Ülkemizde pek çok gündem var. Suriye’deki sınır ötesi operasyondan tutun da ekonomideki dalgalanmalar ve hükümetin yeni aldığı kararlarla esnafa, çiftçiye, işçiye, emekliye yönelik rahatlatan önlemler. Sonrasında ise “bütün bunlar seçim yatırımı” diye konuşan bazı okurlarımızın bize gönderdiği mesajlardaki ince ayrıntılar.

Aslında bütün gündem seçimlere endekslenmiş gibi duruyor.

Her hafta Salı günleri yapılan siyasi partilerin TBMM gurup toplantılarında liderlerin yaptığı konuşmalar ve gurup toplantısından halka, vatandaşlara verdikleri mesajlara bakıyorum. Hepsinde aynı konu, mahalli seçimler. Adı üstünde, mahalli, yerel seçimlerin genel seçimlere döndürülmek istenmesine dair söylemler.

Bu konuda, yerel seçimlerle genel seçimleri ayırt edemeyen bir siyasi yapı var ülkemizde. Her seçimi, hükümetten kurtulma gibi gösterip algı oluşturmaya çabalayan muhalefet ile seçimlerde projeleriyle, hizmetleriyle yarışan bir iktidarın halkın huzuruna çıkıp, yarışmasına tanık oluyoruz. Mahalli seçimleri hükümete güvenoyu referandumuna döndürmeye çalışanlar var. 7 ay önce zaten genel seçim yapıldı. 24 Haziranda halkımız, seçmenlerimiz sandık başlarına gidip oylarını kullandı. İktidara, hükümete olan güvenoyunu zaten bu sandıklarda gösterdi. Şimdi, Belediye başkanlığı, belediye meclis üyelikleri ve il genel meclisi üyelikleri için seçim yapılacak. Bu seçim sonuçları, hükümetin değişmesi, devrilmesi veya “ben size güvenmiyorum” şeklinde değerlendirilmesine yol açmaz. Hükümetin görevi 2023 yılına kadar devam edecek.

Parti teşkilat ve örgütlerine baktığımızda ise, aday belirleme, meclis üyesi listesine isim yazdırma gibi telaşlı günler ve saatler yaşanıyor.

Tam bu noktada, ana muhalefet CHP ile İYİ Parti arasında yapılan seçim ittifakıyla ilgili aday belirleme ve ilçe paylaşımları da sürüyor. Bursa adına ise, kritik bir gelişme oldu. İYİ Parti, “eğer siz bizim Büyükşehir’de, Nilüfer’de ve Mudanya’da CHP’li ayları desteklememizi istiyorsanız, Osmangazi ilçesinde de İYİ Parti’li adayın desteklenmesini istiyoruz” teklifi, genel merkezde yürütülen ittifak çalışmalarında olumlu karşılandı. Böylece, İYİ Parti’nin Büyükşehir adayı olabilme adına devlet görevinden istifa eden Prof. Dr. Emin Balkan’ın Osmangazi ilçesinde çatı adayı olması da kararlaştırıldı.

Ama CHP Bursa’da kazanlar kaldırıldı. İl yönetimi ve milletvekilleri, “Osmangazi’yi vermeyelim” diye genel başkanın kapısını çaldı. CHP, İYİ Parti’ye Yıldırım ilçesinin verilmesini istiyor. Çünkü CHP Yıldırım’da üçüncü parti konumunda. Bu ilçede seçim kazanılması için mucize gerekli bana göre. İYİ Parti adayının da göçmen kökenli olması hesabıyla, Yıldırım’da da göçmenlerin oylarının çok olduğu bahanesiyle güçsüz olduğu bu ilçeyi ittifak adayı ile değerlendirme arzusunda. Yıldırım’ın yanına banus olarak da Yenişehir ekleniyor.

İYİ Parti bu hesabı kitabı çok iyi bildiği için kabul etmedi. Emin Hoca’da yaptığı açıklamalarında, “ben Büyükşehir adaylığı için davet edildim. Büyükşehir olmazsa, Osmangazi için evet dedim. Başka herhangi bir ilçeye aday olmam” diyor.

Her iki partinin de kulislerinde konuşulanları dinliyorum. CHP, “Osmangazi bizde olmazsa Büyükşehir seçimlerini kazanmamız çok zor” diye düşünüyor.

İYİ Parti, “ittifak söz konusu ise, herkesin hak ettiği ölçüde kazanması gerekiyor. Bursa seçimlerine baktığımızda Osmangazi bizim hakkımız” diye düşünüyor.

Bu durumda, genel merkezler arasında çözüme kavuşturulan Osmangazi adaylığı meselesi, yerelde karşılık bulamadı. Şimdi, CHP kanadı, İYİ Partinin ittifakla ilgili ilk günlerde söyledikleri gibi, “Bursa ittifak dışında kalsın, herkes kendi adayı ile seçimlere katılsın” görüşünü savunuyor. Demek ki, bir yerlerde kilitlenme olmuş. İki lider yan yana gelip bu kilidi açar diye bekleniyor.

Bayram gelmiş!

Bugün 10 Ocak. 10 Ocak tarihi, Türk Basını geçmişinde, çalışan gazetecilerin işverenlerine karşı elde ettikleri bir hak ve mücadele günü olarak, “Çalışan gazeteciler günü” diye kutlanıyor. Önce 10 Ocak tarihinin ne olduğunu ve neden kutlandığını hatırlayalım.

Türk basın tarihine ‘Dokuz patron olayı’ olarak geçen ve gazetecilerin haklarının ilk kez yasal güvence altına alındığı gün 10 Ocak 1961’dir. Gazeteciler haklarını elde etmek için neler yaptı?

10 Ocak neden Çalışan Gazeteciler Günü ilan edildi?

İşte 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü hakkında bilinmesi gerekenler.

1961-1971 arasında “Çalışan gazeteciler bayramı” adıyla kutlanmış; 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirildi.

4 Ocak 1961'de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmi gazetede yayınlanışı nedeniyle 10 Ocak günü kutlama günü olmuştur.

Bugün de bizler için en büyük güvence ve dayanak olan 212 sayısı Kanun için emeği geçenleri ve meslektaşlarımızı kutluyorum.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246