Çok mühimdir kantarın topuzu; Bir kere yerinden kaçmaya görsün, terazi şaşar mizan şaşar.

Deyim Nasreddin Hoca’ya mal edilir, şöyle ki;

Nasreddin hocanın yaşadığı yere ermiş olduğunu iddia eden bir sofu dadanmış. Bu sözde ermişin tek yeteneği insanların anlına tam bir dirhem büyük abdestini yapmakmış. Hocayı kızdıran da bu olmuş ama İnsanlar da alınlarına ettirmek için sıraya girer olmuşlar. İyice çileden çıkan hoca sözde ermişe "onda ne var ki bende yaparım " deyince iş iddiaya binmiş. Yaparsın yapamazsın derken hoca " Yat yere göstereyim " demiş. Sözde ermiş yatarken uyarmayı da ihmal etmemiş " tam bir dirhem olacak ama” “tamam sen merak etme" diyen hoca icraata gelince ne var ne yok salmış adamın alnının çatısına. Hiddetle dışkıya bulanmış bir kafayla ayağa fırlayan adam bağırmaya başlamış " hoca sen ne yaptın yahu " Nasreddin hoca ise gayet pişkin " öhm kantarın topuzunu azıcık kaçırmışım" demiş. Derler ki " kantarın topuzunu kaçırmak " bu olaydan çıkmış…

Tevatür müdür gerçek midir bilinmez;

Ama aşikar olan bir şey var ki o da bu kantarın topuzu ile ciddi bir sıkıntımız var. Bir türlü tutturamıyoruz yerini. Kaçıveriyor,kaçırıveriyoruz…

Şöyle şirazesinde yaptığımız iş o kadar az ki.

Eğlencenin, konuşmanın, tartışmanın, sevginin, aşkın, ekonominin, iletişimin, kadına davranışın, erkeğe davranışın, hayvan sevgisinin, doğa tutkusunun, sağlığın, siyasetin, eğitimin, dinin, sanatın ve bil cümle hayatiyet taşıyan değerimizin kırıla parçalana, yıkıla devrile yürüyor olmasında da bu kantarın topuzu meselesi yok mu?

Kim neyi yapıyorsa yaptığına imza atma peşinde. Konu ile ilgili etik ve genel kuralların hiç önemi yok. Ben yaptım olduyla, artık böyle yersen arasında tüm değerler rayından çıkıp yön değiştiriyor.

Eskiden üzerinde titizlikle durulan gelecek kuşaklara aktarılırken geçmiş ile geleceğin köprüsü olarak görülen soyut, somut ne kadar olgu varsa tutanın elinde kalıyor.

Fiyakalı adı da popülizm oluyor.

Bakın etrafınıza adamın dediği gibi; İşte görüyorsunuz anlatmaya gerek yok.

Her konunun kerameti kendinden menkul uzmanı var. Her ne ile uğraşıyorlarsa onun mucidi sayıyorlar kendilerini. Bi afra bi tafra bi çemkirme bi kibir hazretler çölde su bulan bedevi misali…

Kantarın topuzu kaçtıkça daranın da keyfi kaçıyor elbet. Artık hiçbir şey kendi darası ile tartılmıyor. Tartılsa bile kefelerden taşıyor. Tartı bozuk olunca da, tartılan kadük kalıyor.

Oysa bu kantarın topuzu binlerce yıllık gelenek, görenek, töre ve deneyimin birlikte karılarak oluşturulduğu bir topuz. Kantarla olan ilişkisi tesadüfen değil teammüden.

Ne yazık ki artık hiçbir şeyden emin değiliz. Yapılan her şeyde bir çarpıklık görüyor ya da arıyoruz. Birileri bu işinde içene bir şeyler karıştırmışlardır diye düşünmeyenimiz vardır elbet ama sayıca çok değildir.

Kantarın topuzun her kayışı ödenecek bir bedel olarak çıkıyor karşımıza. Bazen sosyal yaşamımızda ki dağılımların etkisi ile yaralanarak, bazen düğünlerde, trafik ve iş kazalarında ölerek ödüyoruz yanlış tartının bedelini. Diğer bazenleri ise size bırakıyorum…

Kantarın topuzunun kayması Hoca’nın fıkrasıyla biraz farklı tezahür ediyor bizlerde. Burada alnın çatısına pislenen hepimiz oluyoruz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246