Devletin en tepesindeki isim, Erdoğan “Organize işler var” diyor.

Muhalefet “Demokrasi” diyor.

Sandıklardan hileli oylar çıkıyor.

Birileri “Adalet” diyor.

Kazanan kim, kaybeden kim, belli değil.

Samanlıkta boncuk bulunmuş gibi.

O diyor ki “Benim” bu diyor ki “Benim”

Kimin olduğu belli değil henüz.

Demokrasi organize işler ile mi ayakta duruyor?

Adalet, hileli oylar geçerli oy sayılınca mı adalet oluyor?

Aklımızı peynir ekmek ile mi yedik nedir, anlayamıyoruz.

Bir taraf “Ben kazandım” derken iktidar “Bu nasıl kazanma, dur bakalım” diyor.

Halka rağmen demokrasi böyle mi oluyor?

Sahte oylar ile mi?

Apartmanlar var ama içinde oturanlar yok.

İkâmet edenler yok ama seçmen olarak varlar.

Sandıkta oyları da var.

Şeffaf varlıklar bunlar.

Bir varlar bir yoklar!

Demokrasi seçmenleri bunlar.

Yoklar ama sandıkta varlar.

Sahte seçmenler yani.

Organize işler değilmiş bunlar!

Demokrasi imiş.

Demokrasi kaçacak delik arıyor bunu diyenlerin elinden.

Adalet ise kavağa çıkmış, inmiyor parça parça ediliyor diye.

Bu nasıl demokrasi bu nasıl adalet?

Usulsüzlük var…

Sahte oylar var…

Hile var...

Kaçak sandık görevlileri var ve fakat demokrasi de var!

Adalet nerede?

Sağa sola bakıyorum, nerede diye.

İşlerine geldiği gibi.

Boncuk bulmuş gibi.

Sahip çıkan çıkana.

Demokrasi bas bas bağırıyor “Bu ben değilim” diye.

Adalet bas bas bağırıyor “Bu ben değilim” diye.

Israrla demokrasi ve adalet diyorlar.

Hadi hep beraber arayalım, neredeyse bulup getirelim ama bunların dediği demokrasi ve adalet bu değil.

Bunlar maske.

Yarın öbür gün çıkarır atarlar yüzlerinden.

Çünkü maske yapışık değil.

Hak eden kimse yok şimdilik İstanbul’u.

Hak edenler geçtiler makamlarına, oturdular koltuklarına.

Oldu da bitti, Maşallah.

Hayırlı uğurlu olsun.

Ancak İstanbul direniyor.

Bir oraya gidiyor bir buraya.

Tutanın elinde kalacak.

Şaşkın İstanbul.

Ne yaptığını bilmeyen İstanbul.

Çirkin yüzünü gösteriyor şimdi.

Oysa ne güzeldi canım İstanbul, böyle olmamalıydı.

Bin kocadan arta kalan deli yosma İstanbul böyle olmamalıydı.

Olmamalıda.

Kadir kıymet bilenin elinden tutmalıydı.

Kendini sevenleri bilmeliydi.

Gerçek aşıklarını tanımalıydı şimdiye dek.

Boğazına gerdanlık üstüne gerdanlık takanları kendine gelen yolları tanımalıydı.

Kendini dünyanın incisi yapanların kimler olduğunu artık anlamalıydı.

Kanmamalıydı sahte gülüşlere...

Nankörlük etmemeliydi…

Ah İstanbul, ah…

Sen vefasız değildin, ne oldu da böyle oldun?

Kimin sahte iltifatlarına kandın.

Hem kendini hem sevenlerini bedbaht ettin.

Ah İstanbul, ahhhh…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246