Yoğun gündem nedeniyle bir türlü yazmaya fırsatımız olmadı, kısmet bugüneymiş.

Sözü getirmek istediğimiz yer Milli takımın Arnavutluk ve Moldova maçları.

Uzun yıllardır görmediğimiz bir tablonun göğsümüzü kabarttığını söyleyebiliriz…

Her iki maçın seremonisinde de 11 Ay Yıldızlı delikanlı hep bir ağızdan…

Bağırlarını yırtarcasına İstiklal Marşımızı söylüyordu!

Ne var bunda demeyin?

Çok şey var!

Ulusal takım iskeletinin gurbetçilerden oluşturulması sonrası öyle iç acıtıcı görüntüler yaşandı ki… Onun için Arnavutluk ve Moldova maçlarının fotoğrafları maneviyat açısından çok önemli.

Mesela gurbetçi Sercan Sararer'in 2013'teki Belarus maçı sonrası…

Ay Yıldızlı formayla basın toplantısında kameraların karşısına tercümanla çıkması gibi!

Türk Milli Takımı'nda oynayan ama hiç Türkçe bilmeyen bir futbolcu...

Tam bir kara-mizah örneği!

Keza; İstiklal Marşımız okunurken Emre Mor'un sakız çiğnemesi gibi!

Bursaspor’da da forma giyen, yıllarca ülkemizde top koşturmasına rağmen Türkçe'yi öğrenemeyen Colin Kazım'ın Milli Takım'da, ulusal marşımız okunurken boş gözlerle tribünleri seyretmesi gibi...

Türk yaptığımız Mehmet Auerelio sular seller gibi İstiklal Marşımızı bir çırpıda okurken, bizim Kazım 'günaydın' demeyi öğrenemedi!

Bölücü terör örgütü ile olan çatışmaların 90'larda zirve yapmasıyla birlikte lig karşılaşmalarının başlamasından önce tribünlerden, 'Kahrolsun PKK', ardından 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganları atılması ve akabinde İstiklal Marşı'nın taraftar tarafından okunması bir adet haline dönüştü.

Bir anekdot ile bitirelim.

Bursaspor'un yeniden Süper Lig'e yükseldiği sezon... 

3 İstanbullu'dan biri ile Bursa'da oynuyoruz.

Tabii boyalı basının kulüp medya temsilcileri de Atatürk Stadı'nın basın tribününe teşrif etmişler.

İstiklal Marşı okunacak.

Bütün stat ayağa kalktı. Önümde oturan sosyalist ayaklarındaki İstanbullu iki gazeteci; hariç!

Dürttüm enselerinden...

'Birader, Bursa'nın Ufak Tefek Taşları okunmuyor, Milli Marşımız okunuyor, biraz saygı gösterin lütfen.'

Biri yılışık yılışık sırıttı.

Öbürü...

'Irkçı mıyız biz, niye devamlı marş okuyoruz? Futbolla marşın ne alâkası var?' dedi.

Dilimizin döndüğünce anlattık tabii kendisine, söylersin söylemezsin diye…

Ama milletin değeridir bu, en azından saygı gösterirsin...

Baktık laftan anlamıyor.

Elimizdeki Uludağ limonata dolu bardağı kafasına geçirince, anladı arkadaş!

Maçı seyretmeden İstanbul yolculuğuna erken çıktılar!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246