Bursa ülkemizde en çok fuar düzenlenen kentlerden birisi. Ve bazı fuarlar var ki Bursa ile özdeşleşmiş durumda.

Geçmişte Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin kongresi ile birlikte organize ettiği zamanlardan beri inşaat fuarları da öyle olagelmiştir.

Dün Bursa’da inşaat fuarı sona erdi. Bu fuar, son birkaç yıldır gayrimenkul bölümü de eklenmiş haliyle gerçekleştiriliyor.

Açılışından itibaren birkaç gün üst üste fuarı gezme imkanım oldu ve üzülerek belirtmeliyim bu seneki inşaat ve gayrimenkul fuarı beni tatmin etmedi.

Fuarda birkaç firma öne çıksa da, esas büyüklerin katılmadığını gördüm…

Katılımcılar ile görüşmelerimde bekledikleri ilgiyi bulamadıklarını söylediler.

Nedeni elbette sektördeki durgunluk.

Nasıl olmasın ki, kimsede nakit yok. Ev alacakların neredeyse tamamı kredi kullanıyor.

Ama konut kredilerindeki faiz oranı son 8.5 yılın zirvesine ulaştığı için kredi de kullanılamıyor.

Bazı projelerin sahipleri çalıştıkları bankalarla yaptıkları özel anlaşmalarla düşük faizli uzun vadeli kredi imkanı sağlasalar da, 1.25’lere yaklaşmış olan konut kredisi faiz oranı ciddi anlamda caydırıcı oluyor.

Şimdi neden faizlerin düşmesi gerektiği belki biraz daha iyi anlaşılır…

Lokomotif sektör dediğimiz inşaatta yaşanan durgunluk domino taşı etkisiyle diğer sektörleri de etkilememeli…

* * *

Lokomotif sektör deyince turizm de aklıma geldi…

Dün Turizm Haftası başladı ve 22 Nisan’a kadar sürecek. Bursa’da da pek çok etkinlik gerçekleştirilecek. Ama nedense başka hiçbir şehrin veya bölgenin sahip olmadığı farklı turizm imkanlarının bulunduğu Bursa’da turizm bana göre hep üvey evlat muamelesi görüyor…

Mesela Uludağ’ı bile turizm açısından yeterince değerlendiremiyoruz.

Evet, Uludağ kış turizmi açısından önemli bir merkez ama Bursalılar kışın Uludağ’dan ne kadar faydalanabiliyorlar ki… Veya Bursa’da kış sporlarına ilgisi olanların kent nüfusuna oranı ne kadar ki…

Yaz aylarında ise kentimizde yaşayanların bir kısmı Uludağ’ı sadece günübirlik piknikçi olarak değerlendirmiyor mu?

Peki, Uludağ’da hizmet arzı yeterli mi?

Evet, büyük büyük turistik tesisler elbette gerekli ama Eğe ve Akdeniz’de, hatta Karadeniz’de bile aile işletmeciliği düzeyinde yaygınlaşmış olan anlayış Bursa’mızda niye yok?

Uludağ’da, hiç olmazsa köylerinde, sadece yemek ve konaklama hizmetiyle bile olsa aile işletmeciliği neden uygulanmaz ki…

Pek çok açıdan tok olan Bursa’nın, turizm hizmetleri arzını tabana yayamamış olması galiba temel sorun…

Galiba, Uludağ ve çevresinde; neredeyse 90’ına yaklaştığı halde mütevazi olduğu kadar samimi ve hizmet odaklı yaklaşımıyla, müşteriyi misafir olarak gören, yakın zamanda iki göz odasında konaklama imkanları da sunmaya başlayan Mehmet Kaya (Şeker Baba) gibi aile işletmesi sayısını arttırmamız lazım.

Belki o zaman turizm tabana yayılır, bu hizmetlerden faydalananlar ile birlikte Turizm Haftasını kutlayanların da sayısı artar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234