Rahmetli Oğuz Aral’ın ünlü Gırgır dergisinde Şeref Haktanır adlı bir çizgi roman kahramanı vardı.

Soyadı gibi hep haklının yanında yer alır; haksızlık yapana ve kendisini üzmeye çalışana da, umursamaz tavırlarıyla o bilinen deyişi değiştirerek; “İpimden aşağı, kapalı çarşı!” derdi.

Şu anda Türk milletinin çoğunluğu gibi ben de, bu sözleri sarf etme modundayım.

28 ülkenin, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1915’te Ermenilere ve yabancılara uyguladığı “tehcir” kararını “soykırım” olarak nitelendirmeleri yetmiyormuş gibi…

Dün de!..

Almanya Federal Parlamentosu’nun bu olayı “soykırım” olarak kabul etmesi.

Bana acilen Şeref’in o sözlerini anımsattı:

“İpimden aşağı kapalı çarşı!”

***

Neden böyle dediğimi yazacağım.

Ancak!..

Önce, bugünlere nasıl gelindiğini bir anımsayalım.

Avrupa Parlamentosu taaa(!) 1987 yılında 1915 ve 16 yıllarında gerçekleştirilen “Ermeni tehciri”ni “soykırım” olarak sınıflandırdı..

Ardından da başta Fransa olmak üzere, aralarında Rusya, İsveç, Hollanda, Belçika ve İsviçre’nin de bulunduğu çok sayıda ülkenin parlamentolarında benzer kararlar alındı.

Son olarak, Brezilya, Lüksemburg ve Avusturya da 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelendirdi.

Bu arada!..

Katoliklerin ruhani lideri Papa Françesko bile, geçen yıl bu olayların 100’üncü yılı dolayısıyla Vatikan’da düzenlendiği ayinde “20’inci yüzyılın ilk soykırımı” ifadesini kullandı.

Böylece!..

Bugüne kadar toplam 28 ülke, “tehcir”e “soykırım” diyerek gerçek yüzlerini göstermiş oldular .

***

Elbette Türkiye bu kararlara sessiz kalmadı.

Hepsini teker teker “çok şiddetli” biçimde kınadı.

Yetmedi!...

Bu ülkelerdeki büyükelçilerini “danışmak” üzere geri çekti.

Yine bu ülkelerin Ankara’daki büyükelçilerini, yoksa konsoloslarını Dışişleri’ne çağırarak gerekli fırçaları attı.

Kiminden olumlu, kiminden de olumsuz tepkiler alındı.

..Ve bazılarıyla işler biraz yumuşama aşamasına girince aynı büyükelçiler geri gönderildi.

Şu anda Almanya’nın Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu da, diğerlerinde olduğu gibi acele Türkiye’ye çağrıldı.

Ancak!..

Daha önceleri gelenler bir süre sonra geri gönderildikleri için.

Berlin Büyükelçisi için de “Gidiş- dönüş bileti cebinde” esprileri yapılmaya başlandı.

***

Neyse!..

Konuyu böylece özetledikten sonra Şeref Haktanır’ın o ünlü sözlerine dönelim.

Evet!..

Ben de alınan bu “soykırım kararlarını” kesinlikle umursamıyorum.

Çünkü biliyorum ki!..

Ortada “soykırım” diye bir olay yok!..

Sadece Osmanlı’nın çıkardığı bir kanunla savaş bölgesindeki Ermenileri savaş dışı bölgelere, özellikle de Suriye’ye “sürgün etme” olayı var.

Adına tehcir (toplu göç) denilen bu uygulamalar sırasında elbette vuruşmalar olmuş.

Elbette iki taraftan da on binlerce insan can vermiş.

Herklesin bildiğinin aksine, asıl Ermeniler ordumuzu arkadan vurmuş.

O nedenle!..

Tüm bu tartışmaları tarihçilere bırakmak varken, siyasi boyutlara taşıyanlara ben de;

“Senin kararını hem tanımıyorum; hem de umursamıyorum!

Bunlar da yetmiyorsa ipimden aşağı!”

Diyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192