Kısa bir dinlenme molasından sonra, tekrar işbaşı yapıp, gündemle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmaya başladım.

Ülkemizdeki en önemli konu, 31 Mart akşamından bu yana İstanbul’un seçimi. 31 Martta, seçimleri muhalefetin adayı Ekrem İmamoğlu kazandı. İtirazlar sonrasında, Yüksek Seçim Kurulu’nun seçimlerin yenilenme kararı almasından bu yana, köprülerin altından akan suların, taşınan taşların ve oluşturulan köprülerin nasıl birleşip tekrar aynı sonucun, bu kez de ezici bir çoğunlukta çıkması bugünkü gündemin ilk maddesi.

Muhalefet, AK Parti ve iktidara muhalif olan bütün kesimlerle çok iyi bir ilişki kurmuş . Ortaya çıkan tabloya baktığımızda, sonuç gayet iyi ve net bir şekilde yansıdı sandıklara. “Düşmanımın düşmanı, benim en yakın dostumdur” anlayışı ile hareket eden muhalefet, geçmişteki siyasi çekişmelere, ideolojik ayrılıklara bile bakmadan, iktidarın 17 yıldır uyguladığı politikaların gevşemesi veya ekonominin sıkıntılı duruma düşmesiyle, elindeki avucundaki değerleri kaybetmeye başlamasını da gözlemleyip, “biraz dikkat!” diye uyarılarda bulundu.

Aslında bu uyarılır 31Mart günü sandıklarda yapılmıştı.  İktidar AK Parti, “mesajı aldık!” diye açıklama yapmasına rağmen, 23 Haziran seçim sonuçlarına baktığımızda ise alınan bu mesajın pekte etkili olmadığını söylemek mümkün.

Bir mesaj alınmış ama, nasıl bir mesaj alındığını, sandık başına giden seçmenlerimiz iktidara bir kez daha hatırlatma ihtiyacı duymuşlar.

Seçmen, bu kez sandıklarda bir başka ders notlarına imza attı. 31 Mart'ta seçimi 13 bin 729 farkla kazanan Millet İttifakı'nın CHP'li adayı Ekrem İmamoğlu'nun mazbatasının YSK'nın seçim yenileme kararıyla iptal etmesine tepkisini, Cumhur İttifakı'nın AK Parti'li adayı Binali Yıldırım ile arasındaki oy farkını, itiraz ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde, yüzde 9'a çıkararak gösterdi.

Bu durum nasıl meydana geldi? Diye 31 Mart ve 23 Haziran oyları arasındaki dengelere ve karşılaştırmalara bakıldığında ise ortaya çıkan sonuçlar ilginç. İmamoğlu'na sadece muhalefetten değil, Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP'den de önemli oranda oy kaydığını ortaya koydu.

Ekrem İmamoğlu'nun resmi olmayan sandık sonuçlara göre 800 binden fazla oy farkla kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle ortaya çıkan sonuçlar ve siyasi kulislerde bundan sonraki sürece ilişkin önemli bir yol gösterici olacak.

23 Haziran seçimlerine göre Ekrem İmamoğlu, İstanbul'un 39 ilçesinin tamamında oylarını en az yüzde 3, en fazla yüzde 10 oranında artırdı. İmamoğlu'nun en az oy artışı yaptığı ilçeler, Sultangazi ve Sultanbeyli'de yüzde 3 civarında olurken, CHP yönetimindeki Adalar'da oy oranı artışı yüzde 10'un üzerine çıktı.

CHP ilk kez İstanbul'un en muhafazakar ilçeleri arasındaki Fatih dahil, 31 Mart'ta AK Parti'nin önde olduğu 12 ilçede seçimi ilk sırada tamamladı. İmamoğlu, muhafazakar seçmenin yoğun olduğu ve 31 Mart'ta Yıldırım'ın önde olduğu Bahçelievler, Bayrampaşa, Beykoz, Beyoğlu, Çekmeköy, Eyüpsultan, Fatih, Sancaktepe, Şile, Tuzla, Üsküdar ve Zeytinburnu'nda sandıklarda oylarını artırmayı başardı.

Binali Yıldırım'ın oyları ise 31 Mart'a göre 48,63'ten, yüzde 45,09'a geriledi. Yani, 31 Martta Yıldırım'ın seçmenden topladığı bir kısım oyunun da İmamoğlu'na kaydığını ortaya koydu.

31 Mart'ta MHP seçmeninin bir bölümünün İmamoğlu'na oy verdiği biliniyor. 23 Haziran'daki seçimin sonuçları ise daha önce Yıldırım'a oy veren AK Parti ve MHP seçmeninin en az yüzde 3,5'inin İmamoğlu'na oy verdiğini ortaya koyuyor. Geçen seçimde yüzde 1,5 oyu olan Saadet Partisi seçmenden yüzde 1'lik bir oyun da İmamoğlu'na kaydığı anlaşılıyor. 31 Mart'ta 30 bin dolayında oy alan ve 23 Haziran'da adayını çeken DSP'nin oylarının da İmamoğlu'na gittiği görülüyor.

Peki, bu durumun izahı ne?

AK Partili seçmenler, kendi adayları dururken, neden bir başka adayı destekleme ve oy verme ihtiyacı duydular?

Geçmişte, AK Parti ile beraber hareket eden muhafazakar seçmenlerin bazıları bu kez neden kendi görüşlerini destekleyen parti yerine, bir başka partinin adayını desteklediler?

Bu sorularla ilgili olarak halktan gelen mesajlar şöyle;

AK Parti ile ittifak kuran MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı birleşenleri arasında, seçim öncesinde İmralı ile yapılan görüşmeler ve mektubun okunması, devletin ekranlarının bölücü başının kardeşine açılması gibi eylemler birinci sırada yer aldı. Senelerce terörle çarpışan, vatan, millet ülküsüyle devletine sahip çıkan Ülkücü kesim, yapılan bu gelişmeleri şiddetle kınamasına rağmen, sandıktaki gücünü böyle göstermiş oldu.

Yine AK Parti içindeki muhafazakar kesim, partinin ilk kurulduğu günlerdeki gibi Hizmet ve Devlet Partisi olmak yerine, bazı yöneticileri ve temsilcilerinin ihale takip eden hale gelmesiyle güven yitimine yol açtılar.

Bu yazdıklarım, AK Parti içinden oy kaybına yönelik yapılan ilk belirlemeler. Peki, tarafsız, kararsız seçmen neden muhalif adayı seçti. Gayet basit, “kazananın haklarının elinden alınmasına halkımız razı olmadı” mantığı ile hareket ettiler.

Yarın; İstanbul seçimleri (2)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246