benim işim. Ben olmazsam Türkiye batar, göçer” gibisinden edayla seçmenlerden oy istiyor, bazıları ise kendisini, siyasi partilerin, halkın üzerinde görüp, “en büyük benim” türünden politikalarla gündeme damga vuruyorlardı.

Türk halkı ve seçmeni, sabırla beklediğini ve siyasete istendiğinde nasıl oylarla yön verildiğine dair örnekleri bu iki seçimde de gösterdi. Şimdi, bu siyasi gelişmeleri unutmadan, 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan seçimlere göz atalım. Siyasi partiler gerçekten de seçim tartışmalarını çok erken başlattılar. Nedeni, politika üretip, plan ve projelerle halkın huzuruna çıkmakta zorlanmaları bana göre. Günler kısalmaya başlayınca, siyasetteki doğum sancıları da baş gösteriyor. Aday adayları bile “ben ne olacağım?” diye birbirlerine sormaya başladılar.

Demek ki neymiş, her ne olursa olsun, atalarımızın da söylediği gibi “erken öten horozun ibiği çabuk kesilir…” Kimse, kendisini vaz geçilmez Hint kumaşı sanmasın. Çünkü o vazgeçilmez Hint kumaşlarının hepsinin bedeli var. Parayı veren düdüğü çalar misali, bedelini ödediğinizde bulunmaz denilen Hint Kumaşları sizin kapınıza kadar getirilir dünyanın neresinde olursanız olun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246