Maddi enflasyonu bir ölçüde anlayabiliyorum;

Gerekli tedbirler alınabilirse önünde sonunda ivmesinin aşağı döneceğini de biliyorum;

Ama üzerindeki erozyonun tetiklediği kalite enflasyonu karşısında ne yapılabilir işte onu bilmiyorum.

Baksanıza her şeyin her değerin bir bedel karşılığında satılabileceği ya da satın alınabileceği günlerdeyiz.

Kalite ise sudan ucuz.

‘’Satın alınamayacak insan dahil hiçbir şey yoktur henüz teklif edilmemiş fiyat vardır.’’

Nerden ve ne zaman duyduğumu hatırlamıyorum.

Ama yukarıda bu cümleyi unutmadım.

Kabul; hepimizin pek çok nedenden dolayı paraya gereksinimi var.

Da, nereye kadar?

Haydi, küçük bir beyin fırtınası yapalım; satılamayacak ne var hayatımızda?

Aklınıza aileniz ve kutsalınız dışında gelebilecek her konuyu düşünün.

Eminim tamamına yakının nominal bir değeri olduğunu kanıtlar örnekleri göreceksiniz.

Her şeyin satılık olduğu bir ortamda, kalitesizliğinde tavan yapması kaçınılmaz tabi.

Kalite kalite diyorum da boşuna demiyorum;

Bu kalite meselesi gerçek mesele.

Varlığı yokluğunda anlaşılıyor.

Hayatı zorlaştıran, hatta insanı yaşamaktan bezdiren bir sürü unsurun kökünde hepimize dayatılan bu kalitesizlik yatmıyor mu?

Malından hizmetine tonlarla para harcayıp karşılığında sinir sahibi olduğunuz ne çok şey vardır kim bilir.

Örneklemeye kalksam değil köşe yazısı değil gazetenin eki olur.

Her şey satılıkken ne yazık ki değerlerde güme gidiyor.

Gençliğinizin anılarını barındıran bir şarkının sözlerinin değiştirilip saçma sapan ve riya kokan reklamlara malzeme edilmesinden tutun da, sizi kentli yapan semtlerinizde ki insan ve yapı değişikliklerine kadar bir sürü sıkıntı yaşamanız da bundan.

Korkuyor insan doğup büyüdüğü kent burada doğup büyümeyenler tarafından yine burada doğup büyümeyenlere parsel parsel satılırken.

Her şey para ama olmayan da yine o para.

Oldurmak için bir şeyleri öldürmek gerek. Hunharca acımasızca.

Biri bir şey aldığında diğeri parayı nereden buldun diye soruyor artık.

Dikkat edin lütfen, ’’Ne yaptın da kazandın’’ değil;

’’Buldun.’’

Para bulunuyor günümüzde, kazanmak ikinci hatta beşinci planda.

Eee bulunan paranın kirası da oluyor elbet.

Peki, her şey satılıksa enflasyon oluşmuyor mu?

Oluşmaz mı? oluşuyor elbette.

Değer enflasyonu oluşuyor.

Hesaplama yöntemi de gayet basit öyle tenis topuna filan gerek yok;

Koyuyorsunuz sepete, toplam kalitesizliği olup bitiyor.

İşin tuhaf tarafı bir de şaşırıyoruz bu duruma ’’Allah Allah ne vakit böyle olduk biz ?’’ diye.

Alan razı satan razı.

Yaz  fiyatını üzerine sünnettir diye yalap şap bir pazarlık payı bırak.

Eğitiminden, sağlığına, kaleminden kağıdına ne istersen var pazarda.

Yeter ki satmaya niyetin olsun. çıkar alıcısı.

Kalite mi?

Ooo ..

O pazar tezgahına düşeli çok oldu da

Alıcısı kalmadı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246